6 Çocuğunuzu yönlendirin. Çocuğunuzu sakin bir biçimde yönlendirin. Çocuğunuz agresif davranmaya başladığında ve bu durum sizin için de hoşnutsuz bir hale geldiğinde davranışı durdurun ve ona dikkatini çekecek başka bir şey verin. Bu yeni bir aktiviteye başlamak için bir teklif olabilir. 3 Bazı Seçenekler Sunun. İnatçı bir çocuğa ne yapacağını söylemek, onların asi çizgisini ateşlemenin kesin bir yoludur. Bunun yerine, onlara seçim yapmaları için seçenekler sunun, çünkü bu onlara hayatları üzerinde kontrolleri varmış gibi hissettirir ve ne yapmak istediklerine bağımsız olarak karar verebilirler. Çocuğunuzun kafasını karıştırmamak için cash. Çocuk Gelişimi Uzmanı Dilara Bilge, “Çocukta meydana gelen öfke ve inatçılık problemi, çocukların sorunu değil, bizim ona karşı olan yaklaşımımızdadır. Bu durumu değiştirmek de ebeveynlerin ve diğer yetişkinlerin tutumlarında yaptıkları değişikliklerle mümkündür” probleminin çok küçük yaşlardan itibaren başladığına dikkat çeken Çocuk Gelişimi Uzmanı Dilara Bilge, “Bu problem 2-3 yaş sendromlarıyla birlikte karşımıza sıklıkla çıkabilmektedir. Öfke problemi ve inatçılık dediğimiz durumlar, çocuğun istediği şeyi aldırana kadar ya da istediği şeyi yapana kadar ağlaması, kendine veya çevresindeki insanlara zarar vermesi, eşyaları vurup kırması, nefesini tutması, çığlık atması gibi davranışlardır. Çocukların bu davranışlarının altında yatan temel sebepler; ebeveynlerinden ve öğretmeninden ilgi görmek istemesi, ebeveynlerle girilen iktidar mücadelesi, bu davranışları gösteren çevresindeki yetişkinleri rol model alması, şiddet içerikli televizyon programları ve oyunları takip etmesi, her istediği yerine getirilen, kural ve disiplinden uzak aşırı hoşgörülü yaklaşımla yetiştirilmeleri olabilir" diye konuştu. Çocuğa karşı tutarlı davranın"Çocuklarda meydana gelen öfke ve inatçılık sorunu aslında çocukta değil bizim ona karşı olan yaklaşımımızdadır" diyen Bilge şunları söyledi "Ve bu durumu değiştirmek de ebeveynlerin, çocukla ilgilenen diğer yetişkinlerin tutumlarında yaptıkları değişikliklerle mümkündür. Bu konuda ki en önemli kural çocukla ilgilenen bütün yetişkinlerin tutarlı davranmasıdır. Koyulan kuralların ve oluşturulan düzenin hiç kimse tarafından esnetilmemesi gerekir. Unutmayın zamanında alınmayan önlemler çocuğunuzun yetişkinlik dönemlerinde de bu davranış problemlerini sürdürmesine, iletişim problemleri olan, anlayışsız ve uyumsuz bireylere dönüşmesine sebep olur” HAYAT Alzaymırı önleyebilecek yeni hücre keşfedildi HAYAT 'Selfie'den sonra yüzle ilgili takıntılar arttı HAYAT En fazla normal doğum yaptıran doktora ödül üzerinde yayınlanan sağlık bilgileri, güzellik maske, kür veya peeling tarifleri ve zayıflama yöntemleri gibi içerikler sadece bilgilendirme amaçlıdır, kesinlikle doktor tavsiyesi değildir. içeriklerinde adı geçen ilaçlar ve tedavi yöntemleri doktor kontrolü olmadan uygulandığında ciddi sağlık problemlerini beraberinde getirebilir. Bu nedenle doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayınız. Tariflerin, yöntemlerin ve ilaçların kullanımı kullanıcıların kendi sorumluluğunda olup, meydana gelebilecek sorunlardan sorumlu değildir. Psikolog Elif Kandaz Yeni Anne Dergisine anlattı… İnatlaşma, her yaşta ve her insanda ortaya çıkabilecek bir davranış. Genetik bilimciler inat geninin varlığım, davranış bilimcilerse inadın daha çok sonradan öğrenilen bir davranış olduğunu savunuyorlar. Neden ne olursa olsun bu, çocuklarımızın özellikle bazı konularda aşırı inatçı ve ısrarcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İNATLAŞMALAR İLETİŞİMSİZLİĞE YOL AÇAR İnatlaşma sürecine giren çocuğun kimi zaman neyi istediğini bilmemesine rağmen, sadece karşısındaki kişiyle zıtlaşmak için bile inatlaşabileceği-ne dikkat çeken Uzman Psikolog Elif Kandaz "Buna karşılık olarak da, farkında olmadan birçok ebeveyn çocuklarıyla gereksiz yere çatışmaya girer. Hem kendilerini hem çocuklarını yıpratırlar. Araştırmalar ebeveynlerin ısrarı ve inatlaşmaların çocukta strese sebep olan maddelerin salgılanmasına yol açtığım, çocuğun büyümesini ve gelişmesini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Asim da belirli bir yaş grubunda doğal olan inatlaşma ebeveyn ve çocuk arasında iletişimsizliğe ya da çocukta özgüven problemlerine de yol açabilir." şeklinde konuşuyor. Birçok konuda olduğu gibi giyim konusunda da çocuklar yaz ya da kış demeden istedikleri kıyafetleri giyme konusunda ebeveynleriyle inatlaşma sürecine gerebileceklerini söyleyen Elif Kandaz, "Çocuğun inatlaşma döneminde olmasının çocuğa hiç 'hayır' denilmeyeceği anlamına gelmemektedir, ancak bazı noktalara dikkat edilmesi gerekmektedir. Giyim konusunda koyulan kurallar gerekli ve tutarlı olmalıdır." diyor ve bu kuralları sıralıyor KARAR KISA VE NET OLMALİ Bu kuralların nedenleri kısa ve net olarak çocuğa açıklanmalı hatta bazı kurallar çocukla birlikte koyulmalıdır. Çocuğun giymeyi istediği fakat sadece ebeveyn için gereksiz görülen kıyafetler konusunda yasaklamaların getirilmesinden kaçınılmalıdır, çünkü bir süre sonra çocuğun giymek istediği her kıyafete "hayır" denirse, bu durum çocukta yanlış yaptığı duygusunu ortaya çıkartır. Önemli olan bir noktada çocukla iletişim halindeyken olumsuz cümleler yerine olabildiğince olumlu cümlelerle anlatmaya çalışılmalı. Çocukla çatışmaya girildiğinde onun sadece bir çocuk olduğunu unutmadan ve öfkeli bir tavır takınmadan, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmaya ö/en gösterilmelidir. Amaç çocuğa kimin güçlü kimin güçsüz olduğunu göstermek değil, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalıdır, İslediği kıyafetin neden giydirilemeyeceği basit bir şekilde açıklanmalı ve bu açıklama yapılırken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğu da belirtilmeli. Aslında çocuğun giymek istediği kıyafeti ebeveynin de istediği ancak o sıradaki şartların buna uygun olmadığı anlatılmalı. Böylece çocuğun ebeveynle duygusal bir paylaşıma girmesi sağlanacak ve ebeveyni kendisine sürekli karşı olan bir düşman gibi görmesi engellenecektir. Çocuğa yapılan gerekli açıklamalardan, üzgün olunduğu belirtildikten ve kararlılığın hissettirilmesinden sonra biraz zaman tanınmalıdır. Bir süre sonra çocuk yeniden istediğini elde etmek konusunda ebeveynle inatlaşmaya başlayabilir. Böyle bir durumda hiç tepki verilmemelidir. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir. Bir başka öneri de, çocuğa kıyafet seçimi konusunda seçenek sunulmasıdır, böylece çocuk kendisinin bağımsız bir birey olarak tanıdığını, kararlarına saygı duyulduğunu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararlan verebildiğini ve seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir. Sunulan seçenekler ne kadar az olursa çocuğun karar verme süresi o kadar kısa olur. Sunulan seçeneklerin, herhangi birinin seçilmesi durumunda ebeveyn kendisinin de onayladığı seçenekler olmasına dikkat etmelidir M tekrar bir inatlaşma sürecine girilmesin. Haftalık giyim programı da uygulanabilir. Pazar gününden başlayarak o hafta boyunca giyeceği kıyafetler belirlenebilir. Yine çocukla birlikte seçenekler sunma şeklinde olması daha efektif olacaktır. 