Gösterim 1672. 1. Orucu Bozan ve Bozmayan Şeyler.Unutarak yemek – içmek orucu bozar mı? · Yıkanmak orucu bozar mı? · Oruçlu iken ihtilam olan veya cünüp olarak sabahlayan kişinin durumu nedir? · Parfüm ve kolonya orucu bozar mı? · Oruçlu kimse diş tedavisi yaptırabilir mi? . 2.
Abdest bozulunca namaz da bozulmuş olur. Tebessüm sessiz olduğu için, namazı da, abdesti de bozmaz. Yalnız kendi duyup işiteceği kadar hafif gülmek ise, namazı bozar, fakat abdesti bozmaz. * Şâfiîlere göre, namaz içindeki kahkaha ile bile abdest bozulmaz. 10 - Kadınla erkeğin birbiriyle fâhiş mübâşeretleri de abdesti bozar.
Dişler arasında yemek artığı kalıp, altı yıkanamazsa, gusül caiz olur; çünkü su akıcı olup, bu artıkların altına sızar; fakat bu artıklar, katılaşmışsa, gusül caiz olmaz; çünkü su, bunun altına sızmaz Bunda zaruret ve güçlük de yoktur (Halebi-yi kebir) Dişlerin arasında, diş kovuğunda katılaşmış yemek artığı bulunursa, gusül sahih olmaz(Kadıhan
Ağlamak Abdesti Bozar mı diyanet. dinimizde abdestliyken ağlamanın hükmü nedir abdest bozulurmu. Cevap: Gözyaşı Dökmek Abdesti Bozar mı? Göz ağrısı gibi hastalıktan meydana gelen akıntının abdesti bozacağı, böyle kimsenin özür sahibi sayıldığından her namaz için zaman girince abdest alması lâzım geleceği
Abdest alımı hakkında bilgilenmek isteyenler, arayışa koyuldu. İslam alemi için farz olan abdest almak Müslümanlar için şarttır. Peki abdest nasıl alınır? Abdest alırken nasıl
cash. Plastik diş plağı takmak tadı yoksa fazla tükrük yapsa bile oruca zarar Bozmayan Şeyler Resul-u Ekrem unutarak yiyen ve içen bir sahabeye hitaben "Orucunu tamamla!. Sana ancak Allahu Teâlâ yedirdi ve içirdi" İbnül-Hümam, Felhül-Kadir, ll, 62 buyurduğu bilinmektedir. Dolayısıyle oruç tutan bir mükellef unutarak yer, içer veya cima ederse orucu bozulmaz. Bu hususta orucun farz veya nafile olması arasında fark yoktur Molla Hüsrev, Dürerül-Hükkâm, I, 64. Oruca niyet etmiş bir mümin uyur ve uykuda iken ihtilâm olursa, orucu bozulmaz. Zira Resul-u Ekrem "Üç şey vardır ki, bunlarla oruç, tutan kimse iflas etmiş olmaz Kan aldırmak, kusmak ve ihtilâm" hükmünü beyan buyurmuştur. Esasen ihtilâmda cinsi münasebetin ne sureti, ne mahiyeti mevcut değildir. Herhangi bir kadına baktığı ve bu sebeble menisi geldiği zamanda da durum aynıdır. Bu da düşünerek menisi gelen kimse gibidir Merginânî, Hidaye, I, 122. Resul-u Ekrem "Kim kusmak zorunda kalırsa, ona kaza yoktur. Her kim de kasden kusarsa kaza etsin"buyurduğu sabittir. Hanefî fukâhası; "Kusma ile oruç bozulmaz. Fakat isteyerek ve kasden kusan kimse ağız dolusu ve bir kaç defa kusarsa, kaza etmesi gerekir" hükmünü, zahirü'r rivaye olarak benimsemiştir. Bunların dışında "Göze sürme çekmek, krem ve zeytinyağı gibi yağlı maddeleri vücûda sürmek, dedi-kodu ve gıybet yapmak, kendi arzusu ve fiili olmaksızın boğazına duman, un, toprak tozu veya sinek kaçması; cünüp olarak sabahlamak; iftar etmeye niyet edip de iftar etmemek; yemeksizin herhangi bir maddenin tadını boğazında hissetmesi; mesaneye geçmemek şartı ile erkeğin tenasül uzvuna su veya yağ gibi maddelerin akıtılması; yara üzerine konan kuru ilâç; burunda birikmiş olan sümüğü boğaza çekip yutmak; nohut tanesinden daha küçük olan ve dişler arasında bulunan yiyeceği yutmak" orucu bozmaz Fetevay-ı Hindiyye, I, 202-204. Ancak başta dedi-kodu ve gıybet olmak üzere, bu fiillerin tamamından kaçınmak gerekir. Nitekim Resul-u Ekrem "Kim yalan söylemeyi ve yalan ile amel etmeyi bırakmazsa, Allahu Teâlâ o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına hiç kıymet vermez, iltifat buyurmaz"hadisi, önemli bir konuyu gündeme getirmektedir Yalan, gıybet ve dedikodu gibi fiiller, orucun sevabına zarar verir. Hatta İmam Evzaî'nin ve Süfyan-ı Sevrî'nin "Gıybet ve yalan orucu bozan hallerdendir. Oruçlu iken gıybet eden kimselerin ve yalan söyleyenlerin kaza etmeleri gerekir" İbn Hacer, Fethul-Bâri, Kahire 1959, IV, 73 buyurduğu bilinmektedir. Bu müctehidlerin "Evzaî'lik" ve "Sevrîlik" mezheplerinin kurucusu olduğu dikkate alınırsa, meselenin ciddiyeti daha iyi kavranır. Bugün bu iki mezhebin izleyicileri yoktur. Ancak yalan, dedi-kodu ve gıybetin bütün Ehl-i Sünnet'in müctehid imamlarınca "haram" kabul edildiği sabittir. Dolayısıyla, oruç tutan her mükellef gerek zahirî, gerek bâtinî şartlarına riayet hususunda çok titiz olmak mecburiyetindedir. Orucu Bozan ve Kefareti Gerektiren Haller Resul-u Ekrem "Oruç, vücûda girenden dolayı bozulur" İbnül-Hümâm, II, 72 buyurduğu bilinmektedir. İnsan, fıtratının gereği olarak gıda maddelerini boğaz vasıtasıyla vücûduna ulaştırır. Malum olduğu gibi en tabii yol budur. Bunun dışında kulak, burun, ön ve arka menfezler gibi, arızî yollarla da vücûda ilâç vs. gibi şeylerin girmesi mümkündür Kur'an-ı Kerim'de "Amellerinizi iptal etmeyiniz" Muhammed, 47/33 hükmü beyan buyurulmuştur. Farz olan Ramazan-ı Şerif orucunu kasden ve taammüden bozmak büyük bir cinayettir. İhlâsla niyet ettiği bir ameli meşrû bir sebep yokken bozmak "Ameli iptal etmek" hükmündedir. Fukaha, Resulullah "Kim Ramazan ayında orucunu bozarsa; onun üzerine zıhar yapan kimsenin üzerine lâzım gelen şey keffaret gerekir" hadisini esas alarak, "Kasden orucunu bozan mükellef; arka arkaya olmak şartı ile altmış gün oruç tutmak mecburiyetindedir. Bu, o mükellef üzerine farzdır. Ayrıca aynı bozduğu orucu kaza etmesi gerekir. Bir mükellefe hem kaza, hem keffaret'in gerekli olması için bazı şartların tahakkuku gereklidir. 1 Kasden orucu bozmuş olmak şarttır Oruca niyet eden mükellef hata ederek iftar ederse, sadece kaza gerekir. Meselâ abdest alırken ağzına su verdiği anda, elinde olmayarak boğazına su kaçarsa orucu bozulur. Ancak bu fiilde kasıt unsuru mevcut değildir. Günü gününe kaza etmesi gerekir. 2 Kendi iradesi ile bozmuş olmalı; zorlama ve ikrah bulunmamalıdır Kendisiyle cim'a edilen kadın, bu fiile razı olmuşsa; hem kaza, hem keffâret gerekir. Ancak cima zorlama ve ikrah sonucu olmuşsa, kadına sadece gününe gün kaza gerekir. Çünkü orucunu bozması hususunda zorlanmıştır, ihtiyarı mevcut değildir. 