RAMAZAN YETKİN 2016 VİDEO DERS NOTLARI. Video 1. İLK TÜRK DEVLETLERİ. Türk kelimesi ilk Çin kaynaklarında, Türkiye kelimesi ilk Bizans kaynaklarında geçer. Anav: en eski, kültür bölgesi. Afenesyova: Türklere ait eserler, Türklerin en eski kültür merkezi. Tagar: En gelişmişidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde demiryolları Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırlarındaki ilk demiryolu 1860 yılında bir İngiliz şirketi tarafından kurulan İzmir-Aydın hattının bir bölümüdür. Sonra sırasıyla 1865’te İzmir-Kasaba, 1869-1877 yılları arasında Şark Demiryolları (Rumeli hattı) döşendi. Bende Anadolu'da ulusal kurtuluş hareketini başlatan cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 99’uncu yılını kutluyorum. Değerli milletvekilleri, gerek üniversite açmakta gerekse yüksekokuldan diplomalı gençler yetiştirmekte akılcı ve tutarlı yol, sayı kadar kalitenin de esas alınmasıdır. TürkAlman İlişkilerine Farklı Disiplinlerden Bakış- Editör: Mehmet ALTUNKAYA, Kemal DEMİR, Diren ÇAKILCI A- İNŞAAT, TAMİRAT, TADİLAT ve TESİSAT İŞLERİNDE İŞVERENLİK 1. Özel Olarak Yaptırma: a) Mülkiyeti (tapusu) gerçek veya tüzel kişilere ait bina ve diğer inşaatlar ile tamirat, tadilat ve tesisat işyerlerinde yapılan işler, bizzat mülkiyet sahipleri tarafından sigortalı çalıştırılmak suretiyle yapılıyor ise belirtilen kişiler işveren kabul edilecektir. cash. Bin yıllık resmi kayıtlar dışında şahıslar tarafından yazılmış böyle bilgi ve belge çok azdır. Hatıratlar, siyasi, sosyal, ekonomik gelişimle birlikte ve o devrin âdete bir panoramasıdır. Nereden geldiğimizi, atlarımızın kimler olduğunu, nasıl yaşadıklarını bilmemiz açısından da önem arz eder. Cumhuriyet döneminden itibaren bu tür bilgilere rastlamak memnuniyet verici bir olaydır. Ayrıca bu kitabın hazırlanmasında büyük emeği ve katkısı olan Erciyes Üniversitesi eski rektörü değerli Hocam Prof. Dr. Mehmet Şahin’e geleceğimize ışık tutacak bu eseri, kültürümüze kazandırdığı için teşekkür ederim. Cumhuriyetin kuruluş dönemlerine rastlayan ilk çocukluk yıllarımdan itibaren Kayseri’de yaşanan iktisadi, sosyal ve kültürel değişimlerin Sümer Bez Fabrikasının kuruluşundan itibaren de sanayileşme çabalarının birçoğunun canlı şahidi oldum ve bu çabalara doğrudan katkıda bulundum. Ben anılarımı yazmayı hiçbir zaman düşünmemiş bunu gençlik hevesi olarak görmüştüm. Yakın tarihimizin iktisadi, sosyal ve kültürel değişimleri konusunda çalışmalar yapan Sayın Prof. Dr. Mehmet Şahin ile geçmişle ilgili sohbetlerimiz oldu. Anlattığım hatıralar Sayın Şahin’in ilgisini çekti ve gelecek nesillere aktarma konusunda beni ikna etti. Bu işi üstlendiği takdirde ona yardımcı olacağımı söyledim. Bazı fotoğraf ve belgeler de ekleyerek hatıratı zenginleştirdik ve kitap haline getirdik. Bu kitapta anlatılanların daha güzel bir gelecek için genç nesillere ışık tutmasını, bu ülkede son yüzyılda yaşanan zorlukları ve sancıları daha iyi anlatmalarına katkıda bulunmasını; sanayileşme, modernleşme ve kalkınma tarihimizi yazacak olan araştırmacılarda yararlı olmasını diliyorum diyor, Dr. Sait Molu. Hatırat, dört