195060 Arası Cumhuriyet Romanı I dinledebiyat. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı ( Arası) Türk Romanı.» arasında roman türü farklı eğilimlerle (toplumcu gerçekçi, bireyin iç dünyasını esas. 5 sınıf mat proje konuları Matematik Proje Ödevi Konu Listesi Ortaokul DokümanArası Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Roman 1 yıl önce 14 dakika 47 saniye görüntüleme CumhuriyetDönemi Edebiyatında Eleştiri. EBA TV HAZIRLIK DÖNEMİ - 11. Sınıf TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Dersi 14.09.2020 tarihli yayın içeriğidir. Türk Dili ve Edebiyatı 11. Sınıf Diğer Videolar. 11.SINIF Türk Dili ve Edebiyatı 11. Cumhuriyet Dönemi Roman Yazarları ve Roman Örnekleri Cumhuriyet Dönemi yazarları daha çok 1940'lı yıllardan sonra ortaya çıkmış olan isimlerden meydana gelir. Bundan önce ise, yani Deneme: İki Dünya, Ruhun Malzemeleri, Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler, Yaşadığım Günler, Yeniden İnanmak. Hazırlayan: Melih Özdamar. Diğer Cumhuriyet Dönemi içeriklerine ulaşmak için tıklayınız. İçeriklerimiz, pdf anlatımlar dahil, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunmaktadır. CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI (1923- . ) 1923 yılı yeni Türkiye’nin kuruluşudur. Aydınlarımız, devlet adamlarımız ve yazarlarımız artık tarihimizde artık yeni bir dönemin başlatılması gerektiğine inanmışlar. Bu yüzden de 1923’te başlayan bu yeni oluşum edebiyatımızı da etkilemiştir. Cumhuriyet dönemi cash. Roman, olmuş ya da olması mümkün olayları kişi, yer, zaman bağlamında anlatan, hikâyeye göre daha uzun olan kurmaca metinlerdir. Romanda ana olayın etrafında, ana olayı destekleyen birçok olaylar iç içe geçmiş şekilde verilir. Romanlar da hikâyeler gibi olay, yer, kişi ve zaman olmak üzere dört temel öge üzerine kurulur. Romanlarda hikâyelerden farklı olarak bu dört temel öge daha derinlemesine işlenir. Ana olayın etrafında gelişen olaylar, geniş bir şahıs kadrosu, daha geniş bir zaman ve mekan vardır. Roman edebiyatımıza ilk defa 19. yüzyılda Tanzimat’la birlikte girmiştir. Edebiyatımızda roman türünün ilk örneği Yusuf Kamil Paşa’nın Fenelon’dan çevirdiği Telemak adlı eserdir. İlk yerli romanımız Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı eseridir. Namık Kemal’in İntibah’ı ise edebi anlamda ilk romanımız olarak kabul edilir. Bu dönemde yazılan Ahmet Mithat Efendi’nin Felâtun Bey’le Râkım Efendi adlı romanı, Tanzimat Edebiyatının II. Dönemi’nde Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası, Samipaşazade Sezai’nin Sergüzeşt romanı dönemin öne çıkan romanlarıdır. Servet-i Fünun Dönemi’nde Halit Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah, Aşkı Memnu adlı romanları batılı anlamda modern ilk romanlarımız olarak kabul edilir. İlk çeviri roman Yusuf Kâmil Paşa’nın Fenelon’dan çevirdiği Telemak İlk yerli roman Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat İlk edebî roman Namık Kemal’in yazdığı İntibah İlk tarihî roman Namık Kemal’in yazdığı Cezmi İlk köy romanı Nabizade Nazım’ın yazdığı Karabibik Romantizmden realizme geçişin ilk örneği Sami Paşazade Sezai’nin yazdığı Sergüzeşt İlk realist roman Recaizade Mahmut Ekrem’in yazdığı Araba Sevdası İlk psikolojik roman denemesi ve ilk tezli roman Nabizade Nazım’ın yazdığı Zehra romanıdır. İlk polisiye roman Ahmet Mithat Efendi-Esrâr-ı Cinayet İlk post-modern roman Oğuz Atay-Tutunamayanlar 1923 – 1950 YILLARINDA TÜRK ROMANI 1923 – 1950 yılları arasındakiTürk romanını üç ana başlık altında değerlendirebiliriz. Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını SürdürenlerBireyin İç Dünyasını Esas AlanlarToplumcu Gerçekçiler 1. Milli Edebiyat Zevk ve Anlayışını Sürdürenler 1910 yılından itibaren milliyetçilik akımının etkisiyle millî duyguların ağır basmaya başlamış, roman ve hikâyelerde işlenmeye başlamıştır. Bu dönemden itibaren Anadolu’yu konu edinen romanlar yazılmaya başlanmıştır. Bu dönem romanlarında Milli Mücadele Dönemi, Anadolu insanı ve yaşam şartları, çektiği sıkıntılar, Atatürk ilke ve inkılapları, aydın-halk çatışması, toplumdaki kültürel farklılıklar, batılılaşmanın getirdiği toplumsal sorunlar dönemde realizm akımı benimsenmiş, Anadolu gerçeği gözler önüne serilmeye Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Aka Gündüz, Refik Halit Karay, Ebubekir Hazım Tepeyran, Mithat Cemal Kuntay bu dönemde öne çıkan romancılarımızdandır. 