3 Oruca başladıktan sonra hastalanmaması veya sefere çıkmaması esastır Mükellef oruca niyet ettikten sonra hastalanır veya sefere çıkarsa, muhayyerdir. İster durumuna katlanır orucunu tamamlar; ister iftar ederek gününe gün kaza eder. 4 Mükellef Ramazan orucunu tutarken, geceden niyet etmiş olmalıdır. 5 Mükellef orucunu bozarken, tabii gıdalardan veya gıda yerine geçebilecek yiyecek ve içeceklerden faydalanmış olmalıdır Meselâ çakıl taşını veya demir parçasını yutan kimsenin orucu bozulur. Ancak keffâret gerekmez. Zira bunlar gıda olmadığı gibi, gıda yerine geçecek besleyici özelliğe de sahip değildirler Merginanî, Hidâye, I, 124. Orucu bozan ve sadece kazayı gerektiren hususlara gelince; Mükellefin herhangi bir kasdı olmadan, zorlama ve hata sonucu orucu bozulursa, gününe gün kaza etmesi gerekir. Meselâ Ramazan ayında oruca niyyet eden bir mümin, unutarak yeyip-içer veya cima eder, daha sonra da sırf cehaleti sebebiyle orucunun bozulduğu zannına kapılarak iftar ederse; günü gününe kaza eder. Kezâ, kustuğu için veya kan aldırdığı için orucunun bozulduğunu zanneden ve sırf bu zan sebebiyle orucunu yiyen kimsenin durumu da aynıdır. Zorla iftar ettirilmiş olan kimsenin veya hataen orucunu bozmuş olan mükellefin de sadece kaza etmesi esastır. Keffâret lâzım gelmez Fetevây-ı Hindiyye, I, 201. Bu durumlarda şu kaide uygulanır Kasden ve kendi ihtiyarîyle herhangi bir meşru özrü bulunmadan Ramazan orucunu bozan mükellefe hem kaza, hem keffâret gerekir. Bunun dışında, kendi ihtiyarı olmaksızın ve meşru bir özür sebebiyle orucunu bozan kimseye, sadece gününe gün kaza gerekir. Orucu bozan ve sadece kazayı gerektiren hususlar şunlardır. 1 Mazmaza ve istinşak Ağıza ve buruna su verme anında midesine su kaçıran kimsenin orucu bozulur. Gününe gün kaza gerekir. 2 Cünûb olarak sabahlayan bir mümin gusül abdesti alırken boğazına su kaçırırsa orucu bozulur; kaza gerekir. Bu sebeble, cünüb olarak sabahlamamaya özen göstermek veya gusül abdesti alırken dikkatli olmak şarttır. 3 Oruca niyet eden mükellef çakıl, kuru çamur, pamuk, kuru ot ve kağıt gibi gıda özelliği olmayan maddeleri yutarsa orucu bozulur; kaza gerekir. 4 Meşrû bir özür sebebiyle; makadından şırınga iğne yaptıran veya mesanesine ilâç veren kimsenin orucu bozulur, gününe gün kaza gerekir. 5 Kendi iradesi olmaksızın ağzına kar ve yağmur tanesi kaçan ve bunu yutan kimsenin orucu bozulur; gününe gün kaza gerekir. 6 Bir kimse oruçlu iken karısını öpse ve bu sebeble inzal vaki olsa, orucu bozulur. Gününe gün kaza gerekir. 7 Ramazan ayının dışında herhangi bir oruca niyet eden mükellef, orucunu kasden dahi bozsa, kaza vacib olur; keffâret gerekmez. Keffâret sadece Ramazan-ı Şerif orucunun bozulması ve bu fiilde mükellefin kasdı sebebiyle gündeme giren bir cezadır. Boğaza huni ile bir şey akıtmak; ağzına aldığı bir şeyle boyanmış tükrüğü yutmak; karnında veya başında olan bir yaraya akıtılan ilaç mideye veya beyine ulaşmak; zorla oruç bozmak; dişleri arasında kalan nohut tanesi kadar şeyi yemek; unutarak bir şey yedikten sonra orucun bozulduğunu sanarak bile bile yemek ve içmek; kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak; ağız dolusu gelen veya getirilen kusmuğu geri çevirmek; kendi isteğiyle boğazına veya genzine duman çekmek; sabah olmuşken, daha vakit var diye sahur yapmak; güneş batmadan, battı zanniyle oruç açmak; Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak; Ramazan orucuna niyyet etmeyerek gündüz yiyip içmek; oruçlu ve mukim iken yolculuğa çıkıp orucunu bozmak; makata su veya yağ akıtmak, bez veya pamuk sokmak; uyurken birisinin ağzına su damlatmak; Oruca niyet etmeden bütün günü oruçlu gibi yemeden içmeden ve cinsî ilişkide bulunmadan geçirmek; kadının tenasül uzvuna bir şey damlatması, yaş parmağı ile rutubet salması veya tıkadığı bezin kaybolması; Ramazan orucunu gündüzün bozduktan sonra hastalık, hayız ve lohusalık gibi şer'i bir özrün meydana gelmesi gibi durumlarda oruca kaza gerekir. Ramazan da bunlardan biriyle orucu bozulan kimseye, fecrin doğuşundan sonra temizlenen hayızlı ve nifaslı kadına, ikamet eden misafire, sıhhat bulan hastaya, iyileşen deliye, buluğa eren çocuğa, müslüman olana günün geri kalan kısmını oruçlu gibi geçirmek farzdır. Bir görüşe göre de müstehaptır. Bu şekilde vaktin hakkı verilmiş olur. Son ikisi hariç diğerlerinin, tutamadıkları oruçları uygun bir vakitte kaza etmeleri gerekir. Resul-u Ekrem "Sana şüphe veren şeyi terk et; şüphe vermeyen şeye bak!. " Fethül-Kadir, II, 94 buyurduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, her mümin oruç ibadetini edâ ederken titiz olmak mecburiyetindedir. Meselâ, oruçlu iken banyo yapmak veya denize girmek, yutmamak şartı ile herhangi bir şeyin tadına bakmak ve bunun gibi bir çok husus "mekruh" olarak nitelendirilmiştir. Ancak meşru bir özür sebebiyle bunlara cevaz verilmiştir. Meşru bir özür mevcut değilken bir şeyin tadına bakmak veya denize girmek, ibadeti tehlikeye sokabilir. Kaldı ki orucu bozulan kimsenin dahi gündüz boyunca imsak etmesi yeyip-içmemesi vacibtir. Oruçluya mekruh olan hususlar şunlardır Bir şeyi dilinin ucuyla gereksiz yere tatmak sinirli bir kocanın karısı, eşinin kızacağından korkuyorsa yemeğin tuzuna bakabilir; lüzumsuz yere bir şey çiğnemek ufak çocuğu için bir şeyi çiğnemesi gereken bir kadın oruç tutmayan başka birini bulamazsa kendisi çiğneyebilir; sakız çiğnemek sakızın evvelce çiğnenmiş” beyaz ve dağılmaması şarttır. Aksi takdirde mekruh olmakla kalmaz, oruç bozulur; kendisinden emin olmayan bir kişinin hanımını öpmesi, boynuna sarılması veya kucağına alması; tükürüğü ağızda biriktirip yutmak; kan aldırmak ve kendini zayıf düşüreceğini tahmin ettiği yorucu bir işte çalışmak. Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler Misk ve gül gibi bir şey koklamak; gözüne sürme çekmek; bıyığına yağ sürmek; zayıf düşmeyecekse, kan aldırmak; misvak kullanmak, ağzı fırça ile yıkamak; ağza su alıp gargara yapmak; burnuna su çekmek; nefsinden emin olmak ve ileri derecede olmamak şartıyla öpmek ve sarılmak; serinlemek ve harareti gidermek için duş almak veya ıslak beze sarınmak Bu görüş Ebu Yusuf'a aittir. Fetva da buna göredir. İftar vaktinde "Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkike eftartü ve savmi ğadin min şehri Remadâne neveytü fağfir mâ kaddemtü ve mâ ahhartü" demek sünnettir. Anlamı "Allahım senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim senin verdiğin rızıkla orucumu açtım, yarın ki Ramazan orucuna da niyyet ettim. yaptığım günahları bağışla". Ayrıca hurma ile; yoksa su ile oruç açmak da sünnettir. Oruç Tutmamayı Mübah Kılan Özürler Kur'an-ı Kerim'de "Ey iman edenler!. Sizden evvelki ümmetlere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç yazıldır farz kılındı. Ta ki korunasınız. O Ramazan ayı sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta yahut yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. İhtiyarlığından veya şifa ümidi olmayan hastalığından dolayı oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye lâzımdır. Bununla beraber kim gönül isteği ile bir hayır yaparsa, işte bu onun için daha hayırlıdır. Oruç tutmanız sizin hakkınızda fidye vermenizden hayırlıdır; bilirseniz" el-Bakara, 2/183-184 hükmü beyan buyurulmuştur. Dikkat edilirse, hangi hallerin oruç tutmamayı mübah kıldığı nasla belirtilmiştir. I Hasta Olmak Mükellef, hastalık sebebiyle nefsinin telef olmasından veya bir azasını kaybetmekten korkarsa, oruç tutmaz. İmam Merginani "Hastalığın artması veya uzaması bazen ölüme götürebilir. Bu durumda ondan sakınmak artmasından veya uzamasından kaçınmak gerekir" diyerek konunun hassasiyetine işaret eder. Hastalık, tecrübe veya mümin bir mütehassıs doktorun teşhisiyle kesinlik kazanır. 2 Sefere çıkmak Yolculuk Ramazan ayında sefere çıkacak olan bir mükellef, geceden oruca niyet etmeyebilir. Bu mübahdır ve nasla sabittir. 3 Şeyh-i Fani İhtiyar Olmak Oruç tutmaya gücü yetmeyen ihtiyar kimse iftar eder ve her gün için bir yoksula fidye verir. İmam Merginani "Bu hususta asıl olan Allahu Teâlâ "Oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye vermek lâzım gelir" hükmüdür. Şayet oruç tutmaya gücü yeterse, fidye batıl olur. Çünkü fidyenin oruç yerini tutabilmesinin şartı, acizliğin devam etmesidir" el-Hidâye, I, 127. Şeyh-i fani olma hali hangi yaşta başlar? Fukaha bu soruya cevap verirken, farklı yaşlar üzerinde durmuştur. Ancak şeyh-i fanilik fazla ihtiyarlık hali, insandan insana farklılık gösterir. Fetevay-ı Hindiyye'de I, 207 "Şeyh-i fani, ölüme kadar hergün kuvveti noksanlaşan kimsedir ki, bunlar tekrar kuvvet bulmadan vefat ederler. Bahru'r-Raik'te de bu şekilde tarif edilmiştir. Bu durumda olan kimseler, dilerlerse fidyelerini Ramazan-ı Şerif ayının başında, bir defada verirler. İsterlerse bunu ayın sonuna bırakırlar. Fidye verdikten sonra oruç tutmaya gücü yeter hale gelirse, vermiş olduğu fidyenin hükmü geçersiz olur. Bu kimsenin önceden tutamamış olduğu oruçlarını kaza etmesi gerekir" diye kaydedilir. 4 Hayız ve Nifas Hali Hayız ve nifas halindeki kadınların oruç tutmaları haramdır. Hz. Âişe validemiz, "Bizlerden birisi Resul-u Ekrem zamanında, hayızdan temizlendikten sonra orucunu kaza eder, namazı ise kaza etmezdi" Fethül-Kadir, I,114 buyurduğu sabittir. Dolayısıyle hayız ve nifas halindeki kadınlar, o hal içerisinde iken oruç tutamazlar. Daha sonra geçirdikleri günleri temizlendikten sonra kaza ederler. 5 Hamilelik ve Çocuk Emzirmek Dürrü'l-Muhtar'da "Zann-ı galip ile, kendi hayatından veya çocuğunun hayatından korkan hamile yahut zahirü'r rivayeye göre, anne olsun, süt anne olsun emzikli kadın oruç tutmayabilir" İbn Âbidin, IV, 338 hükmü kayıtlıdır. Esas olan; gerek hamile, gerek çocuk emziren kadınların, kendi nefislerinin veya çocuklarının helâk olma tehlikesinin bulunmasıdır. Nitekim Fetevay-ı Hindiyye'de "Hâmile olan veya çocuk emziren kadınlar; gerek kendi nefislerinden, gerekse çocuklarının helâk olmasından korkarlarsa oruç tutmayabilirler veya iftar edebilirler. Bu durumdaki kadınlara keffaret gerekmez, daha sonra oruçlarını kaza ederler" denilmektedir I, 207. 6 Helak Olma Korkusu ve Yılan Sokması Ramazan ayında, düşmanla savaşacağını bilen ve oruç tuttuğu takdirde zayıf düşerek gerektiği gibi cihat edemeyeceğinden endişe eden mücahit oruç tutmayabilir I, 208. Dürrül Muhtarda, "Zorlanan ikrah, helâk olmaktan veya akli melekelerini kaybetmekten korkan kimse ile kendisini yılan sokan kimsenin iftar etmesinin mübah olması" hükmü kayıtlıdır. Bütün bunları, ayette geçen "hasta olma" anlamı içerisinde düşünebiliriz. Kendisini yılan sokan bir kimsenin acilen tedavi olması esastır. Bu durumda iftar eder ve gününe gün kaza yolunu tutar. Çünkü, gecikme halinde telef olma korkusu söz konusudur. Bunun meşru bir mazeret olduğu sabittir. Oruçla İlgili Diğer Meseleler Oruç tutan mükellefin misvak kullanması sünnettir. Nitekim İbn-i Abidin bu hususla ilgili olarak şunları zikreder "Misvak kullanmak da mekruh değildir. Bilâkis başkaları gibi oruçluya da sünnettir. Delili, Peygamber "Ümmetime meşakkat vereceğini bilmesem her abdest aldıkça ve her namaz kıldıkça onlara misvakı emrederdim" hadisinin umum ifade etmesidir İbn Âbidin, IV, 332. Ramazan ayını baygın geçiren kimse, sıhhat bulduktan sonra oruçlarını kaza eder. Bu hususta icma vardır. Ancak, bir deli Ramazan ayının son günü zevalden önce iyileşmiş olsa, kendisine kaza lâzım gelmez. Ramazan ayında, gündüz vakti bir çocuk buluğa erse veya kâfir, müslüman olsa, o günün geri kalan saatlerinde oruçlu gibi davranır. Yani, orucu bozan şeylerden uzak durur, ondan sonraki günlerin orucunu edâ eder. Geçen günleri kaza etmesi gerekmez. Sıhhat bulan hastalar ve seferleri sona eren yolcular, daha önce tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Bu hususta ihtilâf yoktur. Alimlerin ekserisinin görüşü budur. Bir mükellefin, daha önceki Ramazan ayına ait kaza borcu bulunsa, fakat bu sırada Ramazan-ı Şerif girse; o kimse edâyı kaza üzerine takdim eder. Yani önce, yeni giren Ramazan ayının orucunu tutar; daha sonra kaza oruçlarını tamamlar. Nafile olan oruçlarda da, özürsüz olarak iftar etmek helâl değildir.