bölümden meydana gelmiş. Kitabın sonunda Prof. Dr. Mehmet Şahin tarafından bir değerlendirme yazısı eklenmiş. Birinci bölümde; Molu ailesinin kökleri, dip dedeleri Molu’lu Arif Ağa ve Darsıyak'lı Hacı Mahmut Efendi ile ilgili bilgilere yer verilmiş. İkinci bölümde; Cumhuriyetle birlikte ailedeki büyük değişimi başlatan ve çevreninde değişimine çok önemli katkıları olan, baba Arif Molu’nun müteşebbisliği, iş hayatı ve sosyal faaliyetleri, Üçüncü bölümde; Sait Molu’nun çocukluğu, eğitim ve iş hayatı, Dördüncü bölümde; KARSU Tekstil Fabrikasının kuruluş ve gelişim hikâyesi anlatılmıştır. Değerli Hocam Eski Erciyes Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mehmet Şahin kitapla ilgili sunuş yazısında hatırat üzerinden sanki bir devirdeki değişim ve gelişimin evreleri anlatılıyor diyor. ve devam ediyor. Büyük toprak ağası olan bir aileden gelen baba Arif Molu, önce ticarete, sonra taşeronluğa, sonrada demiryolu müteahhitliğine geçiyor ve sonrada sanayici oluyor. Çocuklarını yurt dışında okutuyor, onların yeni bir sanayici nesil olarak yetişmelerini sağlıyor ve onlarla birlikte ailede bir burjuvalaşma süreci başlıyor. Molu ailesi, iktisadi, sosyal ve kültürel açıdan çok büyük bir değişim ve dönüşüm geçiriyor. Bu kitapta anlatılanlar “Molu ailesi “ hikâyesi üzerinden Kayseri’nin ve hatta tüm Anadolu’nun çağdaşlaşma sancılarının dinamiklerine ve dönüm noktalarına dair çok önemli ipuçları veriyor ve nedenini nasılını biraz daha iyi anlamamızı sağlıyor. Bundan dolayı, bu kitapta yazılan hatıraları önemsiyor, bunların derlenmesi ve yayınlanmasına katkıda bulunduğum için de kendimi mutlu hissediyorum. Hatırat, bir ailenin hikâyesi üzerinden son yüzyılın Kayseri’de yaşanan gelişimlere ışık tutmaktadır. İşte Sayın Molu’nun hatıratı bu yüzden önemlidir. Hocamın bu yazdıkları kitabın adeta özetidir. MOLU AİLESİNİN KAYSERİ’DE YAPTIĞI İLKLER Arif Molu, Cumhuriyet döneminin idealist bir iş adamı ve müteşebbisidir. Kayseri Şeker Fabrikası’nın kurulması için Halka açık ilk şirketi kurulmasına öncülük etmiştir. Orta Anadolu Mensucat Fabrikası Arif Ağa önderliğinde kurulmuştur. Türkiye’de halk sektörünü meydana getiren, Kayseri’de ilk akaryakıt ticareti yapan, ilk benzinlik işini başlatan kişidir. Kayseri’de modern anlamda ilk un fabrikasını yapmış, Sümer Bez Fabrikası’nın ilk modern evlerinin müteahhitliğini üstlenmiştir. Niğde Gebere Barajı inşaatını 1938 yılında yapımını gerçekleştirmiş. Toprak dolgu barajı olarak yapılan Türkiye’nin ikinci barajını inşa etmiştir. Baharda Sarımsaklı suyunu kışın Ambara doğru çevirtir, arazinin her tarafı göl olur, toprak yıkanır. Baharda sular boşalır. En güzel Ambar kavunları yetişirmiş. 1929 yılında Dodge marka otomobiline yolda gördüğü köylü kadınlara, çocuklara kıyamaz içine doldururmuş. Kayseri’de ilk kez şehirde ve bağ evindeki banyolarına küvet ve termosifon koydurmuş. Talas Amerikan kolejinden esinlenerek yapılan evlerinin bahçesinde voleybol sahasında da aileden kızlar ile hep birlikte voleybol oynarlarmış. 