5 talanı kıyafet ayrılır ve bu kıyafetler ayrı bir yere koyulabilir, çocuğa da kıyafetlerin konduğu yer tanıtılmalı ve pazartesi günü ilk uygulamaya başlanmalıdır. Bu kural uygulanmaya başladığında çocuk kimi zaman ebeveyni denemek amaçlı, diğer dolaptan giyinmek için ısrar edebilir. Bu noktada kuralın bozulmaması ve yine o seçilen kıyafetlerden giyinilmesinin sağlanmasının allı çizilmelidir. Çocuk bu inat sürecinden sonra bu kuralı kabul edecektir. Çocukla giyim konusunda inatlaşmamak için koyulan kurallarda çok ayrıntıcı olunmam alıdır. Çocuğun istediği gibi davranması ve özgürlüğünü yaşaması da sağlanmalıdır. Bu durum ileride kendi kararlarını kendi verebilen, çevresinden çok etkilenmeyen, bilinçli bir birey olmasını sağlar. ÖNCE HAYIR SONRA EVET DEMEK İnatlaşma sürecinde, inadın şiddet süresi ve krize sebep olan sorunun nasıl çözülebileceği önemlidir. Çocuk, ebeveynin onaylamayacağı bir kıyafeti giymeye yöneldiğinde en i iyi yöntem çocuğun dikkatini dağıtmaktır. Bu bir çizgi film, bir kuş, bir kedi, sevdiği bir yiyecek veya oyun gibi herhangi bir şey olabilir, Mesela, çocuk ebeveyn tarafından onaylanmayan bir kıyafeti giymeye kalkıştığında, uygun bir dille çocuğa giyebileceği alternatif bir şey önerilmelidir. Başta "hayır" denilen bir kıyafete daha sonra "evet" dendiğinde, çocuğun da bir sonraki konuda isteği gerçekleşene kadar inatlaşma yoluna gitmesi söz konusu olur. Yayınlanma Tarihi 10 Mayıs 2011 Salı, 0730 Ebeveynlerin belki de en çok zorlandığı konulardan biri, çocuğun ev içi kuralları dinlememesi, sürekli ebeveynleriyle inatlaşması ve ağlayarak isteklerini yaptırması olabilmektedir. “Çocuğum sürekli benimle inatlaşıyor”, “Hiçbir dediğimi yapmıyor”, “İstediği her şeyi yaptırmak için ağlıyor”, “Ne söylesek hayır cevabını veriyor” diyorsanız çocuğunuz sizinle inatlaşıyor olabilir. Bu inatlaşmanın altında yatan nedeni bilmek ve sağlıklı yollardan çocuk ile iletişim kurmak çok önemlidir. Bebeklik döneminde ebeveyne bağımlı olan çocuk yeni yeni yürümeye ve konuşmaya başladıkça yavaş yavaş bağımsızlaşmaya ve çevresini keşfetmeye de başlamaktadır. Bu dönemde bazen annesinin ya da bakım verenin yapma dediği şeyleri özellikle yapmaktadır. Bu durumda anneler “Gözümün içine baka baka yapıyor”, Bilerek yapıyor”, “Beni kızdırmak için yapıyor” diyebilmektedir ama çocuğun burada ebeveyni ile inatlaşma amacı onu kızdırmak ya da öfkelendirmek değil, tam tersine yaptığı davranışına karşı nasıl bir tepki geleceğini görmek, sınırlarını ölçmek ve bir yerde ebeveyninden güven ve sevgi arayışıdır. Yaptığı davranış karşısında ebeveyninden aldığı cevaplar çocuğun davranışlarının şekillenmesinde de oldukça önemlidir. 2-4 yaş civarı özerkliğini kazanmaya başlayan çocuk, kendisini bir birey olarak hissetmeye başlayarak sevdiği sevmediği, hoşlandığı hoşlanmadığı şeyleri fark ederek ebeveynlerinin istek ve taleplerini reddedebilir, istemediği şeyler karşısında inatlaşabilir ve bazen bu durum ağlama krizlerine dönüşebilir. Dil gelişiminin de hızlanmaya başlaması ile ihtiyaçlarını daha kolay ifade edebilen çocuk, bireyselleşmeye de başlar ve etrafı keşfetmek isteyerek bağımsızlığının farkına varır. Kendi başına bir şeyleri yapabildiğini gördükçe hem kendi yapabildiklerini hem de çevresini keşfetmek için ebevyenlerinin isteklerine karşı çıkabilir, her şeyi tek başına yapmak ve karar vermek ister. Burada aslında çocuğun ihtiyacı