Mucem-ul Müfehres ve Kur'an Fihristi sorumlusu : Kullanıcı:İsmail Çevik. Muhammed Esed Tefsiri Nejdet Topcu Kuyuluk İmam Hatibi nejdetoptcu@hotmail.com 0536 689 70 04-- Esat Ercil Gümrükçü Esat@ondergumrukleme.com 0535 516 96 55.
Kuran Meali ve Tefsiri. Kuran Meali ve Tefsiri. Hûd Suresi 99. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri. 21 Nisan 2021. Hûd Suresi 99. ayeti ne
MuhammedEsed. HÛD 11:115 - Ve sabret, sonuna kadar dayan: çünkü Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı hiçbir şekilde zayi etmez! Ve sabret, sonuna kadar dayan: çünkü Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı hiçbir şekilde zayi etmez!
Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendinin 2012 yılında yapmış olduğu Şura Suresinin tefsirine aşağıdaki tablodan ulaşabilirsiniz. No İsim 1. Hud Suresi Ayet 1-3 2. Hud Suresi Ayet 3-7 3. Hud Suresi Ayet 7-12 4. Hud Suresi Ayet 12-18 5. Hud Suresi Ayet 18-24 6. Hud Suresi Ayet 24-29 7. Hud Suresi Ayet 29-35 []
16mayis 2022-yusuf suresi 1-2 ayet. 09 mayis 2022-hud suresi 116-117 ayet. 25 nisan 2022-hud suresi 114-115 ayet. 18 nisan 2022-hud suresi 113 ayet. 11 nisan 2022-hud suresi 112 ayet. 04 nisan 2022-hud suresi 96 ayet ve sonrasi. 28 mart 2022-hud suresi 84 ayet ve sonrasi. 21 mart 2022-hud suresi 25 ayet ve sonrasi
cash.
❬ Önceki Sonraki ❭ وَٱصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ Diyanet Vakfı Ey Muhammed! Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez. Meallere göre Hûd Suresi 115. Ayet Tüm Mealler Hûd 115 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Hûd 115 Diyanet İşleri Başkanlığı Hûd 115 Elmalılı Hamdi Yazır Hûd 115 Ali Fikri Yavuz Hûd 115 Diyanet Vakfi Hûd 115 Elmalılı Hamdi Yazır Sade Hûd 115 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 Hûd 115 Fizilal-il Kuran Hûd 115 Hasan Basri Çantay Hûd 115 İbni Kesir Hûd 115 Ömer Nasuhi Bilmen Hûd 115 Tefhim-ul Kuran Hûd 115 Kuran Yolu Hûd 115
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun. 112- Ey Muhammed, sana emredildiği gibi dosdoğru ol; yanındaki eski sapıklıklarından tevbe edenler de öyle olsunlar. Sakın ölçüleri aşmayınız. Hiç kuşkusuz Allah bütün yaptıklarınızı görür, 113- Sakın zalimlere eğilim, yakınlık göstermeyiniz. Yoksa cehennem ateşi yakalar sizi; Allah’dan başka bir dostunuz, bir dayanağınız yoktur. O zaman O’nun yardımını göremezsiniz. 114- Gündüzün iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl ; iyi ameller kötülükleri giderirler. Bu hatırlatmalar öğüt alacak yetenekte olanlar için birer öğüttür. 115- Müşriklerin sana çektirdikleri sıkıntılara karşı sabret; çünkü Allah, iyi davranışları ödülsüz bırakmaz. Bu emir, hem Hz. Peygambere -salât ve selâm üzerine olsun- hem de onun yanında eski sapıklıklarından tevbe etmiş mü’minlere yöneliktir. “Sana emredildiği gibi dosdoğru ol.” Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- bu emrin dehşetini ve etkisini ta derinden hissetmişti. Hatta O’nun, bu emre işaret ederek şöyle dediği rivayet edilmiştir “Hud suresi saçımı ağarttı.” Ayette geçen istikamet kelimesi, itidal yani sağa sola sapmadan belirlenen metod doğrultusunda yol almak anlamına gelmektedir. Bu ise; sürekli uyanıklığı; tedbirli olmayı, yolun sınırlarını daima gözetmeyi, çeşitli yönlere az-çok eğilim gösterebilen insani tepkileri kontrol altında tutmayı gerektirir. Kısacası bu, hayattaki her harekette sürekli tetikte olmayı gerektiren bir durumdur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, emredildiği şekliyle dosdoğru olmaya ilişkin emirden sonra yeralan yasaklamanın, dinde kusur etmeyi, dini eksik yaşamayı önlemeye yönelik bir yasaklama olmadığıdır. Tersine azgınlık ve belirlenen sınırları aşma eylemidir yasaklanan. Çünkü dosdoğru olmaya ilişkin emir, arkasından vicdanda meydana gelen uyanıklık ve dikkatlilik durumu insanı aşırılığa ve abartılı davranışlara itebilir. Bu da Allah’ın dinini kolayken zorlaştırır. Oysa yüce Allah, dinini nasıl indirmişse, öyle yaşanmasını ister. İnsanların emredildiği şekliyle dosdoğru olmalarını ister. Aşırıya kaçmalarım, taşkınlık yapmalarını istemez. Çünkü taşkınlık ve aşırılık tıpkı vurdum duymazlık ve dini yarım yamalak yaşamak gibi bu dini, temel karakterinin dışına çıkarır. Bu nokta özenle dikkat edilmesi gereken büyük değere sahip bir noktadır. Ruhları, sapmadan, aşırıya kaçmadan veya ihmalkârlık göstermeden belirlenen yolda tutmak için gereklidir bu dikkat. “Hiç kuşkusuz Allah bütün yaptıklarınızı görür.” Ayette geçen “Basir = görür” kelimesi “Basiret”ten gelir ve bu konuya da son derece uygun düşmektedir. Çünkü bu konu basiretin, güzel kavrayış ve değerlendirişin vurgulandığı bir konudur. Öyleyse ey peygamber, emredildiğin gibi dosdoğru ol; senin yanında yeralan eski sapıklıklarından tevbe etmiş kimseler de öyle olsunlar. “Sanık zalimlere eğilim, yakınlık göstermeyiniz. Yoksa cehennem ateşi yakalar sizi.” Zalimlere dayanmayın, güvenmeyin. Yeryüzünde güç kaynaklarını ellerinde bulunduran, ellerindeki bu kuvvetle kulları Allah’ın dışında birtakım yaratıklara kulluk yapmaya zorlayan tağutlara, zorba zalimlere dayanmayın. Onlara dayanıp güvenmeyin. Çünkü sizin onlara güvenip dayanmanız, onların işlediği bu büyük kötülüğü onayladığınız anlamına gelir. Bu, onların işlediği büyük kötülüğün günahına ortak olmanız demektir. “Yoksa cehennem ateşi yakalar sizi.” Bu sapmanın cezası olarak… “Allah’dan başka bir dostunuz, bir dayanağınız yoktur. O zaman O’nun yardımını göremezsiniz.” Böyle bir dönemde belirlenen yolu dosdoğru izlemek son derece zor ve meşakkatli bir iştir. İnsana yardımı dokunacak kalıcı bir azığa ihtiyaç duyulur. İşte yüce Allah, Peygamberine -salât ve selâm üzerine olsun- ve O’nun yanındaki mü’min azınlığa yol azığı gösteriyor. “Gündüzün iki ucunda ve gecenin ilk saatlerinde namaz kıl.” Hiç kuşkusuz yüce Allah, tüm azıkların tükendiği bir sırada namazın