1931 yılında Tayyare Fabrikasını tetkik için gelen Amerikalılar Kayseri’de otel olmadığı için Zincidere deki bu konakta kalırlarmış. Gündüz Hatipoğlu’nun akrabası Arif Molu ile ilgili gözlemlerini şöyle anlatıyor; Türkiye’de 1939 lu yıllarda işini çok mükemmel yapan müteahhit yoktu. Şantiye tekniği, işi organize edişi ve yapış tarzı, o zamanki müteahhit anlayışının ötesindeydi. Kimsenin evinde buzdolabı yokken şantiyede buzdolabı, mühendislerinin de son model arabaları vardı. ARABA HİKÂYESİNİ MOLU ANLATIYOR Bir gün annem Beyoğlu’na terziye gitmiş. Şoför Burhan Bey annemi beklerken bir askeri jeep ile komutan, yaveri ve birkaç asker gelmiş şoförü indirip arabayı alıp götürmüşler. Birinci ordu komutanın Emir subayı babama bir çek getirdi. Babam bu çeki kabul etmedi. “mademki bu devletin bu arabaya ihtiyacı var feda olsun” dedi. Babam çok karizmatik, çok gururlu, son derce vatanperver ve ismiyle müsemma hakiki bir “ağa adam ”idi. DİYABAKIR-CİZRE DEMİRYOLU HATTI Babam, tam bir idealist ve samimi bir Müslümandı. Adam gibi adam dedikleri cinsten, dosdoğru bir adamdı. “Madem harp nedeniyle ülkemin bu demiryolu inşaatının bir an önce bitmesine ihtiyacı var ve madem hükümetin parası yok, ben bu işi yaparım ve paramı harpten sonra alırım ”dedi. Olağanüstü maddi ve manevi sıkıntılara katlanarak inşaata devam etti ve tüm taahhütlerini zamanında yerine getirdi. İşini yarım bırakan müteahhitler harp bittikten sonra daha yüksek fiyat almak suretiyle işlerine yeniden başladılar. İşini daha önce bitiren babam ise devletin kendisine vaat ettiği farkını alamadı. Danıştay madem müteahhit işe devam edip tamamlamış. Demek ki iş eski fiyattan yapılabiliyormuş diye babamın talebini reddetti. HACI ÖMER SABANCI’NIN NASİHATI Bu nedenle babam çok büyük bir zarara uğradı. Bunun üzerine 1944 yılında işini ve ailesini Kayseri’ye nakletti. Hacı Ömer Sabancı “Bak yiğenim baban Gayseri’ye gitmekle yanlış yaptı. Böyük yerin böyük karıda olur, güccük yerin karı güccük olur.” Diye nasitta bulundu. İkinci dünya harbi sonrasında Kayseri’de İzzet ve Hüseyin Bayraktar’ların babası Mehmet Bayraktar’a ait tek bir taksi vardı. Harp yılları benzin sıkıntısı olduğu için babam sosyal sorumluluk ve edep duygusuyla otomobilini garaja çeker. Talas’tan Kayseri’ye faytonla gidip gelirdi. Babam birinci dünya harbindeki yenilginin Osmanlı İmparatorluğun çöküşünün mütareke ve işgal döneminin acılarını derinden yaşayan ve bunları asla hazmedemeyen bir insandı. DEVELİ’YE GAMBERLİ OSMAN AĞAYI ZİYARET Milli Mücadelede emeği geçenlere karşı çok büyük saygısı vardı. Bir gün Kayseri’den Develi’ye Çöp Bacak Mustafa’nın taksisiyle kardeşim Metin ’ide yanına alarak Milli mücadelede büyük katkıları olan, Develinin eski Belediye Başkanı Gamberli Osman Coşkun Ağayı ziyarete gitmişti. ULU CAMİİNİN RESTORSYONU Babam, Kayseri Ulu Camiinin restorasyonunu vakıflara rağmen yaptırdı. Kendi imkânlarıyla halkın bağışlarını biriktirip camiyi tümüyle yıktırıp restore etti. Her sabah dörtte kalkar, sabah namazını kılar, sonra cami inşaatının başına giderdi. İnanan bir adamdı. Beş vakit namazını hiç kaçırmazdı. Gösterişi ve riyayı asla yılında Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünün kurulmasına öncülük etti. 1961 yılında CHP iktidarda olduğu halde iki milyon lira alacağını alamadı. İflas durumuna gelmesine rağmen partili olduğu halde o yakınlığı asla kullanmadı. BAŞBAKAN MENDERES KAYSERİ’DE Başbakan Adnan Menderes 1957 yılı seçimleri için Kayseri’ye gelmiş Orta Anadolu Fabrikasının açılışını yapmış. Onu babam karşılamış, önünde çok güzel bir konuşma yapmış ve fabrikayı gezdirmiş. Menderes Erzincan da umduğunu bulamadığı için Kayseri’de keyfi yerine gelmiş. İbrahim Kirazoğlu’na bu adam hangi partiden diye sormuş? Bize bu tür adamlar lazım, ne yaparsanız yapın bu adamı bizim partiye kazandırın demiş. Kirazoğlu düzgün bir insandı, amcam Emin Molu’nun Belediye Başkanlığı zamanında yanında yetişmişti ve bizim ailemize de çok değer verirdi. Menderes’e “Arif Ağa Halk Partilidir, İnönü’yü sever, şerefli bir adamdır, partisini değiştirmez” demiş… Eğer babam bunu kabul etseydi eminim daha sonraki iktisadi hayatında sıkıntıları ARİF AĞA Arif Molu, Erciyes kadar Kayserili, bembeyaz saçların taçlandırdığı dik başıyla da ikiz kardeş gibi, tıpatıp Erciyes’in benzeri….Yaratıcı zekâsı, yorgunluk, yılgınlık bilmeyen çalışkanlığı, yenilgi kabul etmeyen çelik iradesiyle, Kayseriliyi Kayserili yapan, Kayseriliyi dillere destan eden, kusursuz bir Kayserili tipiydi. Diye yazmış Edebiyat öğretmeni, Gazeteci Muharrem Barut. Yazısının devamında Arif Bey, düşenin elinden tutar, iftiraya uğrayanı savunur, bir iş-güç sahibi olmak isteyeni destekler, işi düzeni bozulanın yardımına Hızır gibi yetişirdi. Yiteni bulucu, bozulanı yapıcı, yoku yaratıcı, her dara düşeni derdini dert edinici yönüyle dedelerinin tıpkı tıpkısına benzerdi. Diye anlatır. Molu; Babam, çevresindeki beşeri ve maddi varlıkları değerlendirme ve nemalandırma konusunda hassasiyet gösterirdi. Babam, hem fizik olarak güçlüydü, hem de manevi cesareti çok yüksekti. Çok cesur ve gözü kara adamdı. Ayrıca çok temiz ve şık giyinirdi. Unvanı Arif Ağa idi. Kayseri’ye mal olmuş Molu Ailesi’nden ahirete intikal edenleri rahmetle, hayatta olanları saygıyla anıyorum. M. Orhan Cebeci yazdı... Mühürzâde Mehmed Nuri Demirağ, d. 1886, Divriği, Sivas – ö. 13 Kasım 1957, İstanbul, Türk iş adamı, siyasetçi. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları inşaatının ilk Demirağ Kimdir ülkemize katkıları?Nuri Demirağ, Türkiye'de ilk uçak fabrikasının kuruluşu, ilk sigara kağıdı üretimi, ilk yerli paraşüt üretimi gibi ilkleri gerçekleştiren, İstanbul Boğazı üzerine köprü yapılması, Keban'a büyük bir baraj yapılması düşüncelerini ilk kez gündeme getiren kişidir. Özellikle havacılık sanayisinde başarıları ile Demirağ ne yaptı?Ankara'nin doğusuna ilk demiryolunu yaptı. İlk yerli paraşütü yaptı. 1922'de ilk Türk sigara kagidini üretti. Bursa'da Sümerbank'in Merinos fabrikasını Demirağ Kimdir ve Hayatı?Nuri Demirağ, Mühürzâde Mehmed Nuri Bey 1886; Divriği, Sivas – 13 Kasım 1957, İstanbul , Türk iş adamı, siyasetçi. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları inşaatının ilk müteahhitlerindendir. … Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalefet partisi olan Millî Kalkınma Partisi'nin Demirağ kimdir hangi partiden?