Abdest, müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma şekli olarak tarif edilir. Abdest, daha çok namaz kılmak için belirli bir sıra ile alınır. Peki abdest nasıl alınır? Abdestin farzları nedir? Abdest hangi durumlar bozulur? Abdest alınması mezheplere göre değişiyor mu? Abdest alırken niyet etmek şart mı? İşte abdeste dair temel bilgiler... ABDEST NASIL ALINIR? Dört mezhebin farz saydığı hususları da içerecek şekilde sünnet ve adabına riayet edilerek, abdest şöyle alınır Niyet ve besmele ile abdeste başlanıp önce eller bileklere kadar ve parmak araları da ovuşturularak üç defa yıkanır. Varsa deri üzerindeki hamur, boya, sakız gibi maddeler temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Misvak veya diş fırçası ile, bunlar yoksa sağ elin parmaklarıyla dişler temizlenir. Sağ el ile üç defa ağza, üç defa da burna su verilir. Üç kere yüz yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa, sonra aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın üstü bir defa mesh edilir. Bu şekilde başın dörtte birini mesh etmek yeterli ise de iki elle başın tamamının mesh edilmesi Maliki mezhebine göre farz, diğer mezheplere göre sünnettir. Eller yine ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şahadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dahil olmak üzere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına özen gösterilir. ABDESTİN FARZLARI NELERDİR? Abdest, “belli organları usulüne uygun olarak su ile yıkamak ve bazılarını da ıslak el ile mesh etmek” şeklinde tarif edilir. Abdestle ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, başınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer su bulamazsanız temiz toprakla teyemmüm edin” Maide, 5/6 buyrulur. Hz. Peygamber de hem abdestin nasıl alınacağını müslümanlara fiili olarak göstermiş hem de abdestsiz olarak kılınacak hiçbir namazın Allah katında kabul olunmayacağını belirtmiştir. Abdestin bu ayette ifadesini bulan dört farzında sünni fıkıh mezhepleri ittifak etmişlerdir. Ancak Hanefi mezhebinin dışında kalan diğer üç sünni mezhebin bunlara bazı şartlar ilave ettiği görülür. Mesela abdeste niyet etmek bu üç mezhebe göre, abdeste başlarken besmele çekmek Hanbeliler’e göre, dört farzın ayette sayılan sıraya uygun yapılması tertip Şafii ve Hanbeliler’e göre, bu işlemlerin ara verilmeden yapılması Maliki ve Hanbeliler’e göre farzdır. Abdest alırken niyet etmek farz mıdır? Abdest alırken niyet etmek, Hanefi mezhebine göre sünnet, diğer üç mezhebe göre farzdır. Hanefiler, abdest ayeti olarak bilinen Maide 5/6 ayette emredilen fiiller arasında niyetin bulunmayışını delil olarak alırlar. Çünkü bu ayette; yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başı mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte yıkamak emredilmektedir. Zira abdestte; kirlerden temizlenme nitelikleri ağır basmaktadır. Dolayısıyla hikmeti bilinen bir ibadet olarak abdestte niyet etmek şart değildir. Ayrıca, namazın şartlarından olan necasetten taharet’ ve setr-i avret’te niyetin zorunlu olmayışı, abdestte de niyetin farz olmadığını gösterir. Abdest alırken niyet etmenin farz olduğunu söyleyenler ise; Cenab-ı Hakk’ın “Onlar dini yalnız Allah’a has kılarak, ona kulluk etmekle emrolunmuşlardır.” Beyyine, 93/5 ayeti ile Hz. Peygamber “Bütün ameller niyetlere bağlıdır…” hadisinden hareketle her ibadette olduğu gibi abdestte de niyet etmenin farz olduğunu söylemişlerdir. Mezhepler arasında abdestin farzları konusunda farklılık var mıdır? Hanefilere göre abdestin farzları, Kur’an-ı Kerim’de Maide, 5/6 ifade edildiği üzere; yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başı mesh etmek, ayakları topuklarla birlikte yıkamaktır Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 11. Şafiilere göre bu şartlara ilaveten, abdeste niyet etmek ve tertip abdest organları yıkanırken ayetteki sırayı gözetmek de farzdır Şirbini, Muğni’l-Muhtac, Beyrut, ts. , I, 47-54. Hanbeliler, tertibi ve organların ara verilmeden art arda yıkanmasını muvalat el-Buhuti, Keşşafu’l-Kına’, Beyrut, 1402, I, 175; Malikiler ise, niyet ve abdest organlarının art arda yıkanması yanında, organların yıkanırken ovulmasını da abdestin farzlarından sayarlar Haraşi, Şerhu Muhtasari Halil, Daru’l-Fikr, Beyrut, ts, I, 120. Öte yandan abdestin ittifak edilen farzlarının detayıyla ilgili de mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır. Hanbelilere göre yüzü yıkamanın kapsamına ağza ve burna su vermek dahildir İbn Kudame, el-Muğni, Daru Alemi’l-Kütüb, ts. , I, 166. Aynı şekilde hem Malikilere, hem de Hanbelilerce tercih edilen görüşe göre başın tamamını mesh etmek, başı mesh etme farzının kapsamındadır. Abdestin sadece farzlarıyla yetinildiğinde abdest geçerli olur mu? Abdestin farzlarıyla alakalı olarak Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinizle birlikte ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın.” Maide, 5/6 buyrulmuştur. Bu ayetten hareketle abdestin farzları; dirseklerle beraber elleri ve yüzü birer defa yıkamak, başın dörtte birini bir defa mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte aşık kemiklerine kadar bir defa yıkamak şeklinde belirlenmiştir. Ancak Peygamberimiz abdest alırken, ellerini dirsekleri ile beraber üç kere yıkamış, ağzına ve burnuna üçer kere su vermiş, yüzünü üç kere yıkamış, başını mesh etmiş, ayaklarını bilekleriyle beraber üç kere yıkamış ve şöyle buyurmuştur “Kim benim abdest aldığım gibi abdest alır ve aklından dünyalık şeyleri geçirmeden iki rekat namaz kılarsa geçmiş günahları bağışlanır” Buhari, Vüdu, 2324, 25. Dolayısıyla Hz. Peygamber aldığı gibi abdest almak sünnettir. Bir Müslümanın, yerine getirmekle yükümlü olduğu herhangi bir ibadetin sorumluluğundan kurtulması için o ibadetin farzlarını ve vaciplerini yerine getirmesi yeterlidir. O ibadetin sünnetleri elde edilecek sevabın arttırılmasına vesile olur, terk edilmeleri halinde ise bir sorumluluk doğurmaz. Ancak abdest alırken sünnetlerini kasten terk etmek mekruhtur. Abdestli olup olmadığını unutan ya da abdestinde şüphe eden bir kimse ne yapmalıdır? Bir kimse abdest aldığından emin olduğu halde, abdestini bozup bozmadığı konusunda şüpheye düşse, o kimse abdestli sayılır. Öte yandan abdestini bozduğunu bildiği halde, sonradan abdest alıp almadığından şüphe eden kimse de abdestsiz sayılır. Çünkü kesin olarak bilinen bir şey şüphe ile ortadan kalkmaz Mevsıli, el-İhtiyar, İstanbul, ts. , I, 11; İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, I, 101- 102. Abdest alırken belli duaları okumak şart mıdır? İlmihal kitaplarında abdest alırken her organın yıkanması sırasında okunacak me’sur bazı dualara yer verilir Nevevi, el-Ezkar, Beyrut, 1421, s. 28- 29. Hz. Peygamber, her organ yıkanırken okunması için ayrı ayrı dua zikretmese de, abdestin bitiminde okunması için ümmetine şu duayı öğretmiştir. “Ben inanır ve şahitlik yaparım ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine inanırım ki Muhammed O’nun kulu ve Peygamberidir. Allah’ım beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle” Hz. Peygamber kim bu duayı okursa kendisi için Cennetin sekiz kapısının açılacağını ve dilediği kapıdan içeri girmesine izin verileceğini müjdeler” Tirmizi, Taharet, 41. Bayılma ve aklını yitirme abdesti bozar mı? Az ya da çok süre bayılmak, çıldırmak akıl hastası olmak, yürüyüşte gayrı ihtiyari bir sallantı meydana getirecek derecede sarhoş olmak veya sara nöbeti tutmak gibi aklın algılama gücünü gideren şeylerle abdest bozulur. Bunların kendileri abdest bozucu değildir. Ancak bu durumda olanlar, yaptıklarını veya kendilerinden meydana gelen şeyi bilmedikleri için abdestleri bozulmuş olur Mevsıli, el-İhtiyar li ta’lili’l-Muhtar I, 10. Özen göstermeyenin abdesti geçerli olur mu? Abdestte, yüzü, dirseklerle birlikte kolları yıkamak, başı mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte yıkamak farzdır. Yıkanması gereken organların, kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması ve başın dörtte birinin mesh edilmesi durumunda abdest geçerlidir. Zaruret olmadan bu organlardan az da olsa bir miktarı kuru kalırsa abdest sahih/geçerli olmaz.. Peygamberimiz, abdest alırken ayaklarını yıkayıp ökçelerine su ulaşmayan birisini gördüğünde “Vay bu ökçelerin