kalıcı bir azık olduğunu biliyordu. İnsanın ruhsal yapısını dayanıklı kılan, kalplerin ağır yükümlülükleri olan gerçeğe sıkı sıkıya sarılmalarını sağlayan azık budur. Çünkü namaz, kalpleri, kullarına karşı merhametli, şefkatli, kullarına yakın ve isteklerine cevap veren yüce Allah’a bağlar. Karamsarlığa kapıldığı bir sırada, şu uğursuz ve günahkâr cahiliye toplumu içinde kendini yalnız hissettiği bir sırada üzerine yakınlık ve şefkat meltemlerini estirir. Ayet burada gündüzün iki ucundan söz ediyor. Bu gündüzün başlangıcı ile sonudur. Gecenin ilk saatlerinden maksat, gecenin akşama yakın saatleridir. Bu ise, sayı sıralaması getirmeden farz namazların vakitlerini kapsamaktadır. Farz namazların sayısı ve vakitleri Peygamberimizin sünneti ile belirlenmiştir. Ayette, namaz kılmak -eksiksiz ve dosdoğru bir şekilde- emredildikten sonra iyi amellerin kötülükleri giderdiği vurgulanıyor. Bu ifade geneldir ve tüm iyilikleri kapsamaktadır. Namaz da en büyük iyiliklerden biridir. Bu sınıflandırmaya öncelikle dahildir. Yoksa bazı tefsircilerin anladığı gibi kötülükleri gideren iyilik namazla sınırlı değildir. “Bu hatırlatmalar öğüt alacak yetenekte olanlar için birer öğüttür.” Namaz bir hatırlamadır, bu yüzden şu değerlendirme son derece yerinde ve namaza uygun düşen bir değerlendirmedir. Belirlenen yolda emredildiği gibi dosdoğru olmak, insanın sabretmesini gerektiren bir durumdur. Aynı şekilde yüce Allah’ın yalanlayanlara ilişkin yasasının gerçekleşmesi için belirlenen sürenin dolmasını beklemek de, sabırlı olmayı gerektirir. Bu yüzden, hem dosdoğru olmaya ilişkin emir, hem de ondan önce yeralan direktifler üzerine şu değerlendirme yeralıyor “Sabret, çünkü Allah iyi davranışlıları ödülsüz bırakmaz.” Emredildiği şekliyle dosdoğru olmak iyi bir davranıştır. Namazları vakitlerinde kılmak iyi bir davranıştır. Yalanlama tuzağına karşı sabretmek iyi bir davranıştır. Ve Allah iyi davranışlıları ödülsüz bırakmaz. GEÇMİŞLERİN AKİBETİ Sonra surenin akışı yeniden yokedilen şehirler ve geçmiş çağlar üzerine yapılan yorumu ve değerlendirmeyi tamamlamaya dönüyor. Üstü kapalı bir şekilde, şayet o çağlarda ya da o şehirlerde Allah katından kendileri için iyilik dileyen birtakım insanlar olsaydı, yeryüzünde bozgunculuğun yayılmasını önleselerdi, zalimleri zulmetmekten alıkoysalardı, yüce Allah’ın bu şehirleri kökten yoketme azabı ile cezalandırmayacağına değiniyor. Çünkü yüce Allah halkı iyi davranan şehirleri, haksız yere cezalandırmaz. Ya da bu şehirlerin halkı arasında yeralan iyi kimselerin gücü zulüm ve bozgunculuğu önlemeye yettiği sürece yüce Allah onları cezalandırmaz. Ama bu halk arasındaki mü’minler azınlıkta olsalar, toplum içinde etkinlikleri ve güçleri olmazsa, yüce Allah onları kurtarır. Ama bu şehirlerin halkı arasında şımaran kimseler, onları izleyenler, onlara itaat edenler çoğunluktaydı. Dolayısıyla bu şehirler halklarının zalimliklerinden dolayı cezalandırıldılar!