2. Bireyin İç Dünyasını Esas Alanlar Bu anlayışı benimseyen roman yazarlarımız genellikle bilinçaltı dünyası, bireyin yalnızlığı, bunalım, topluma yabancılaşma, bireyin toplumla hesaplaşması gibi konular psikanaliz kuramı bu dönem romancıları tarafından sıklıkla iç dünyasını esas alan romanlarda olay önemsenmemiş, merak unsuru ikinci plana atılmıştır. Bireyin ruh halini, iç çatışmalarını ortaya koymayı psikolojisinin verilmeye çalışıldığı bu romanlarda sıklıkla bilinç akışı, iç konuşma ve iç çözümleme teknikleri Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Memduh Şevket Esendal, Semiha Ayverdi, Abdülhak Şinasi Hisar bu dönemde öne çıkan sanatçılarımızdır. 3. Toplumcu Gerçekçiler 1930’lardan sonra romanlarda gerçeklik algısı değişmiş sosyal sorunlara çözüm yolları aranmaya başlanmıştır. Özellikle köylülerin, işçilerin, geçim sıkıntısı çekenlerin yaşamından ve sorunlarından söz edilmeye köy enstitülerinden mezun olan yazarlar tarafından köy sorunları işlenmeye insanının yaşadığı sıkıntılar, köyden kente göçün neden olduğu sorunlar işlenmeye gerçekçi yazarlar eserlerinde dil ve üslubu ikinci, plana itmişlerdir. Onlara göre asıl önemli olan dünya görüşlerini aktarmak için bir araç olarak görmüşlerdir. Eserlerinde okuru belli bir düşünceye yönlendirme gayreti – 1950 yıllarında sanatçılar, konularını günlük hayattan almışlar, toplum sorunlarını derine inmeden gözlemci–gerçekçi eserler yazmışlardır. Duygusal ve acıklı olaylar üzerine kurulmuş, rastlantılarla gelişen, zengin–yoksul, iyi–kötü gibi kalıplaşmış tiplerin işlendiği romanlar ortaya romanlarının geneli ağa ve muhtarın elinde kalan yoksul insanlardır. Jandarma baskısı, toprak kavgaları, eşkıyalık, kan davası, köy öğretmeninin yaşadığı zorluklar gibi konular sıklıkla itibaren II. Dünya Savaşı’nın yıkımları, iki kutuplu bir dünyada kendine yer açma çabaları, sanayileşmenin getirdiği problemler, iç ve dış göç olguları romanlarda Ali, Sadri Ertem 1923-1950 yılları arasındaki toplumcu gerçekçi romancıların temsilcileridir denilebilir. 1950-1980 YILLARINDA CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ROMANI 1950-1980yılları arasında roman türü farklı eğilimlerle gelişimini sürdürmüştür. Toplumcu gerçekçi, Bireyin iç dünyasını ve modernizmi esas alanlarModernistMillî ve dinî duyarlılıkları yansıtan 1. Toplumcu Gerçekçiler 1950-1980 Köy Enstitülerinde yetişen edebiyatçılar sayesinde köy romanı yazma geleneği büyük bir rağbet görmüştür. Toplumcu gerçekçi yazarlar bu dönemde köy sorunları, adaletsizlik, düzensizlik, zengin – fakir çatışması gibi temel konuları işlemeye devam etmişlerdir. Köyden kente göçün hızlanmasıyla İstanbul’un kenar mahallerinde yaşayan işçi sınıfı ve onların hayat mücadeleleri de bu dönem romanlarında işlenmeye başlanmıştır. Bu dönemde Fakir Baykurt, Orhan Kemal, Yaşar kemal, Kemal Tahir, Talip Apaydın, Samim Kocagöz, Kemal Bilbaşar, Mahmut Makal, Dursun Akçam gibi isimler toplumcu gerçekçi anlayışla eserler vermişlerdir. 2. Bireyin İç Dünyasını ve Modernizmi Esas Alanlar Romancılar roman anlatımında bir arayışa gitmişler, geleneksel anlatışın dışına çıkarak yeni anlatım yöntemleri geliştirmişlerdir. Pastij, parodi, montaj gibi anlatım şekillerinden yararlanmışlardır. Kişilerin iç dünyasını anlatmayı amaçlamışlar, kronolojik zaman zincirini kırmayı amaçlamışlardır. Eserlerinde sıkça geriye dönüş tekniği kullanmışlardır. Anlatıma önem vermişler alegorik tarzda şiirsel bir üslup benimsemişlerdir. İç konuşma, iç diyalog, bilinç akışı sıklıkla kullandıkları anlatım tekniklerindendir. Romanlarında merak unsuru önemsenmemiş olay ikinci plana