Özellikle havacılık sanayisinde başarıları ile anılır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalefet partisi olan Millî Kalkınma Partisi'nin Demirağ ne zaman doğdu?1886 Nuri Demirağ/Date of birthYurdumuzda ilk demiryolu yapımını gerçekleştirdi kimdir?Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırlarındaki ilk demiryolu 1860 yılında bir İngiliz şirketi tarafından kurulan İzmir-Aydın hattının bir bölümüdür. Sonra sırasıyla 1865'te İzmir-Kasaba, 1869-1877 yılları arasında Şark Demiryolları Rumeli hattı Demirağ ne zaman öldü?13 Kasım 1957 Nuri Demirağ/Date of death Cevap Planlı Ekonomiye Geçiş Ekonomi de devletçiliğin uygulamasına geçilmesi, ülke sanayisinin öncelikle nasıl kurulacağı sorusunu gündeme getirmişti. Çözüm için Sovyet Rusya dan esinlenerek sanayileşmenin titizlikle izlenecek bir plana bağlanması uygun görülmüştü. Sermaye azlığı ve sanayii ye elverişli bir iç pazarın zayıflığı, batı kapitalizmine uygun bir sanayileşmeye olanak vermemekteydi. Tarıma dayalı Osmanlı ekonomisi bir toprak sanayi yaratamadığı gibi köylüleri de tam anlamıyla toprak sahibi amaçla çağrılan Prof. Orlof başkanlığındaki bir Sovyet heyeti 1932 Ağustosunda Türkiye’ye gelmişti. Sovyet uzmanlar, kurulması gerekli görülen sanayii kuruluşlarına ilişkin raporlarını iktisat bakanı Celal Bayar’a vermişlerdi. Bakanlıkça gözden geçirilen ve yeniden yazılan raporu 16 Aralık 1933’te bakanlar kurulunda görüşülmesine başlanmıştı. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı olarak kabul edilen planın uygulama görevi Sümerbank’a verilmişti. Birinci beş yıllık sanayii planını hazırlayan Sovyet heyeti dışında, 1933 Haziranında ülkenin ekonomik durumunu incelemesi için Hines başkanlığında bir ABD heyeti de çağrılmıştı. İki hafta boyunca Ankara’da ve İstanbul’da incelemeler yapan heyet kısa bir rapor vererek geri dörtte biri Sovyetlerden getirtilecek tesisler ve onlardan alınacak kredilerle gerçekleştirilecekti. Planda belli bir sanayisinin demir sanayisinin Karadeniz Ereğli’sine bağlı yerlerde ve sahilden biraz içerilerde, kağıt sanayisinin de İzmit’te kurulması 15 üretim kolunda 1932’ye kadar olan gelişmeleri inceledikten sonra, 1938 yılı sonuna kadar kurulması öngörülen işletmelerin nerelerde kurulması gerektiğine ve bunların yatırım tahminlerine ilişkin bilgileri içermekteydi. Toplam yatırımlar için gerekli kaynağın % 5’ini İş Bankası geri kalanının da Sümerbank’ça yapılacağı beş yıllık planın uygulamasına çalışılırken, 1936’da ikinci bir plan için çalışmalara başlanmıştı. İktisat Bakanı Bayar’ın girişimiyle o yılın ilk günlerinde Ankara’da bir Sanayi Kongresi düzenlenmişti. Bunun açılışında konuşan Bayar Türkiye’nin hammadde pazarı olmaktan çıkıp sanayileşmesinin zorunlu olduğunu belirttikten sonra, bu girişimde özel sermaye yede yer verileceğini belirtmiştir. Dokuma ve Şeker sanayii kuruluşları için devlet ve özel sektör arasında bire sınır belirlediklerini söylemişti. Kurulması düşünülen Demir ve Çelik sanayii için yatırım bedellerinin bakır ve kurşun gibi madenlerle ödenmesinin istendiğini de beş yıllık sanayii planı, hazırlanmış olduğu halde resmen kabul edilip yürürlüğe konmamıştı. 