Oylayın 1.varyant. (ah balam) Süsen açmış sümbül açmaz gül ağlar. (ah yavru) Gül dalına bülbül konmuş ah ey zar ağlar. (ah yavru) Benim gönlüm melul mahzun. Ey ey kan ağlar ey. (ah) Gülü nedem cananımdan ayırdı. Hele hele yar yar yar yar yar ey. Canan yar ey yar ah ey.
Karyağdı eriyecek Fermanım yeriyecek Şu benim nazlı canım Toprakta çürüyecek Aman Ünes n'eyledin Canım Ünes n'eyledin Vurdun kana beledin
1Nisan Günü TRT 1 kanalında yayın hayatına başlayacak olan Bir Zamanlar Kıbrıs dizisi Kıbrıs Türklerini ve Kıbrıs Harekatı'nı konu edinirken dizide kullanılan şarkılar, müzikler ve türküler de oldukça merak edildi. Bizde bu konumuzda Bir Zamanlar Kıbrıs dizisi izleyicileri adına dizde kullanılmış olan şarkılar, türküler ve müziklerden detaylı bir şekilde
Lüleburgaz( Yunanca : Αρκαδιούπολις Arkadiopolis, Pomakça: Люлебургас Luleburgas ), Türkiye 'nin Kırklareli iline bağlı bir ilçedir. İlçenin sınırları dahilinde altı belde ve otuz köy bulunmaktadır. Çorlu, Çerkezköy, Edirne ve Tekirdağ 'dan sonra Doğu Trakya 'nın beşinci en büyük yerleşim yeridir
Bahtı Kara Yarim 1975 Başa Gelen Çekilir 1974 Kaderin Oyunu 1970 Ham Meyva 1970 Bir Aşk Türküsü 1969 Dost Hançeri 1969 Gelin Ayşem 1969 Kendi Düşen Ağlamaz 1969 Kara Tren 1966
cash. Biliyorum, bu güzel türküdeki kara tren çoktan tarih oldu. Şimdi modern makineler, yenilenmiş raylar ve akıllı makinistlerle gidiyor trenler… Gidiyor da nereye, nasıl, ne taşıyarak, nasıl taşıyarak gidiyor? “Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” diyordu Onuncu Yıl Marşı’mız… Örebildiğimiz kadarıyla. 25 yaşında 2 bin 500 kilometre ray döşeyen Divriğili Nuri Bey, daha sonra bizzat Atatürk tarafından kendisine verilen Demirağ soyadını alacak ve ilk Türk uçağını yapacaktı. Yaptı da… Hem yaptı hem ihraç etti fakat biz onu doğmamışa çevirdik, bugün adını Sivas Havaalanı’nda yaşatıyoruz sadece… Demir ağlara gelince… O günden bu yana rayların üzerinden çok tren geçti. TCDD; en köklü kurumlarımızdan biri halini aldı, bizi gururlandırdı. Treni modernize etmeye karar verince, yolcuları hızlandırmakla işe başladık. Ancak yolcuların alternatif hız yolları vardı, uçak, otobüs gibi… Fakat yükleri hızlandırmayı akıl edemedik ve şimdi bu yanlış önceliklendirme yüzünden Çin Treni; yola çıktığı yere dönebiliyor. Biliyorsunuz 4 Aralık’ta Çerkezköy’den yüklediği beyaz eşyayı, 12 günde Çin’e götürecekti ve bakanlı törenle uğurlanmıştı. Ardından yolundan döndüğü öğrenildi. TCDD açıklama yaptı ve Çin’den gelen ilave talepler, gümrükleme için Halkalı İstasyonu’na uğradığını söyledi. O halde Çin Treni’ni türkü ile uğurlayalım; “Gözüm yolda gönlüm darda, ya kendin gel ya da haber yolla…” RAYLARI DÖNÜŞTÜRDÜK AMA TCDD’Yİ DÖNÜŞTÜREMEDİK Çin treninin Halkalı’ya çekilmesi haberlerini TCDD; “kötü niyetli, haince” nitelendire dursun, bize yüklerimizi yurt dışına ve yurt içinde taşıyacak bir kurum lâzım. TCDD, yolcuların da şirketlerin de onun hizmetinde olduğunu sanıyor. Oysa bize hızlı, dakik lojistik hizmeti sunacak bir TCDD gerekiyor. Eleştirenleri “hain” diye damgalayan yönetimi değil…
Mustafa Tuna 1944 yılında memleketi Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde komşularının kızı olan Raziye’ye tutulur. Raziye Rum kızıdır. Mustafa Tuna’nın Babası “kanıma Rum kanı karıştırmam” diyerek konuyu kapatır. Bunun üzerine Raziye’yi başka birine verirler kısa sürede düğün hazırlıkları yapılır düğüne bir gün kala Mustafa arkadaşları ve aracı bir kadınla çeşmeye giden Raziye’yi dar bir yolda sıkıştırıp zorla kaçırır. Arabacı Raşit’in arabasına bindirerek hızla uzaklaşırlarken kendilerini Eskişehir yolu üzerindeki Kızıltepe ormanının içinde arabaları