ateşten haline” Buhari, Vudu 27, 29; Müslim, Tahare 25, 26, 28 diyerek uyarıda bulunmuştur. Yine Peygamberimiz abdest alıp da ayağında tırnak kadar bir yer kuru kalan birisi yanına geldiğinde ona “Dön de abdestini güzelce al” buyurmuşlardır Müslim, Tahare, 31; Ebu Davud, Tahare, 67; İbn Mace, Tahare, 139. Suyun abdest organlarının tamamına ulaşabilmesi için varsa parmaktaki yüzüğün oynatılması, el, yüz ve ayakta bulunan ve suyun deriye temasını önleyen maddelerin imkan dahilinde çıkartılması gerekir İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, I, 104. Abdestin yukarıda belirtilen farzlarının yanı sıra besmele ile başlamak, niyet etmek, organları üçer defa yıkamak gibi sünnetleri de vardır. Bu sünnetler, abdestin farzlarını tamamlar ve daha fazla sevap kazanmaya vesile olur. Farzları yapmış olmak, alınan abdest için geçerlidir. Ancak abdest alırken özen göstermemek veya abdestin sünnetlerini kasten terk etmek mekruhtur İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, Riyad, 1423/2003, I, 218-219. Gözdeki lens abdest ve gusle engel midir? Gusülde ve abdestte gözün iç kısmını yıkamak farz değildir. Dolayısıyla göze lens takmak gusle ve abdeste engel değildir Kasani, Bedaiu’s-Sanai’, 1, 67. Kusmak abdesti bozar mı? Hz. Peygamber kusmaktan dolayı abdest aldığı rivayet edilmiştir Tirmizi, Taharet, 64. Ancak bunun ağız dolusu olması gerekir Meydani, el-Lübab, I, 18. Ağız dolusu kusulan şey, ister yemek, ister safra, ister kan olsun, abdesti bozar. Balgam ise tükürük hükmünde olup abdesti bozmaz. Ağız dolusu sayılmanın ölçüsü, gelen kusmuğun zorlanmadan tutulamayacak bir durumda olmasıdır. Aynı mekanda gelip, toplamı ağız dolusu olan kusmukla da abdest bozulur Merğinani, el-Hidaye, I, 14; Mevsıli, el-İhtiyar, I, 10. Şafiilere göre abdest sadece ön ve arkadan çıkan şeylerle bozulur. Bunların dışındaki yerlerden gelen sıvılar abdesti bozmaz. Dolayısıyla onlara göre, kusmakla abdest bozulmaz Maverdi, el-Havi’l-Kebir, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1414/1994, I, 199-200. Cilde veya tırnaklara yapışan veya sürülen maddeler abdest ve gusle engel olur mu? Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi halde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır Ali el-Kari, Feth-u Babi’l-İnaye, 1, 31. Ancak mesleğini icra ederken tırnaklarının arasına boya giren boyacı veya tırnaklarının arasına çamur girip de çıkartamayan çiftçi ve benzeri meslek sahipleri bundan müstesnadır İbnu Abidin, er-Reddu’l-muhtar, I, 154; el-Fetava’l-hindiyye, I, 4. Dolayısıyla cilde yapışan ve tırnak aralarında kalan hamur, mum, zamk, boya vb. şeyler abdest ve gusle engel olmaz. Güzellik ya da tedavi maksatlı takma tırnak’ yaptırmak, abdeste ve gusle engel midir? Abdest veya guslün geçerli olması için suyun, bedenin veya abdest organlarının yıkanması gereken kısmın her tarafına ulaşması gerekir. Yıkanması gereken yerlerde kuru yer kalırsa gusül ve abdest geçersiz olur. Abdest alacak veya gusledecek kimsenin bedeninde, suyun deriye ulaşmasını engelleyecek bir şey varsa önce onu gidermesi gerekir Müslim, Tahare, 31; Ebu Davud, Taharet, 99; Ali el-Kari, Fethu babi’l-İnaye, I, 31. Bu itibarla, güzellik amacı ile tırnakların üzerine yapıştırılan yapay tırnaklar suyun kişinin kendi tırnağına ulaşmasına engel olacağı için gusül ve abdeste de engel olur. Ancak tedavi amacı ile zorunlu olarak bedene takılan veya yapıştırılan kalıcı materyal ise suyun bedene ulaşmasına engel olsa bile, gusül ve abdeste engel olmaz. Böyle durumlarda takılan veya yapıştırılan şeyin üstünün yıkanması, bu da mümkün olmazsa üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Çıkarılıp takılabilen tırnakların ise abdest ve gusül için çıkartılıp altlarının yıkanması gerekir. Diş doldurtmak veya kaplatmak abdest ve gusle engel olur mu? Tedavi amacıyla diş doldurmak veya kaplatmak caiz olup abdest ve guslün sıhhatine engel teşkil etmez. Ancak çıkarılıp takılabilen/sabit olmayan dişlerin gusül abdesti esnasında ağzı yıkarken mazmaza çıkarılması gerekir. Diş dolgusu yapıldıktan ve dolguyu korumak için üstü de kaplandıktan sonra, dolgu ve kaplamanın dışı, dişin dış kısmı hükmünü alır. Bu sebeple, ağız yıkanınca, kaplama yapılan dişler de yıkanmış sayılır. Bu nedenle kişi, gerektiğinde tedavi amaçlı olarak dişlerine dolgu veya kaplama yaptırabilir ve abdest ya da gusül alıp, ibadetlerini yapabilir. Yapılan bu işlem tedavi amaçlı ve zorunlu olduğundan, mezhepler arasında bir ihtilaf söz konusu değildir. Diş dolgusu veya kaplaması konusundaki ihtilaflar, guslün veya abdestin geçerli olup-olmayacağı konusuyla alakalı bir durum değildir. Çıkan dişin yerine bağlandığında kullanılan tel veya başka bir madde, çok sıkı bağlanacağı için, suyun altına girmesine engel olur. Buna rağmen fukaha, kopan dişi yerine bağlatmanın caiz olduğunda görüş birliği içindedirler. Abdest alan kimseye selam verilebilir mi? Selam dinimizin çok önem verdiği simgelerden birisidir. Hz. Peygamber selamlaşmanın, Müslümanlar arasında sevginin yayılmasına sebep olacağını bildirmiştir Ebu Davud, Edeb, 134. Ancak selam verildiği takdirde selama karşılık veremeyecek durumda olan kimselere selam vermek uygun değildir. Mesela, ezan, Kur’an-ı Kerim ve hutbe okuyana, hutbe dinleyenlere selam vermek mekruh kabul edilmiştir. Ancak avret mahalli örtülü bir şekilde banyo yapan kimsenin, kendisine verilen selamı alması caizdir İbn Nüceym, Bahru’r-raik, Beyrut, ts. I, 272. Zira, bir gün Hz. Peygamber kızı Fatıma’nın hazırladığı örtünün arkasında guslederken kendisine selam verilmiş, O da “merhaba” diyerek karşılık vermiştir. Abdest de ibadete hazırlık ve bir yönü ile ibadet sayıldığından abdestle meşgul olan kimseye selam vermemek daha uygundur. Abdest organlarını elbiseyle kurulamanın veya abdest suyunun elbiseye sıçramasının sakıncası var mıdır? Abdest ve gusülde kullanılmış sulara ma-i musta’mel’ kullanılmış su denir. Kullanılmış su’ hükmi kirliliği giderme özelliğini yitirmiş olsa bile, necis sayılmaz. Bu sebeple bu tür sular bulaşmış olduğu yeri kirletmiş olmaz. Bununla beraber abdest alan kimsenin, hijyen ve temizlik açısından bu gibi suların, üzerine sıçramasından kaçınmaya özen göstermesi ve abdestten sonra, kağıt veya havlu gibi şeylerle kurulanması uygun olur. Bu imkan bulunamadığında, ihtiyaç halinde kişi elbisesiyle abdest organlarını kurulayabilir. Abdest bitmeden önce, yıkanan organı kurulamak caiz midir? Abdest alan kişi, abdest organlarındaki ıslaklığı havlu vb. bir şeyle kurulayabileceği gibi, kurulamadan da bırakabilir. Kurulanmayı abdestin sonuna bırakmak sünnettir. Zira Rasulüllah abdest aldıktan sonra yüzünü kuruladığı bir havlusunun bulunduğu rivayet edilmektedir Tirmizi, Taharet, 40. Abdest alırken tüm organları ara vermeksizin peş peşe yıkamak vila da Hanefi mezhebine göre sünnet olduğundan Mevsıli, İhtiyar, İstanbul, ts. I, 9; İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, Beyrut, 1421/2000, I, 156, bir özür olmaksızın abdest bitmeden yıkanan organların kurulanması durumunda, sünnet terk edildiği için mekruh işlenmiş olur. Ancak abdest alan kişi, abdest esnasında bir organını yıkadıktan hemen sonra, alerji vb. özür sebebi ile kurulama ihtiyacı duyarsa, bunu yapmasında bir sakınca olmaz. Abdest alırken diş etinde kanama meydana gelen kişinin abdesti bozulur mu? Bedendeki bir yaradan çıkıp yaranın dışına akan kan abdesti bozar. Ancak diş etinden çıkan kan, karıştığı tükrüğün yarısı veya daha fazlası kadar ise abdesti bozar Mevsıli, İhtiyar, İstanbul, ts. I, 10. Şafiilere göre ise abdest, sadece ön ve arkadan çıkan şeylerle bozulur. Bunların dışındaki yerlerden gelen sıvılar abdesti bozmaz. Dolayısıyla diş eti kanamasıyla abdest bozulmaz Maverdi, el-Havi’l-Kebir, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1414/1994, I, 199-200. Abdestli iken az da olsa uyumak abdesti bozar mı? Yan üstü yatarak, bağdaş kurarak, dirseklere dayanarak, ayakları yan tarafa çıkarıp oturarak, namaz dışında secde haline geçerek uyumak veya oturup dayandığı şey alındığı takdirde düşecek derecede bir şeye yaslanarak uyumak abdesti bozar. Ancak, uyku ile uyanıklık arasındaki hal, oturağı tamamen yere yerleştirerek uyumak veya bir yere dayanmadan uyumak abdesti bozmaz Mevsıli, el-İhtiyar, I, 10.