1937’de 3 yıl süreli bir Maden Programının uygulanmasına başlanmıştır. 16 Eylül 1938’de bir bakanlar kurulu kararıyla Dört Yıllık Plan yürürlüğe konmuştu. Böyle olduğu halde savaş olasılıklarının artması bu planın da gerçekleşmesini olanaksız çerçevesinde alınan önlemler Türkiye’yi 1932’den başlayarak dünyadaki ekonomik bunalımın etkilerinden kurtarmada büyük etken olmuştu. Ayrıca sanayileşme yolunda atılım yapma olanağı bulunmuştu. 1929’dan sonra ithal edilecek malların hacmi kotalara bağlanarak sınırlanmıştı. Böylece 1932’den sonraki dönemde ticaret bilançosu 1938’e kadar fazla vererek İktisadi Kuruluşları KİT’ler ancak bu önlemlerle kurulabilmişti. Sanayi kuruluşları için gereken kaynakları yaratmak ve bunları yönlendirmek amacıyla 1925’de kurulan Sanayi ve Maden Bankası daha sonraları devlet sanayii ofisinin ve Türkiye Sanayi ve Kredi Bankası diye iki kısma ayrılmıştı. Birinci beş yıllık sanayi planının hazırlandığı 1933’de bunu uygulamak amacıyla bu iki kurum Sümerbank adıyla birleştirilmişti. Yine bu plan çerçevesinde Madencilik ve Enerji kaynaklarını bulmak ve bunları işletmek için 2 Haziran 1935’de Eti bank kurulmuştu. Bunları 1937’de bir KİT olarak örgütlenen Denizbank aracılığıyla yapılan yatırımlar sonucunda Türkiye’deki sermaye oluşumunda büyük artışlar sağlanmıştı. Bunun gayrı safi milli hasılaya oranı, 1926 yılında % 2 iken, 1939’da % 6’ya çıkmıştır. Yalnızca İmalat sanayi ve madencilik kesiminde ise oran % 50’yi bulmuştu. Sanayii yatırımlarının toplam yatırım içindeki payı da % 30’a Demiryolu, Bankacılık, Ticaret, İmalat, Madencilik, Elektrik, Hava gazı vb. alanlarda iş gören 94 yabancı sermayeli şirketten 22’si satın alınarak millileştirilmişti. Bu arada yabancıların elindeki Demiryollarının tümüde satın alınmıştı. Cumhuriyet’ten önce yapılmış olan km karşı, km. daha eklenerek demiryollarının uzunluğu km’ye çıkarılmıştır. Yabancı sermayeye dayanan sanayileşme modeli yerine öz kaynaklara dayanan “yarı-otarşik” bir sistemim uygulanmasına özen gösterilmiştir. Öyle ki 1939 yılına gelindiğinde Türkiye Şeker, Çimento, kereste, kauçuk ve deri ürünleri alanlarında kendi gereksinimlerini tümü ile karşılayacak duruma gelmişti. Ulusal gereksinimlerin yeterlilik yünlü dokumalarda % 83’e, pamuklularda % 43’e, kağıt ve mukavvada % 32’ye ve cam eşyada % 63’ Beş Yıllık Kalkınma Planı Bu ön planlama deneylerinden sonra, ekonomik buhranın etkilerinin Türkiye’de yoğun biçimde hissedilmeye başlandığı 1932 yılında ilk çalışmalar sanayi planı başlıca iki kısımdan meydana gelmiştir. Birinci kısmında dokuma, maden, selüloz, seramik, kimya sanayisi dallarında kurulması önerilen yirmi fabrika hakkında raporlar, ikinci kısmında iktisat vekaletinin yeniden kurulması için yapılan öneriler yer almıştır. Çok sınırlı alanda öneriler getiren plan Sümerbank’ın elinde uygulanma olanağı bulunca, bir yandan 4 yılda 5 yıllık plan sloganıyla uygulama hızlandırılmaya çalışılmış, öte yandan planlama faaliyeti başka sektörleri