fark edilmek ve “Ben de bir bireyim, kendim yapabilirim” mesajıdır. Duygu ve düşünceler arasında bağlantı kurup, ifade etmeye başladığında her istediğinin olmadığını da görmeye başlar, bu durum bazen inatlaşmaya ve öfkeye dönüşse de çocuk ebeveynlerin kararlı, sakin, güvenli tutumu ile bir süre sonra her istediğinin hemen olmayacağını ya da ertelemeyi öğrenerek yaşadığı süreci yönetmeyi de öğrenir. Aslında bu durum oldukça sağlıklı bir kimlik gelişim süreci olmasına rağmen bazen ebevyenlerin çok zorlandığı ve çocuk - ebeveyn arasında krize dönüşen bir duruma dönüşebilmektedir. Bu sürecin atlatılabilir ve belli bir dönem sonra geçecek olduğunu bilip sakin kalabilmek çok önemlidir. İnatçı çocukla baş etmenin yolları •Bu durumun çocuğun gelişiminde bireyselleşmesinin bir aşaması olduğunu bilmek ve çocuk ile inatlaşmadan süreci sakin, şefkatli, onu anlayarak, sabırlı bir şekilde çözümlemek ilk adım olmalıdır. •Çocuk ile inatlaşmak, bağırmak, ceza vermek, küsmek, tehdit etmek, öfkelenmek gibi tepkileriniz çocuğunuzun da öfkelenmesine neden olabilmektedir. •İnatlaşarak, ağlayarak istediği şeyi yapmasına izin vermek bu durumu pekiştirmeye yol açar. Her ağladığında kuralların değiştiğini gören çocuk isteklerini ağlayarak ya da inatlaşarak seçme yoluna başvurur. Bu yüzden çocuğun ağlayarak ya da inatlaşarak verdiği mesaj iyi anlaşılmalıdır•Ağlama ve öfke dönemlerinde çocuğu görmezden gelmek, “Odana git, ağla” demek, çocuğu yok saymak olacaktır, bu yüzden ağlayarak bir mesaj veriyorsa yanında olarak “Buradayım ve seni önemsiyorum” mesajını çocuğa hissetirmek önemlidir. •İnatlaştığı konu ne ise buna uygun birlikte çözüm yolları aranmalı ve bireyselleşmesine destek olunmalıdır. Örneğin yemek yemek istemeyen çocuğa “Hayır bunu yiyeceksin” demek yerine evde olan 2-3 seçenek sunularak seçmesi istenilebilir. •Kendi başına yapmak istediği şeyler konusunda desteklenmesi bireyselleşmesi açısından oldukça önemlidir. Örneğin istediği kıyafeti kendi seçmesi vb.•“Hayır” demek yerine neden istediği şeyin yapılamayacağını yaşına uygun bir şekilde anlatmak çok önemlidir. Unutulmamalı ki “hayır” demek inatçılığı pekiştirmeye yol açar.•Hiç kural olmadan her istediğini sınırsızca yapması da çocukta huzursuzluğa ve inatçılığa yol açabilir. Çocuklar sınıra kendilerini güvende hissetmek için ihtiyaç duyarlar. •Belli kritik dönemlerde ve zamanlarda çocuğun inatlaşabileceğini unutmamak önemlidir. inatlaştığı konu ne ise ona uygun birlikte çözüm yolları bulmak önemlidir. Fakat çocuğun inatlaşma problemi hiç geçmiyor, artarak devam ediyor ise bir uzmandan destek almak bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılabilmesi için oldukça önemlidir. Ozellikle de 2-4 yaş arası çocuğu olan yakın çevremdeki arkadaşlarımdan duyduğum yakınma çocuğum çok inat , huysuz !Çocuğunuz dünyanın en sevimli bebeğiyken birden bire huysuz, asi ve sinirli bir çocuk haline dönüştüyse bir durup düşünmek gerek. Acaba neden ? Bir yerlerde yanlış mı yapıyoruz yoksa doğal ve o yas grubu cocuklarda sık gorulen bir durum mu...Biz anneler bu durumu içinden çıkılamayacak bir sorun gibi görüp, çocukla dışarıya çıkmanın birer eziyet olduğu kanısına varabiliyoruz zaman zaman. Böyle hissediyorsanız yalnız değilsiniz Çünkü cocuklar kendi kişiliklerini farkedip birer birey olduklarını dış dünyaya kanıtlama çabasındayken biz ebeveynler çaresiz hissedebiliyoruz. Kim bu çaresizliğe hiç ummadığı bir zamanda ve mekanda düşmek ister ki Herkes kendince yöntem bu durumların geçici olduğu