devrilir. Ormanda Mustafa’yı Jandarmalar ve Raziye’nin nişanlısının akrabaları çevirirler ve yakalarlar. Mustafa tutuklanır. Hapiste 27 gün yatar, Sorgu hakimi olan arkadaşının yardımıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalır ama olay bununla kapanmaz. Kız kaçırma suçundan ağır cezada yargılanır. Raziye’nin Mahkemeye gelip ben kendi isteğimle kaçmak istedim demesi de kurtarmaz Mustafa’yı ve 2 yıla mahkum olur. Mustafa’nın hapisliği sırasında Raziye’yi nişanlısı ile evlendirirler. Raziye mahkemede Mustafa lehine ifade verdikten sonra bir daha kocasının evine gitmez ve bu evliliğini kısa sürede bitirir. Raziye’nin babası Mustafa hapisteyken onunla görüşmek ister. Mustafa’nın babası buna izin vermez. Mustafa babasına bu kez karşı gelemez. Ancak bir yandan da Raziye ile görüşmektedir. Raziye Mustafa’ya bir aracı ile çevre göndermiş haber yollamıştır. Onun da Mustafa’da gönlü vardır. Türküyü de bu mahpusluğu sırasında söyler. Hapishaneden tüm Eskişehir’e dalga dalga yayılır türküsü. Mustafa bir türlü babasına karşı gelip ve Raziye’ye kavuşamaz. Terk-i diyar ederek Ankara’ya yerleşir. İnşaatlarda çalışır, daha sonra memur olur. Uzun yıllar Seyitgazi’ye gelmez. Ankara’nın Kalecik ilçesinden Hikmet Hanim ile evlenir. Çocukları olur. 22 yıl sonra ailesi ile birlikte Seyitgazi’ye tekrar yerleşir. Raziye de daha sonra Kadir isimli biriyle daha evlenir. 21 Temmuz 1989’da ölür. Türkü ile ilgili en ilginç notlardan birisi de Mustafa Tuna’nın, Raziye ve ailesi rencide olmasın diye Türküyü yaşadığı bir olay üzerine kendisinin yaktığı ve bu olayın Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yaşandığını yıllarca saklamasıdır. Hatta tuttuğu hatıra defterini de yakar. Bu nedenle Türkü bir süre görev yaptığı Zonguldak’a Bartın mal eder ve TRT kayıtlarında türkü bu şekilde geçer. Raziye’nin 1989 yılında ölmesi üzerine Mustafa Tuna şu şiir dökülecektir yüreğinden. “Açmış kolların kara toprak Seni bağrına basmak için Niçin, niçin, niçin? Çektiği ıstıraplar için.” Mustafa Tuna’nın Raziye için yazdığı başka şiirler de vardır. Türkünün hikayesi kahramanı söz yazarı ve bestecisi Mustafa Tuna’nın kendi anlatımından özetlenmiştir ve bizlere yine vuslatı mahşere kalan, hikayeleri dilden dile dolaşan türkülerini bırakarak göçüp gitmişlerdir bu fani dünyadan. Ruhları şad mekânları cennet olsun Karadır kaşların ferman yazdırır Bu dert beni diyar diyar gezdirir Lokman hekim gelse yaram azdırır Yaramı sarmaya yar kendi gelsin Ormanlardan aşağı aşar gelirim Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim Ormanların gümbürtüsü başıma vurur Nazlı yarin hayali karşımda durur Karadır kaşların benzer kömüre Yardan ayrı düşmek zarar ömüre Kollarımdan bağlasalar zincire Kırarım zinciri vararım yare Ormanlardan aşağı aşar gelirim Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim Ormanların gümbürtüsü başıma vurur Nazlı yarin hayali karşımda durur Uzaklara gittim gelirim diye Tabancam doldurdum vururum diye Hiç aklıma gelmez ölürüm diye Ölüm ver Allah’ım ayrılık verme Ormanlardan aşağı aşar gelirim Nazlı yari kaybettim ağlar gezerim Ormanların gümbürtüsü başıma vurur Nazlı yarin hayali karşımda durur Bu yazarın toplam 34 eseri bulunmaktadır.
şırdan bir yiyecek türüdür türkiye'de daha çok adana'da tüketin bir yiyecek. adana'da bu yiyecek bir insan nasıl çekirdek çitlerse adana insanlarıda şğrdan yemektedir. ve tadı fena olmamakla birlikte hayvanın midesinden yapılan yiyecektir. yemiş biri olarak söylüyorum ilk yiyenler biraz tiksinibilir ama 2. yemeden sonra ile alışkanlık yapar saygılarımla iyi günler adem01_hasretim 28/11/2018 1331
kara tren türküsü hangi yöreye aittir