de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmıştır. Dış ticaret açığını kapamakta başvurulabilecek yollardan biride maden çıkarılmasını ve dışsatımını gerçekleştirmekti. Birinci sanayi planı uygulanırken bu yolda da adımlar atılmaya başlanmış; 1935 yılı Haziranında da Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü, Elektrik İşleri Etüt İdaresi ve Etibank kurulmuştur. Etibank, Sümerbanka benzer bir şekilde maden çıkarımı ve elektrik üretimi konularında hazırlanacak projelerin finansman ve uygulama örgütü olacaktır. Böylece maden ve enerji kesiminde araştırma örgütleri, plan ve Etibank birbirini tamamlayan bir kompleks oluşturacaktır. Birinci sanayi planının kapsadığı sektörlerde yeni bir program hazırlanması gereksinmesinin ortaya çıkması daha 1936 Ocağında ikinci sanayi planının hazırlıklarına girişilmesine neden Beş Yıllık Kalkınma Planı İkinci sanayi planı 1936 Ocağında İktisat Vekaleti kendine bağlı araştırma kurumları ve yatırımcı bakanlıklar, genel kurmay ve milli müdafaa vekaleti temsilcilerinin katıldıkları bir sanayi kongresi toplayarak ikinci sanayi planının temel çerçevesinin saptamıştır. Bu planı stratejik seçmeleri büyük ölçüde birinci sanayi planının devamıdır. Yalnız bu planda, dış ticaret açığının kapanması için dışsatımın artırılması istenmektedir. Bu planda, hazırlanan sanayileşmenin gerektirdiği dışalım artışını karşılamak için dışsatım istenmektedir. Bu nedenle bu planda ithal ikamesinden çok dışsatıma arttırmaya ağırlık plan, birinci plana göre daha büyük bir programdır. 100 yeni tesisin yapılmasını öngörmektedir. Birinci planda 45 milyon TL. yatırımla kişilik bir istihdam yaratılması öngörülürken, ikinci planda 112 milyon TL.’lik yatırımla kişilik bir istihdam yaratılması öngörülmüştür. İkinci planda, birinci plana çok az yer almış olan madencilik, enerji santralleri, toprak sanayi, gıda sanayi, makine sanayi ve kimya sanayisine yer verilmiştir. Sanayii kuruluşlarının yer seçiminde de iki plan arasında farklılıklar vardır. Birinci planda fabrikalar demiryolu güzergahı üzerindeki küçük Anadolu kentlerine dağılırken, ikinci planda kömüre dayalı enerji santralleri etrafında bir sanayi kompleksi oluşturacak biçimde sanayilerin toplandığı plan 1936 yılında hazır olmasına karşın finansman sağlanamadığından hemen uygulamaya konulamamış, önce 1937 yılında planın madencilik kesimi bir Bakanlar Kurulu kararıyla “Üç Yıllık Maden Programı” adıyla uygulamaya konulmuş, 1938 yılında ise İngiliz ve Alman dış yardımının sağlanması üzerine 1938 Eylül’ünde İkinci Planda önemli değişiklikler yapılarak Üçüncü Sanayi Planı hazırlanmıştır. Bu plan Sümerbank, Etibank, Denizbank, Toprak Ofisi, Emlak ve Eytam Bankası eliyle 168 milyon liralık yatırım öngörmekteydi. Ama İkinci Dünya Savaşı’nın ufukta belirdiği bir dönemde bu planın uygulanmasına gidilmeyip, 1939 Nisan’ında, savaş çıkarsa bu koşullarda ülkenin kendine yeterliliğini arttıracak yatırımlara öncelik veren, çok dar kapsamlı bir, İktisadi Savunma Planı hazırlanmasına gidildiyse de savaşın çıkması üzerine bu plan da

demiryolları inşaatının yapımını başlatan kişidir