atılmıştır. Romanlardaki klasik alışkanlıklar yıkılmaya çalışılmıştır. Neden – sonuç ilişkisini önemsememişler, başlangıç ve bitiş olmadan eserler verilebileceğini savunmuşlardır. Bireyin İç Dünyasını ve Modernizmi Esas Alan Sanatçılar Oğuz Atay, Tarık Buğra, Adalet Ağaoğlu, Yusuf Atılgan, Ferid Edgü, İnci Aral, Nezihe Meriç, Bilge Karasu… ve Dinî Duyarlılıkları Yansıtanlar Bu anlayışı benimseyen sanatçılar modernleşmenin ve batılılaşmanın insan üzerindeki olumsuz sonuçları, kültürel yozlaşma üzerinde durmuşlardır. Dini, milli ve kültürel değerler işlenmiştir. Eserlerde milli ve dini duygular, bu özelliğe sahip kahramanlar, geleneklerimiz, kültürümüz sıklıkla konu edinilmiştir. Türk Mitolojisinden, destanlardan, idealize edilmiş kahramanlar oluşturmuşlardır. Bu dönemde Hüseyin Nihal Atsız, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Bahaeddin Özkişi, Münevver Ayaşlı, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, Bahaeddin Özkişi gibi sanatçılar milli ve dini duyarlığı yansıtan eserler vermişlerdir. 1950-1980 Cumhuriyet Dönemi’ndeki Önemli Romanlar Kemal Tahir➝Devlet Ana, Yorgun SavaşçıOrhan Kemal➝Cemile, MurtazaYaşar Kemal➝İnce Memed, Yılanı ÖldürselerFakir Baykurt➝Tırpan, Yılanların ÖcüPeyami Safa➝YalnızızAhmet Hamdi Tanpınar➝ Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tarık Buğra➝Küçük Ağa, İbişin RüyasıYusuf Atılgan➝ Aylak Adam, Anayurt OteliOğuz Atay➝Tutunamayanlar, Bir Bilim Adamının RomanıFerit Edgü➝Hakkâri’de Bir MevsimAdalet Ağaoğlu➝Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün GecesiHüseyin Nihal Atsız➝Ruh AdamMustafa Necati Sepetçioğlu➝Kilit, ÇatıBahaeddin Özkişi➝Sokakta, Köse Kadı 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Notu 6. Ünite Roman Roman ünitesi şu konulardan oluşmaktadır. Cumhuriyet Dönemi’nde roman 1923-1950 Cumhuriyet Dönemi’nde roman 1950-1980 Modernizm akımı Dünya edebiyatında roman Anlatım bozuklukları, yazım ve noktalama çalışmaları Okunan bir roman hakkında inceleme ve değerlendirme yazısı yazma Bir romanı sinemaya uyarlanmış hâliyle karşılaştırma Roman Nedir? Olmuş ya da olması mümkün olayları kişi, yer, zaman bağlamında anlatan, hikâyeye göre daha uzun, anlatmaya dayalı edebi bir türdür. Roman türünün ilk örneği İspanyol yazar Cervantes’in 17. yüzyılda yazdığı Don Kişot adlı eseridir. Türk edebiyatında ise ilk yerli roman Şemsettin Sami'nin yazdığı Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'tır. TÜRK EDEBİYATINDA ROMAN TÜRÜNÜN GELİŞİMİ Türk edebiyatında roman türündeki ilk örnekler Tanzimat Dönemi’nde verilmeye başlamıştır Roman türü önce Batı edebiyatından çevirilerle edebiyatımıza girmiştir, daha sonra ilk yerli örnekler verilmiştir. * İlk çeviri roman Yusuf Kâmil Paşa’nın Fenelon’dan çevirdiği Telemak * İlk yerli roman Şemsettin Sami’nin yazdığı Taaşşuk-ı Talât ve Fitnat * İlk edebî roman Namık Kemal’in yazdığı İntibah * İlk tarihî roman Namık Kemal’in yazdığı Cezmi * İlk köy romanı Nabizade Nazım’ın yazdığı Karabibik * Romantizmden realizme geçişin ilk örneği Sami Paşazade Sezai’nin yazdığı Sergüzeşt * İlk realist roman Recaizade Mahmut Ekrem’in yazdığı Araba Sevdası * İlk psikolojik roman denemesi ve ilk tezli roman Nabizade Nazım’ın yazdığı Zehra romanıdır. * İlk polisiye roman Ahmet Mithat Efendi'nin - Esrâr-ı Cinayet * İlk post-modern roman Oğuz Atay'ın - Tutunamayanlar Türk edebiyatında roman türündeki asıl büyük gelişmeler Servetifünun, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda olmuştur. Servetifünun yazarı Halit Ziya Uşaklıgil Batılı roman tekniğine uygun olarak kaleme aldığı Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu gibi romanlarıyla ilk roman ustamız olmuştur. 1923 - 1950 YILLARI ARASINDA TÜRK ROMANI 1910 yılından itibaren millî duyguların ağır basmasıyla ve Türkçülük akımının etkisiyle millî konulara değinen, Anadolu’yu konu edinen romanlar yazılmaya başlanmıştır. 1930’lara kadar Millî Edebiyat etkisinde gelişen romanda eskiye karşı yeni değerlerin yüceltilmesi işlenmiştir. Bu dönemde Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi romancılarımız eser vermiştir. 