tesellisi ile süreci doğru yönetmek yapabileceğimiz tek kim olduğunu göstermek için verdikleri onca uğraşı minnoş bir varoluş mücadelesi gibi düşünüp anlayışla karşılamak bizi de sevdiği şeyleri bile sunsanız reddedebilecek bir dönemde olabiliyor , ne kadar sabırlı davransanız da vurma, bağırma, ağlama nöbetlerine girme eğilimlerinde ağlama nobetlerinde çocukları kendi kendilerine sakinleşmeleri için kendi haline bırakmayı oneriyorlar Ben bu tarz donemler yasadıgımda elımden geldiğince sabırlı olmaya çalışarak sakinleştirme yöntemlerimi devreye sokuyorum. Bende işe yarayan bu yöntemleri sizinle de paylaşmak isterim.*Uyku saati geçtiği için huysuzluk yapıyorsa tüm fiziksel aktiviteleri yavaşlatıp sakinlik kazanabileceğimiz sessiz bir odaya geçiyoruz. Evdeysek zaten direkt onun odasına. Uyku rutini için pijama giymek, sevdiği bir kitabı okumak ve huzurlu bir uyku müziği açmak kızımda işe yarıyor.*Okulda arkadaşları ile yaşadığı olumsuz bir durum mu oldu? Oyuncak kavgası gibi minik kavgalar bu yaş grubu cocuklarda olabiliyor. İstemeden birbirlerinin yüreklerini kırabiliyorlar ama şanslı ki cocuklar cabuk affediyor. Eğer yaşadığı gergin günü size şiddet eğilimi ile yansıtıyorsa siz de onu dinleyip anladığınızı hissettirebilirsiniz. Ben yansıtma tekniğini kullanıyorum, bana zarar vermek istediği için değil yasadıgı seyın onu nasıl incittiğini gostermek için o davranışı sergilediğini anlıyorum. Anlaşıldığını hisseden cocugum da sakinleşiyor ve bakış açısını değiştiriyor.*Ozellikle de hasta ise çocuklar huysuzlasabiliyor. Hani eskilerin bir söz var hasta oluğuna değil; huyunu değiştiğine yanarım diye. İşte bu donem bizim için de zor olabiliyor. Bu donemde yemek yemeyi reddedebiliyor. Ben yedirmeye kalksam, kaşığı ittiriyor. Ona yemek yedirmeden iyileşemeyeceğini düşünen ben ve benim gibi anneler için zor olan bu süreçte bulduğum tek çözüm; öğün aralarında abur cubur vs vermeden acıkmasını beklemek ve o surecte yemek yemesını saglamak oluyor. Bir de vitamini proteini bol bir kaç lokma boğazına girdiyse yetinmeyi öğrendim *Ola ki herhangi gergin bir diyaloga denk geldi; o zamanlarda da cocuklar tepkisel davranabiliyor. Ozellikle de ebeveynler arasında zaman zaman oluşan tartışmalara çocuklar sahit olabiliyor. Tartışmanın sonunda bir uzlaşma yaratmak ve kucaklaşıp olayı tatlıya bağlamak da güzel bir sonuc almamıza yarayabilir. Birbirini seven insanların da zaman zaman anlaşmazlığa dusebileceğini ama sonra konuşarak anlaşıp sorunu çözebileceğine bundan daha güzel örnek olamaz * Hayır dediğiniz bir konuda istediğini yaptırana dek her türlü yalvarış, demogoji, huysuzluk ve ters tepki gosteren yavruya karşı tutumunuz nasıl ? Sağlığı ya da guvenliği için uygun olmayan bir şeyi yapmasına, almasına izin vermediğimiz zaman sonunda aman ağlamasın sussun diye dediğini mi yapıyorsunuz? Ben yapmıyorum. Anlatıyorum neden hayır dediğimi ve mantıklı bulması için ugrasıyorum. Yok olmadı ilgisini dagıtıyorum illa ki daha ilginç ve eglenceli bir konu buluyorum sonucta vazgeçiyor İşte bu tarz durumlar sizde bizde birçok ailede yasanan durumlar. Ve doğal Minik yavrularımıza kızmayalım; onları anlamamız için daha cok sabra ve taktiğe ihtiyaç bunu biliyoruz ; kendimize motivasyon kaynakları yaratalım... Ancak mutlu bir anne mutlu bir ailenin temelini oluşturabilir unutmayalım O zaman şimdi rahat bir nefes alıp onları sevgi ile buyutmeye devam edebiliriz Ne dersiniz?Sevgiler,Serap Oğuz Tanserapoguztanmutluannelerplatformumutluvilla

çocuğum çok sinirli ve inatçı