Dişlerin arasında kalan yiyeceği yutmak orucu bozar mı?Sahurda yediğimiz yemeğin artıklarından dişler arasında kalan parçayı yesek oruç bozulur mu?Dişlerin arasında kalan kırıntıyı yemekle oruç bozulur mu? Eğer oruçlu, dişleri aralığında kalan nohut mikdârı yemek artığını yese, o orucu kaza eder. Keffâret lâzım gelmez. Nohut miktarından daha azını yese, oruç orucu kaza etmez. Keffâret de lâzım gelmez. Ancak eğer o nohud miktarından daha az olan yiyeceği ağzından çıkarıp yese,oruç bozulur, kaza lâzım gelir. Susam ve susamın benzeri bir dâneyi yese, iftar etmiş bozulur. Ancak eğer o susam veya dâneyi çiğnerse, çiğnemekle onu yok ettiğinden iftar etmiş olmaz. Dişlerin arasındaki kırıntıyı yutmak, dişlerdeki kırıntıyı yutmak, Ağızda kalan kırıntıyı yutmak, Son eklenen ruyalar rüya tabiri Rüyada beyaz kıyafetli olarak hz. Ali'yi görmek Dağdan inerken kurbağadan korkup bağırdım Altın yüzük, kar, ölü hayvanlar ve bal ikram ettim Rüyamda bulaşık makinası almam ne demek devamlı dişlerim elime dökülüyor agrısız rüyam da başka kimse nı namaz kıldı nı gormek rüyada kar görmek rüyamda sigara paketini eşime verdim ruyamda sag elımın sarktıgını gordum
Diş çektirmek orucu bozar mı? Ramazan ayı sebebiyle merak konusu oldu. 2 Nisan Cumartesi günü başlayan, Ramazan ayı için birçok vatandaş ibadetlerini doğru ve eksiksiz yerine getirmek istiyor. Peki Diş çektirmek orucu bozar mı? Ramazan'da oruçluyken diş çektirilir mi? Konuya ilişkin bilgileri sizler için derledik. DİŞ ÇEKTİRMEK ORUCU BOZAR MI? Diş çektirmek ya da diş tedavisi nedeniyle oruç bozulmaz Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlanan bilgilere göre; diş tedavisinin ağrısız gerçekleşmesi için yapılan enjeksiyonlar da beslenme amacı taşımadığı için orucu bozmaz. RAMAZAN'DA ORUÇLUYKEN DİŞ ÇEKTİRİLİR Mİ? Diş tedavisi esnasında yapılan başka işlemler nedeniyle -örenğin ağız su ile çalkalanırken- boğaza su, kan veya tedavide kullanılan maddelerden biri kaçarsa oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. ORUCU BOZAN VE BOZMAYAN ŞEYLER LİSTESİ! Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada "Oruç; yemek, içmek, cinsel ilişki ve bunların kapsamına giren şeylerle bozulur." ifadesine yer verilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı orucu bozan şeyleri ayrınıtılı şekilde açıklamıştır. İşte Ramazan'da orucu bozan şeyler 1- Boğaza kar ve yağmur kaçması, 2- Astım spreyi kullanmak, 3- Zorla bozdurulmak, 4- Buruna sıvı ilaç koymak, 5- Burnuna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.] 6- Mukimken oruca başlayıp, sefere çıkınca yiyip içmek, 7- Ud ağacının, amberle tütsülenip dumanının çekilmesi, 8- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek, 9- Kulağın içine ilaç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak, 10- Derideki açık yaraya konan sıvı veya katı ilacın sindirim yoluna girmesi, 11- Vücuda ilaç şırınga etmek, 12- İsteyerek, zorlayarak ağız dolusu kusmak, 13- Dişi kanayanın ağzındaki kanı yutması veya tükürükle eşit miktarda karışık kanı yutması, 14- İmsak vaktinin bittiğini bilmeden yiyip içmek, 15- Güneş battı zannederek orucunu bozmak, 16- Dişlerin arasında kalan nohut kadar şeyi yutmak, 17- Buruna çekilen suyun ağızdan çıkması, 18- Abdest alırken boğaza su kaçması, [Hanbelî’de bozmaz.] 19- Kâğıt, taş, pamuk, ot, pişmemiş pirinç gibi ilaç ve gıda olmayan şeyi yutmak, 20- Makattan veya kadınların önden fitil kullanması, 21- Oruçlu olduğunu unutup yediğinde, orucu bozuldu sanarak, bilerek yemeye devam etmek, 22- İmsak vaktinden sonra niyet edenin, gün içinde orucunu kasten bozması, 23- Dil altına konan ilacı emmek RAMAZAN İMSAKİYESİ 2022! İl il Ramazan imsakiyesi için tıklayınız RAMAZAN AYI HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR Ramazan ayı hakkında sıkça sorulan sorular için aşağıdaki linke tıklayınız
Diş eti kanaması orucu bozar mı sorusunun yanıtını araştıranlar dikkat! Ramazan ayında oruç tutan vatandaşlar, 'Diş eti kanaması orucu bozar mı sorusunun cevabını araştırıyor?' İşte tüm detaylar... Oruçluyken diş eti kanaması orucu bozuyor mu? sorusunun yanıtını araştıranlar bu habere dikkat! Ramazan ayında oruç tutmak isteyenler Google'da 'Diş eti kanaması orucu bozar mı bozmaz mı sorusunun yanıtını merakla araştırıyor. İşte orucu bozan durumlar ve daha fazlası... Diyanet İşleri Başkanlığı fetvasına göre Diş kanaması orucu bozmaz. Ancak çıkan kan, karıştığı tükürüğe eşit veya daha fazla olursa yutulması hâlinde oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir. Daha az miktarda olan kan ise dikkate alınmaz Haddâd, el-Cevhera, I, 173. DİŞ FIRÇALAMAK ORUCU BOZAR MI?Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesinden yapılan resmi açıklamaya göre; Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun boğaza kaçması h,linde oruç bozulur ve kazası gerekir. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsaktan önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.' ifadeleri kullanıldı ORUCU BOZAN DURUMLAR NELERDİR? Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur "Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, sakın bozmasın. Çünkü onu, Allah yedirmiş, içirmiştir." Unutarak yeyip içerken oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzını boşaltıp yıkar ve oruca devam eder. Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra boğazından aşağıya bir şey geçerse orucu bozulur. Bir kimse unutarak yiyen bir oruçluyu gördüğünde eğer güçlü kuvvetli olup dayanabilen bir kişi ise, oruçlu olduğunu kendisine hatırlatır, zayıf ve güçsüz bir kişi ise hatırlatmaz. Bir suya dalıp kulağına su kaçmak, kendi isteği olmayarak boğazına toz ve Duman girmek, kendi isteği olmayarak kusmak, kendiliğinden içeriden gelen kusuntusu yine kendiliğinden içeriye gitmek, uyurken ihtilam olmak, dokunma ve öpme olmadan sadece bakmak ve düşünmek sebebiyle boşalmak, karısını sadece öpmek, geceleyin cünüp olduğu halde sabaha kadar yıkanmayı gündüz yıkanmak, dişleri arasında sahur yemeğinden kalan nohut miktarından az olan kırıntıyı yutmak, ağızdaki tükürüğü yutmak, ağzına gelen balgamı yutmak, kafasından burnuma gelen akıntıyı içine çekip yutmak, ağzına aldığı ilacın tadı boğazına varmak, erkeğin tenasül organına ilaç veya su akıtmak, göze ilaç damlatmak, kan aldırmak, gözlerine sürme çekmek gibi durumlar orucu NELER BOZAR? Dinde reformcular, Kolaylaştırın, güçleştirmeyin hadisini, Abdest alırken ağza bulaşan su orucu bozmadığı gibi, ağza sıkılan ilaçlı sprey de orucu bozmaz. Burun damlası da içeri girse bile bozmaz. İğne veya serumla ilaç vermek, makattan ve vajinadan fitil kullanmak, dilaltı hapını emmek ve kulağa damlatılan ilaç da orucu bozmaz şeklinde yorumluyorlar. Bu yorumlar yanlış değil mi? Elbette yanlıştır. Hepsi, dört mezhepte de orucu bozar. Fıkıh kitaplarında gıda veya deva [ilaç] olan bir şeyi yutmak orucu bozar deniyor. Kum, toprak, maden gibi gıda ve deva olmayanlar ise orucu bozar, fakat kefaret gerektirmez. Redd-ül-muhtar Gıda ve deva olanların serumla, iğneyle verilmesi orucu bozar, kefaret değil kaza gerektirir. Mesela açık yaraya konulan sıvı ilaç emilirse, orucu bozar, fakat kefaret gerekmez. Astım spreyinin içinde ilaç olduğu için bozar. Ağza girip yutulan bir şeyin, az veya çok olmasının önemi yoktur. Bir damla ilaç veya bir damla su, isteyerek yutulursa oruç bozulur, kefaret de gerekir. Abdest alırken istemeden yutulursa kefaret gerekmez, çünkü bunda kasıt yoktur. Abdest alırken ağızda kalan yaşlığı yutmakla, ağza burna verilen ilacın yutulması mukayese edilemez, çünkü abdest almak zarurettir. İlaç almak da zarurettir denirse, zaten oruç tutamayacak kadar hasta olanın oruç tutmamasına ruhsat verilmiştir. İyileşince tutar. Reformcuların dediği gibi, Hem ilacı alır, hem de oruçlu olurum demek çok yanlıştır. Dört mezhepte de ve bütün müctehid imamlara göre, yaraya konulan ilaç, cevfe [içeriye] giderse oruç bozulur. Ş,fiî'de, dimağ [beyin], karın, bağırsak, mesane birer cevftir. Mesela, baştaki kemik yarılsa, buradaki yaraya konulan ilaç, cevfe yani beyne gideceğinden oruç bozulmuş olur. Şafii'de karna bıçak saplansa, bıçağın ucu mideye, yani cevfe girdiği için oruç bozulur. Sağlam deriden bıçak, cevfe girince oruç bozulduğu gibi, iğneyle adaleyi veya damarı yırtarak verilen ilaç, cevfe ulaşınca oruç bozulmuş olur. Hanefi'deyse, bıçak tamamen midenin içine girerse oruç bozulur. Bugün tıpta, serumun mesaneye, dimağa ve vücudun her yerine gittiği kesin olarak bilinmektedir. O halde serum, dört mezhepte de orucu bozar. Sadece kaza gerekir. Tıp, damardan veya adaleden verilen ilacın, dimağ ve mesaneye gittiğini bildirirken, hiç kimse, Serum veya enjeksiyonla verilen ilaç, cevfe [yani dimağ ve mesane gibi yerlere] gitmez diyemez. Derse de ilmî olmaz, indî olur ve hiç kıymeti olmaz. [Buradaki Hanefîyle ilgili bilgiler, Taht,vi, Mebsut, Bedayi gibi, Ş,fiîlerle ilgili bilgiler ise, Mecmû, Muğn-il-muhtaç, Tuhfe, Env,r, Kummesr,, B,curi, Şerh-i İbni B,curi gibi muteber eserlerden alınmıştır.] Lavman yaptırmak, Maliki hariç, diğer mezheplerde bozar. El-fıkh-u alel-mezahib-i erbaa Makattan ve vajinadan fitil kullanmak, hatta pamuğun girip kaybolması, parmağın yaş olarak girmesi, kulağa ilaç damlatmak ve burna sıvı ilaç çekmek de orucu bozar. Redd-ül-muhtar, Hindiye, Hidaye Dilaltı hapı ise ilaçtır, mukoza denilen yumuşak dokudan emildiği için, deri altına iğneyle ilaç zerki gibi olup orucu bozar. Ağız içindeki mukozadan değil de, vücuttaki sağlam deriden emilen ilaçlar bozmaz. ORUCU BOZMAYAN ŞEYLER NELERDİR ? 1- Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek, 2- Ağza gelen kusuntunun geri gitmesi, İFTARA NE KADAR KALDI? 3- Oksijen tüpüyle ilaçsız suni hava vermek, 4- Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak, 5- İstemeyerek ağız dolusu kusmak, 6- İsteyerek, zorlayarak biraz kusmak, 7- Sahurda tokluk veren ilaçlar kullanmak, 8- Göze katı veya sıvı ilaç koymak veya ıslak lens takmak, 9- Gıybet etmek, 10- Rüyada ihtilam olmak, 11- Diş çukuruna ilaç koymak, 12- Çiçek, kolonya veya parfüm koklamak, 13- Morfinsiz, iğnesiz diş çektirmek, 14- Yutmadan yemeğin tadına bakmak, 15- Sakındığı halde toz ve dumanın boğazdan veya burundan içeri girmesi, 16- Diş çektirince gelen tükürükten az kanı yutmak, 17- Ağzını yıkadıktan sonra kalan yaşlığı tükürükle yutmak, 18- Dişler arasında kalan, nohuttan küçük olan şeyi yutmak, 19- Hacamat olmak, kan aldırmak, akupunktur kullanmak, 20- Kulağa su kaçması, 21- Misvak kullanmak, macunsuz diş fırçalamak Macunlu fırçalamakla da oruç bozulmaz fakat mekruh olur. Macun yutulursa oruç bozulur, kaza gerekir., 22- Gusletmek, banyo yapmak, 23- İdrar yoluna pamuk koymak Ş,fiî'de bozar., 24- Sağlam deriye ilaç, krem sürmek, her çeşit yakı, sigara bandı, tokluk bandı koymak, 25- Yaraya imsak vaktinden önce konan sıvı ilacın, imsak vaktinden sonra emilmesi, 26- Yaradan çıkan kan, irin ve benzerlerinin tekrar içeri girmesi, 27- Arı sokması, 28- Dudaktaki yaşlığı yutmak, 29- Banyoda oluşan su buharını teneffüs etmek, 30- Ele iğne batıp kırığının içinde kalması, 31- Kulağa pamuklu çubuk sokmak Ş,fiî'de bozar., 32- Kanayan yere, kanın durması için kan taşı sürmek, 33- Ağza gelen yemeği, balgamı, kusmuğu veya baştan buruna gelen akıntıyı yutmak, 34- Bel soğukluğu hastalığından dolayı akıntı gelmesi, 35- Evi haşere için ilaçlayan, ister istemez ilacı teneffüs etse de orucu bozulmuş olmaz; çünkü sakınmak zordur, 36- Kulağa sabunlu su kaçırması, 37- Ağza su alıp çalkalamak veya ağzı yıkadıktan sonra ağızda kalan yaşlığı tükürükle yutmak, 38- Hanımını öpenin orucu, meni gelse de bozulmaz. Öperken şehvetlenip cünüp olursa bozulur Cünüp olma ihtimali varsa, hanımını öpmesi mekruh olur. Orucu bozacak derecede çok öperse haram işlemiş olur. Çünkü orucu mazeretsiz bozmak haramdır. Ama öperek cünüp olunca