1930’lardan sonra Türk romanında köylülerin, işçilerin, geçim sıkıntısı çekenlerin yaşamından ve sorunlarından söz edilmeye başlanmıştır. Romanlarda Anadolu coğrafyası ve insanı, köyden kente göçün neden olduğu sorunlar Sadri Ertem, Sabahattin Ali gibi toplumcu–gerçekçi anlayışa bağlı sanatçılar tarafından işlenmiştir. İnsanın gerçekliğini psikolojik yönüyle anlatan Peyami Safa, Abdülhak Şinasi Hisar gibi romancılar da bireyin iç dünyasını esas alan yönelimle romanlar yazmışlardır. 1923 - 1950 yıllarında sanatçılar, konularını günlük hayattan almışlar, toplum sorunlarını derine inmeden gözlemci–gerçekçi eserler yazmışlardır. Duygusal ve acıklı olaylar üzerine kurulmuş, rastlantılarla gelişen, zengin–yoksul, iyi–kötü gibi kalıplaşmış tiplerin işlendiği romanlar ortaya konmuştur. 1940’lardan itibaren II. Dünya Savaşı’nın yıkımları, iki kutuplu bir dünyada kendine yer açma çabaları, sanayileşmenin getirdiği problemler, iç ve dış göç olguları romanlarda işlenmiştir. Bu dönemde yazarlar çok iyi tanıdıkları yöreleri, o yörelerin insanlarını hayat mücadeleleri ve yaşama biçimleriyle yansıtmaya özen göstermişlerdir. Bu dönemin romancılığında görülen en önemli yönelimlerden biri de köy romancılığıdır. Köy gerçeği romanlarda etkili biçimde ele alınmıştır. Kasaba ve şehirlerde yaşayan dar gelirli insanların içinde yaşadıkları toplumsal düzen de giderek romanlarda ele alınmıştır. Türk kadınının çağdaşlaşmak için verdiği mücadele başta olmak üzere, ekonomik bağımsızlığı, kadın–erkek münasebetleri, kadının aile ve toplum içindeki yeri, durumu da romanlarda ele alınmıştır. 1950-1980 YILLARINDA CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK ROMANI 1950-1980 arasında roman türü farklı eğilimlerle gelişimini sürdürmüştür. Toplumcu gerçekçi, bireyin iç dünyasını esas alan modernist millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan özelliklere sahiptir. Toplumcu - gerçekçiler Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Samim Kocagöz, Fakir Baykurt gibi toplumcu gerçekçi yazarlar; toprak kavgaları, tarımın makineleşmesi, köyden kente göç gibi toplumsal konuları romanlarında ele almışlardır. Bireyin iç dünyasını esas alan romanlar Peyami Safa, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra, Samiha Ayverdi bireyin iç dünyasını esas alan romanlar yazmışlardır. Modernist romanlar Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu modernist çizgide romanlar vermişlerdir. Millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan romanlar Hüseyin Nihal Atsız, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Bahaeddin Özkişi, Münevver Ayaşlı, Emine Işınsu, Sevinç Çokum millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan romanlar yazmışlardır. 1950-1980 Cumhuriyet Dönemi'ndeki Önemli Romanlar Kemal Tahir ➝ Devlet Ana, Yorgun Savaşçı Orhan Kemal ➝ Cemile, Murtaza Yaşar Kemal ➝ İnce Memed, Yılanı Öldürseler Fakir Baykurt ➝ Tırpan, Yılanların Öcü Peyami Safa ➝ Yalnızız Ahmet Hamdi Tanpınar ➝ Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tarık Buğra ➝ Küçük Ağa, İbişin Rüyası Yusuf Atılgan ➝ Aylak Adam, Anayurt Oteli Oğuz Atay ➝ Tutunamayanlar, Bir Bilim Adamının Romanı Ferit Edgü ➝ Hakkâri’de Bir Mevsim Adalet Ağaoğlu ➝ Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi Hüseyin Nihal Atsız ➝ Ruh Adam Mustafa Necati Sepetçioğlu ➝ Kilit, Çatı Bahaeddin Özkişi ➝ Sokakta, Köse Kadı Orhan Kemal - Murtaza Romanı Orhan Kemal’in toplumcu gerçekçi anlayışla yazdığı Murtaza adlı roman, 1952 yılında önce gazetede tefrika edilir ve aynı yıl kitap olarak yayımlanır. Eser eklemeler yapılarak 1969’da yeniden yayımlanır. Büyük ilgi gören roman 1965’te Murtaza, 1984’te ise Bekçi adıyla iki kez sinemaya uyarlanır; tiyatro eseri olarak da sahnelenir. Romandaki olaylar, II. Dünya Savaşı sonrasında, Adana’da geçmektedir. Yazar; bu eserinde bir fabrikada gece kontrolörü olan, görevini her şeyin üstünde tutan, saf