Hakkında Hûd sûresi Mekke’de inmiştir. 123 âyettir. İsmini, 50-60. âyetler arasında kıssası anlatılan Hûd almıştır. Mushaf tertîbine göre 11, nüzûl sırasına göre 52. sûredir. Nuzül Mushaftaki sıralamada on birinci, iniş sırasına göre elli ikinci sûredir. Yûnus sûresinden sonra, Yûsuf sûresinden önce Mekke döneminin son bir yılı içinde nâzil olmuştur. 12, 17 ve 114. âyetlerinin Medine’de indiği yolundaki görüş müfessirlerin çoğunluğunca kabul edilmemiştir İbn Âşûr, XI, 311; Reşîd Rızâ, XII, 2; Ateş, IV, 291. Konusu Hûd sûresinde itikat konuları, özellikle Allah’ın varlığı, birliği, peygamberlik gerçeği ve bunun önceki toplumlardaki tezâhürü ele alınmaktadır. Bunu misallendirmek üzere Hz. Hûd, Hz. Sâlih, Hz. İbrâhim, Hz. Lût, Hz. Şuayb ve Hz. Mûsâ gibi peygamberlerin kıssaları, Yûnus sûresine göre daha geniş bir çerçevede anlatılmaktadır. Bu misallerden hareketle Kur’an’ın mûcize oluşu, öldükten sonra diriliş, hesap ve âhiret hayatıyla alakalı mevzulara dikkat çekilmektedir. Fazileti Allah Resûlü Hûd sûresinin fazileti hakkında şöyle buyurur “Cuma günü Hûd sûresini okuyun.” Dârimî, Fezailü’l-Kur’an 17 Yine Efendimiz sûresi ve Vâkıa, Hâkka, Mürselât, Nebe’ ve Tekvîr gibi kardeşleri beni ihtiyarlattı” Tirmizî, Tefsir 57/3297 beyânıyla da sûrenin muhtevasının önemine ve bildirdiği sorumlulukların ağırlığına dikkat çeker. Çünkü bu sûrelerde fevkalade tesirli bir üslûpla önceki peygamberlerin tevhid mücadelesinden kesitler sunulmakta, kalpleri derinden sarsan kıyamet sahneleri tasvir edilmektedir.
Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an MealiSabırlı ol! çünkü Allah, güzel iş yapanların ödülünü zayi Okuyan Kur’an Meal-TefsirSabırlı ol! Şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü ziyan etmez. Edip Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiSabret, çünkü ALLAH, iyilik yapanların ödülünü Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiSabret. Allah güzel davrananların ödülünü Rıza Safa Kur'an-ı Kerim GerçekVe dirençli ol. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları ödülsüz İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’anVe diren unutma ki Allah iyilerin hak ettiği karşılığı azla zayi etmez!Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiSabret! Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıVe sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini sadeleştirilmiş Ve sabret, çünkü Allah iyi davrananların mükafatını ziyan Esed Kur'an MesajıVe sabret, sonuna kadar dayan çünkü Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı hiçbir şekilde zayi etmez!Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe MealiSabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiVe sabr et zira Allah muhsinlerin ecrini zayi' etmezSüleyman Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce MealiSabret, çünkü Allah güzel davrananların ecrini zayi sabret. Gerçekten Tanrı, iyilik yapanların ecrini Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimSabr-u sebat et. Zira Allah iyi hareket edenlerin mükafatını zaayi çünkü Allah ihsan edenlerin ücretini zayi Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe AnlamıSabret, Allah iyilerin ecrini zayi Yıldırım Kuran-ı Kerim ve MealiSabret, zira Allah iyi davrananların mükafatını zayi Hulusi Türkçe Kur'an ÇözümüSabret... Muhakkak ki Allah ihsan sahiplerinin mükafatını zayi Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran ÇevirisiSabret, çünkü ALLAH, iyilik yapanların ödülünü Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'anSabret! Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız Khalifa The Final TestamentYou shall steadfastly persevere, for GOD never fails to recompense the Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationAnd be patient, for God does not waste the reward of the good Quran A Reformist TranslationBe patient, for God does not waste the reward of the good doers.
hud suresi 115 ayet tefsiri