kaza gerekir, kefaret gerekmez., 39- Akupunktur kullanmak orucu bozmaz. Akupunkturun sadece iğnesi giriyor, vücudun içine bir şey zerk edilmiyor, 40- Çatlak dudağa veya eldeki yarığa krem, tentürdiyot, kolonya veya oksijenli su sürmek Açık yaraya sürülen merhemin, içeri sızdığı iyi bilinmedikçe orucu bozmadığı, S. Ebediyye'de bildirilmektedir. İyi bilmek, zanla olmaz. Kesin bilmek gerekir. Kesin bilinmeyince bozar denilemez., 41- İğneli epilasyon yaptırmak orucu bozmaz. İçeriye ilaç gibi bir şey girmedikçe, vücuda iğne batırmak orucu bozmaz. İğneli epilasyonda içeriye ilaç girmiyor. Sadece iğne, kıl folikülüne sokularak akım veriliyor, 42- Kaş, bıyık aldırmak, etek tıraşı olmak ve epilasyon orucu bozmaz, 43- Oruçlunun ağzına gözyaşı veya ter girerse, bir iki damla gibi azsa, orucunu bozmaz, çünkü bundan korunmak zordur. Çok olur da tuzluluğunu ağzının her yerinde duyar ve yutarsa orucu bozulur. Yutmayıp tükürürse bozulmaz, MAKYAJ YAPMAK, RUJ SÜRMEK ORUCU BOZAR MI? Nihat Hatipoğlu'na genç bir kadın makyajlı halde abdest alınıp alınamayacğını sordu. Nihat Hatipoğlu'nun bu soruya cevabı şöyle oldu "Abdest alırken makyajı silmek lazım. Abdest suyunun her taraf iyi ulaşması lazım. Bu bir engelse abdesti makyaja kurban etmeyelim. Makyajı abdeste kurban edelim. Allahın huzuruna daha temiz gidelim." EL KESİLMESİ, BURUN KANAMASI ORUCU BOZUYOR MU? "Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir şey yüklemez. Herkesin kazandığı iyilik lehine ve işlediği kötülük ise aleyhinedir! Rabbimiz, eğer unuttuk veya hata yaptıysak, bizi hesaba çekme."Bakara Sûresi 286 Ancak, kanın boğaza kaçmadan ağızdan dışarı atılması gibi bir durum mümkünse ve bu durum bilinçli olarak uygulanmamışsa, oruç bozulabilir. Mideye kan gitmesi durumu orucu bozabilmektedir. İç huzursuzluk yaşanması durumunda Ramazan'ın hemen ardından kaza orucu tutulabilir. SAHURA NE KADAR KALDI? İĞNE YAPTIRINCA ORUÇ BOZULUR MU? İğnenin orucu bozup bozmayacağı, kullanılış amacına göre değerlendirilebilir. Ağrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar, yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı hükme tabidir. Oruç; yemek, içmek, cinsel ilişki ve bunların kapsamına giren şeylerle bozulur. Bu sebeple, besin değeri taşımayan aşılar orucu tedavi sürecinde olan hastaların oruç tutmamalarına ruhsat vermektedir. Bu nedenle, tedavisi devam eden hastalar, sağlıklarına kavuşup, tedavileri sona erinceye kadar oruçlarını erteleyebilirler. Bununla birlikte, Ramazan ayında herkesle birlikte oruca devam etmeyi arzu ediyor ve oruç tutmalarına da başka bir engel yoksa iğnelerini iftardan sonra yaptırmaları yerinde olur. Bu imk,na sahip olmayanlar, tedavi ve aşı amaçlı iğne yaptırabilirler. Ancak, oruçlu iken gıda ve vitamin iğneleri yaptırmak, damardan serum ve kan verilenlerin orucu bozulur. Daha sonra bu oruç kaza bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dişlerini tedavi ettirmesi veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan maddelerden herhangi bir şeyin yutulması ise, orucu bozar. KAN VERMEK ORUÇ BOZAR MI?Kan vermenin orucu bozup bozmayacağı konusunda, Hz. Peygamber'den rivayet edilen "Hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulur" Ebû D,vûd, "Sıyam", 28 hadisinden hareketle bazı İsl,m bilginleri kan vermekle orucun bozulacağını söylemişlerdir. Din bilginlerinin çoğunluğu ise, Hz. Peygamber'in oruçlu iken hacamat olduğuna dair rivayeti Buh,rî, "Savm", 32; Ebû D,vûd, "Sıyam", 29 esas alarak kan vermenin orucu bozmayacağını söylemişlerdir. Bu iki hadis ve diğer rivayetler birlikte değerlendirildiğinde, "Hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulur" hadisinin "hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulma tehlikesiyle karşı karşıyadır." eklinde anlaşılmalıdır. Zira hacamat yapan kişi emerek kanı aldığı için boğazına kan kaçma ihtimali, hacamat yaptıranın ise zayıf düşeceğinden yeme içme zorunda kalma ihtimali bulunmaktadır. Nitekim Enes b. Malik de, hacamat yaptırmanın oruçluyu zayıf düşüreceğinden dolay hoş karşılanmadığını söylemiştir. Buh,rî, "Savm", 32 Bu itibarla, oruçlu iken kan vermek orucu bozmaz Bazı kesimlerin "kan bağışının orucu bozduğu'' yönünde yanlış bilgi sahibi olduğunu, bu nedenle kan bankalarındaki stokların azaldığını ve bazı kan gruplarının temininde güçlük yaşanabildiğini ifade edenTrabzon Müftüsü Veysel Çakı, "Kan vermek orucu bozmaz, acil durumlarda iftar beklenmeden kan verilebilir. Acil durum olmasa bile kan vermek isteyen vatandaşlarımız oruçluyken ilgili merkezlere kan bağışında bulunabilirler. Bunun dinen bir sakıncası bulunmamaktadır'' diye konuştu. Orucun vücuda "kan veya dışarıdan besleyici, güçlendirici herhangi bir madde verildiğinde" bozulabileceğini dile getiren Çakı, "Kan, makine yardımıyla trombosit ya da çeşitli hücreleri alınıp tekrar alınan kişiye geri veriliyorsa o zaman oruç bozulur'' dedi. Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber, ihramlı iken ve oruçlu bulunduğu sırada kan aldırmıştır Buharî, "Tıb", 11, "Sayd", 11, "Savm", 22. Ayrıca Hz. Peygamber "Üç şey vardır orucu bozmaz Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak" Tirmizi, "Savm", 24 buyurmuştur PARFÜM SÜRMEK ORUCU BOZAR MI? Oruç tutanların deodorant, parfüm veya kolonya kullanmaları, bunları koklamaları caizdir. Bunlar yemek ve içmek sınıfına d,hil olmadığı için orucu bozmazlar. Üzerinize bunlardan sürdükten sonra, onların etkisi devam ederken namaz kılmanızda ise bir sakınca yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklarına göre parfüm veya kolonya kullanmak orucu bozmaz. Oruç tutanların deodorant, parfüm veya kolonya kullanmaları, bunları koklamaları caizdir. Bunlar yemek ve içmek sınıfına d,hil olmadığı için orucu bozmazlar. Üzerinize bunlardan sürdükten sonra, onların etkisi devam ederken namaz kılmanızda ise bir sakınca yoktur.
diş arasında kalan yemek namaz abdesti bozar mı