bir adam çevresinde gelişen olayları toplumcu gerçekçiliğe bağlı kalarak yansıtmıştır. ROMANDA MODERNİZM 19. yüzyılda büyük gelişme sağlayan geleneksel roman anlayışı devam ederken 20. yüzyılın ilk çeyreğinde yeni bir roman anlayışı ortaya çıkar. Aydınlanmayla birlikte oluşan, hümanizm ve demokrasi temeli üzerine yükselen bir düşünce sistemi olan modernizm, birçok alanı olduğu gibi romanı da etkilemiştir. I ve II. Dünya Savaşları’nın insanlık üzerindeki yıkıcı etkileri modernizmin doğuşunda büyük rol oynamıştır. “İnsan, yaşadığı dünyada hep acılarıyla baş başa kalmış ve yalnızlıktan kurtulamamıştır. Öyleyse insanın bu durumunu anlatmak gerekir.” görüşünden hareket eden modernist romancılar, geleneksel romancıların aksine kişilerin iç dünyalarını romanlarına katmayı ve “dün–bugün–yarın”dan oluşan zaman zincirini kırmayı hedeflerler. Kişilerin anılarını ve bilgilerini, kafalarından neler geçtiğini, dillerinden dökülmeyip kalplerine gömdüklerini okuyucuya aktarabilmek için bilinç akışı, iç konuşma ve iç diyalog gibi teknikleri kullanırlar. Sinemadan aldıkları geriye dönüş tekniği ile de keskin zaman zincirini kırmayı amaçlarlar. Bu teknikler sayesinde okuyucu hem karakterler hakkında daha doğru bilgiler edinir hem de bugünün durdurulduğu, geçmişin araya girdiği iç içe geçmiş zaman ve olaylardan oluşan bir hikâye okur. Modernist romanlarda neden–sonuç ilişkisi ortadan kalkmıştır. Roman, en baştan başlamak veya belirli bir biçimle bitmek zorunda değildir. Yazar, insan dışındaki dünyayı yalın biçimde yansıtmaktan kaçınır, geleneksel anlatımın dışına çıkar, yer yer alegorik anlatımdan yararlanır, kelimelerin çağrışım gücünden yararlanarak şiirsel bir dil kullanır. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanında da başı ve sonu belli olan bir olay yoktur. Mekân, kişi, olay yerine bireyin iç dünyasına yönelme söz konusudur. Modernist yazarlar, tek bir cümlenin bile atlanamayacağı bir yapı kurarlar. Bu yapı bilinçli kurgulanmış bir yapıdır ve okuru etkin kılar. Bu tür romanlarda en önemli tema yabancılaşmadır. Çoklu anlatıcı, çoklu bakış açısı da modernist romanların başka bir özelliğidir. Modernist Romanlarda Anlatım Anlatı türlerinde anlatıcı ile eser arasında önemli bir bağ bulunur. Anlatım teknikleri; yazarın duygu, düşünce, hayal, bilgi vb. dünyasını okuyucuya ilettiği en önemli araçlardan biridir. Yazar, eserinin konusuna, temasına ve amacına uygun olan anlatım tekniklerini kullanarak okuyucuya ulaşmak ister. Klasik anlatı türleri, yapı ve içerik bakımından karmaşık değildir. Ancak modern anlatı türlerinde yeni anlatım teknikleri kullanılmış, bu da anlatımda çeşitliliğin artmasını sağlamıştır. Modernist romanlarda özellikle bilinç akışı, iç çözümleme, geriye dönüş tekniklerinden sıklıkla yararlanılır. Modernist Romanlarda Bilinç Akışı Tekniği Bilinç akışı tekniği, özellikle psikolojik eserlerde kullanılan bir teknik olup bireyin gizli yönlerini belirten etkili bir yöntemdir. Bu teknikte karakterin düşünceleri olduğu gibi ifade edilmeye çalışılır. Yazarlar, kronolojik zamana bağlı kalmaksızın, insanın bilinçaltının derinliklerine inebilirler. Bilinç akışı tekniğinde karakterin kesik cümlelerle, bir bütünlük içermeyen, çoğu zaman mantıksal çizginin dışına taşan karmaşası dile getirilir. Kahramanın kafasından geçenler düzensiz bir şekilde, çağrışımlarla farklı yönlere gider. Burada, roman karakterinin anlattıklarının çoğunda geçmişle şimdiki zaman, gerçekler hayal, kendi iç hesaplaşmaları bir aradadır. Bu teknikte duygu ve düşüncelerdeki karmaşıklık dikkati çeker. Tutunamayanlar romanından alınan aşağıdaki parça bilinç akışı tekniğine örnektir. Örnek "Sizlere uğramadan edemedim. Şehri çok güzel ve değişmiş buldum. Yeni taşındığınız evi bulmakta güçlük çekmedim. Oğlunuz çok büyümüş. İnşallah büyüyünce sen de Turgut amcan gibi mühendis olursun. Daha beter olsun. Nermin ne yapıyor. İyidir, selam ve sevgileri var. İnşallah bir dahaki sefere onu da getiririm. Sen derslerine çalışıyor musun bakayım? Kaşlarını çattı. Amcalar bazen kaşlarını çatar, onlara güven olmaz. Süheyla’yı hatırlayacaksınız, teyzemin gelini. Nermin’le birlikte geliniz bir dahaki sefere. Geliriz dedik ya uzatmayın. Gitmiş kadar oldum." Modernist Romanlarda İç Çözümleme Tekniği İç çözümleme, anlatı türleri içinde kahramanların iç dünyasının, duygu, düşünce ve hayallerininyazar tarafından ifade edildiği bir anlatım tekniğidir. Bu tekniği kullanan yazar, mümkün olduğuncaobjektif olur. İç çözümleme tekniği kahramanların tanıtımına yardım ettiği gibi anlatımın gerçekliğe daha da yakın olmasını sağlar. Örnek “Turgut, önündeki direksiyona, belli etmek istemediği bir çekingenlikle bakıyordu. Kimse sezmeden, korkusunu fark etmeden, bu inatçı ve onu tanımayan sertlikle nasıl uyuşabilecekti? Öğrendikten sonra, bütün zorluklar geride kaldıktan sonra vücudun her parçasında, başlangıçta bu makine kadar kör ve inatçı olan direnmenin yumuşadığını, mümkün olduğunu gördüğü zaman, yazık ki geçiş süresini unutuverir insan.” Modernist Romanlarda Geriye Dönüş Tekniği Geriye dönüş, zamanın kurgusuyla ilgili bir tekniktir. Anlatıcı, şimdiki zamandan önceki zamanlara giderek kahramanın geçmişinde meydana gelmiş bir veya birkaç olayını anımsatır. Geriye dönüş tekniği, konunun daha iyi anlaşılmasında, kahramanların tanıtılmasında ve olayların sebeplerinin ortaya konmasında anlatıcıya yardımcı olur. Tutunamayanlar adlı romandan alınan aşağıdaki parça geriye dönüş tekniğine örnektir. Örnek “Üniversitede ders çalışırken de Selim, arkadaşlarına böyle takılırdı. Kim çıkarmıştı bu sözü?Kenan çıkarmıştı. Yüksek matematikten haziranda geçince, Selim’le bir olup, etüd odasında, çalışmaya çalışan Turgut’un baş ucundan ayrılmamışlardı. Kenan, Selim’in okulda tanıdığı ilk insandı. Turgut’un onları ilk farkettiği gün, sıranın üstüne bir şeyler yazıyorlardı.” DÜNYA EDEBİYATINDA ROMAN İspanyol yazar Cervantes’in Servantes Don Quijote Don Kişot adlı eseri, roman türünün başarılı ilk örneği kabul edilir. Fransız Edebiyatı Victor Hugo ➞ Sefiller, Notre Dame’ın Kamburu Balzac ➞ Vadideki Zambak, Goriot Baba Gustave Flaubert ➞ Madam Bovary Stendhal ➞ Kırmızı ve Siyah, Emile Zola ➞ Nana Alman Edebiyatı Goethe ➞ Genç Werther’in Acıları Thomas Mann ➞ Buddenbrook Budenbrok Ailesi İngiliz Edebiyatı Charles Dickens ➞ İki Şehrin Hikâyesi, Oliver Twist Daniel Defoe ➞ Robinson Crusoe Rus Edebiyatı Dostoyevski ➞ Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler Tolstoy ➞ Anna Karenina, Savaş ve Barış Gogol ➞ Ölü Canlar, Palto Puşkin ➞ Yüzbaşının Kızı Gorki ➞ Ana, Benim Üniversitelerim Turgenyev ➞ Babalar ve Oğullar Amerikan Edebiyatı Jack London ➞ Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş John Steinbeck ➞ Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri Ernest Hemingway ➞ Yaşlı Adam ve Deniz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor Kırgız Edebiyatı Cengiz Aytmatov ➞ Gün Olur Asra Bedel, Beyaz Gemi Not Ernest Hemingway, 1952’de yazdığı Yaşlı Adam ve Deniz adlı romanında yaşlı bir balıkçının okyanusta geçen mücadele dolu birkaç gününü anlatmıştır. Bu romanda yazar kendi maceracı kişiliğini de yansıtmıştır. Eserde yenilgi, galibiyet, korku, cesaret, merhamet, talih gibi temalar çevresinde insanın mücadeleci yönü yansıtılmıştır. Bu eser, yazarın Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasında önemli bir rol oynamıştır. Eser, birkaç kez sinemaya uyarlanmıştır. 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Notları 6. Ünite Roman, Cumhuriyet Dönemi, Dünya Edebiyatı, Modernizim Akımı Oleh Cumhuriyet Dönemi Hikaye yazarları ve eserleri aşağıdaki etkinliklerde verilmiştir. Etkinliklerin amacı yazar eser isimlerini farkında olmadan ezberlemektir. Etkinlikleri tekrar tekrar yaparak öğrendiğiniz yazar ve eserlerini kalıcı olarak ezberleyebilirsiniz. Aşağıdaki testte her seferinde farklı sorularla karşılaşacaksınız. Lütfen yanlış yaptığınız soruları inceleyin, tekrar çalışmak için notlar alın. Yazar ve eserlerini tam olarak öğrenebilmek için en az üç sınavdan tam puan almak gerekir her sınavda farklı sorular gelecek Öğrenmenin kalıcı olması için belli aralıklarla test tekrar edilmelidir. Test sonuna isminizi ekleyerek kendinizi başarı listesine ekleyebilirsiniz. Cumhuriyet Hikaye Yazar Cumhuriyet Dönemi Yazar Eser Testi 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Meb Yayınları 6. Ünite Roman Sayfa 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187 Cumhuriyet Döneminde Roman 1950-1980 Metni Etkinlik Soruları ve CevaplarıDERSE HAZIRLIK11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 176 Cevabı1. Murtaza adlı metinde başkahraman Murtaza’nın kime benzetildiğini sebebiyle Murtaza mahallenin hâkimine benzetilmiştir. Çünkü mahallelinin her işine hatta özel hayatına bile karışmaktadır. Gece yarısından sonra pencerede ışık görse çat kapı, neden bu saate kadar yatmayıp hâlâ oturduğumuzu sorar. Mahalleliyi yatmaya Metnin olay örgüsünü aşağıdaki tabloya – Gece bekçiliği görevi yapan Murtaza’nın, yaşadığı çevre şartları ve insanlarla uyumsuzluk yaşaması. – Gece bekçiliği görevindeki aşırı ve gülünç tavırları ile dikkat çeken Murtaza’nın çevresindeki insanlarla ve ailesiyle çatışma içinde olması III. Bölüm – Murtaza’nın tavırlarından bıkan işçilerin fabrikada, “Murtaza istifa!” sözleriyle isyan çıkarması; Fen müdürünün olayları bastırarak Murtaza’yı koruması11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 177 Cevabı3. Murtaza’nın “Demedim hiçbir zaman, vazife bir sırasında evladım, ciğerparem sözüyle hangi değeri bütün değerlerden üstün tuttuğunu Vazife aşkını sorumluluk bilincini verilmiş olan emaneti her şeyden üstün tutarak koruyacağını Sanat anlayışını “Ben tanıdığım insanları yazdım” sözüyle ifade eden Orhan Kemal, Adana’da bir banka şubesinde gözlemlediği bekçiden esinlenerek Murtaza adlı romanını yazmıştır. Bu bilgiden hareketle Murtaza romanını yazar-eser ilişkisi bakımından Orhan Kemal kendi çevresinde gördüğü tanıdığı tipleri romanlarında işlemektedir. Murtaza da bu görüş doğrultusunda Orhan Kemal’in öznel değerler ile sınırlarını çizdiği doğrulara kayıtsız şartsız bağlılığın simgesi olan bir bireyin, yaşadığı çatışmaların ve ruhsal parçalanışın trajikomik Metnin temasını Vazife aşkı ve insanların düzenlerine yapılan müdahalenin hoş Metinle ilgili eleştiri ve beğeninizi nedenleriyle ifade Metni beğendim. Çünkü konu güzel işlenmiş dikkat çekici bir konu seçilmiş. Diyaloglar gayet başarılı. Beğenmediğim kısım son kısım oldu. Çünkü öz kızını bile dövecek kadar ileriye gidilmemeliydi. 7. Metinde toplumcu gerçekçilik akımının özelliklerini tespit Halkın işçilerin sorunları anlatılmıştır. Toplumun gerçekliği olduğu gibi toplumun diliyle toplum içindeki sıradan insanlar kahraman olarak kullanılarak işlenmiştir. a. Murtaza adlı metindeki kişileri Fiziksel ve ruhsal kimliğinin birbirini bütünlediği Murtaza, trajikomik bir öykünün baş kişisidir. Romanda yan karakterlerin başında Murtaza’nın dayısı Kolağası Vehit Hasan Bey gelir. Fabrikanın Fen Müdürü de yan karakterlerdendir. Maddi varlığa sahip, işçilerin dünyasına uzak olan Fen Müdürü, emrinde çalışanları sömürür, Metnin başkişisi Murtaza’nın kişilik özelliklerini tespit ederek söz konusu kahramanın tip mi yoksa karakter mi olduğunu Murtaza karakterdir. Çünkü roman onun etrafında şekillenir. Onun varlığı, raslantısal ve sıradan bir oluşum süreci ile karşımıza çıkmaz. Bizzat tanımadığı/ görmediği dayısı Kolağası Vehit Hasan Bey’in kahramanlık/ fedakarlık öyküleri ile büyür. Düşmanını üzerine korkusuz ve tedbirsiz bir şekilde tek başına saldıran dayısını örnek alan Murtaza, doğruluk ve dürüstlükten taviz vermeyen sabit fikirli bir kişi olarak yetişir. Onun geçmişini de geleceğini de bugününü de belirleyen bütün ayrıntılarda bu tek yönlü bakışının etkisi vardır. Sosyal düzen içerisinde bu keskin tavrıyla o, aykırı ve farklı bir tip haline Murtaza adlı metinde kullanılan anlatım tekniklerini gösteren bir tablo Murtaza metninde öyküleyici ve betimleyici anlatım teknikleri öne çıkar. Özellikle Murtaza’nın tanıtıldığı ve fabrikadaki işleyişin aktarıldığı kısımlarda betimleme fazlasıyla kullanılmıştır. b. Bu anlatım tekniklerinin metne katkısını Bu teknikler metni güçlendirmiştir. Metne derinlik kazandırmış okurun metnin içine daha fazla girebilmesine olanak sağlamıştır. 11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 178 Cevabı1. İnsanın yaşadığı toplumla, o toplumun değerleri ve yaşam biçimiyle uyuşamamasının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini Bazı insanlar kendilerini toplumdan soyutlarlar. Toplumda yaşanılan hiç bir şeyle ilgilenmez toplumdan uzak bir yaşamı tercih ederler. Bu insanların amacı günü kurtarmak düne, bugüne ve geleceğe karşı kaygısız ve kayıtsız bencilce yaşamaktır. Bazen de tersi bir durum söz konusu olur. Toplum için bir şeyler yapmaya çalışan bir insanı toplum anlayamaz. Toplum hor görür. Her iki durumda da bir doku uyumsuzluğu oluşur sonucunda da mutsuzluk ve huzursuzluk görülür. 2. Edebî eserleri okumanın, kişiliğin şekillenmesinde ne gibi etkileri olabileceğini İnsanlar okuma serüveni içinde, okuma zevkini temellendirmek için mutlaka klasikleri okumalıdır. Edebi eserler insan zihnini kuvvetlendirir, insana huzur verir. Edebi olarak yüksek kalitedeki eserler insanları yeni ufuklara taşır. Yeni hayatlar yeni mekanlar tanımasını sağlar. 11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 183 Cevabı1. Tutunamayanlar adlı metinde yazara özgü dil ve anlatım özelliklerini Tutunamayanlar romanı, toplumdaki gidişe ayak uyduramayan ve özü’nü yaşamak isteyen aydının çığlıklarıyla doludur. Oğuz Atay çağımız insanının dramım çok çarpıcı bir biçimde sergiler. Atay’ın eserindeki takındığı eleştirel tavır sadece bireyle sınırlı kalmaz. Bireyi merkez olarak toplumdaki çarpıklıkları da eleştirir. Topluma yönelik eleştiriler roman sınırlarını zorlamasına toplumun bütün alanlarını kapsar. Eğitim sistemindeki bozukluklar/, küçük burjuva dünyasının sahte değerleri ve evlilik düzeni’, bürokrasi’, gençlik eylemleri’, tarih ve dil bilinci’ gibi birçok soruna el atar. Oğuz Atay 1930’lardan 1960 sonrasına uzanan bir dönemi, ironi’ ve hiciv’ le yoğurarak ustalıkla anlatır. Atay’a göre romanın başarısı ayrıntılarda saklıdır. İlk okuduğunda keyfi, dağınıkmış gibi görünen bu ayrıntıların Tutunamayanlar romanında titizlikle seçilmiş ve ustaca örülmüş birer malzeme olduğu Metinde olay akışını yönlendiren temel çatışmayı Aydın toplum arasındaki anlaşılmazlık ve toplumun aydınları anlayamaması olarak Turgut’un ruh hâlinde meydana gelen değişimi metinden hareketle öncelikleri para kazanmak ve rahat bir yaşam sürmek olan Turgut, Selim’in ölümünden sonra onun kişiliği ve hayata bakışı üzerinden kendini ve yaşamını sorgulamaya Selim’in arkadaşı Burhan’la karşılaştığında Turgut’un neler hissettiğini ve düşündüğünü Turgut Selim’in arkadaşlarını kendisine tanıştırmaktan çekinmesinden dolayu Burhan’a ön yargı ile yaklaşmıştır. Burhan’ ı zor duruma sokabilecek yorumlarda bulunmuş o kendisinden gizlenen kişinin kantinci çıkması karşısında şaşırmıştır. 5. Metindeki açık ve örtük iletileri Açık ileti Turgut Özben adlı kahramanının intihar ettiği söylenen arkadaşı Selim Işık’ın hayatını ve ölüm nedenini çözmeye ve onu anlamaya çalışması Örtük ileti Roman hangi düşünceye tutunmaya çalışırsa onun anlamsızlığının farkına varan bir aydınının kendisiyle girdiği acımasız savaşı kaybederek intihara sürüklenişini anlatmaktadıra. Tutunamayanlar adlı metindeki kahramanların olay akışını etkileyen özelliklerini Genç bir Mühendis olan Turgut Özben yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurarak intihar ettiğini gazetelerden öğrenir ve arkadaşının ölümünden çok etkilenir. İntiharın sebeplerini merak ederek konuyu araştırmaya başlar. Bu konuyu Selim’in arkadaşları olan Metin ve Esat’la görüşür. Turgut Selim’in arkadaşlarıyla tanıştıkça Selim’in farklı yönlerini de öğrenmeye başlar. Bu araştırmalar sonucunda Turgut Selim Işık’ın tüm yönlerini öğrenmeye kişiliğini tanımaya başlayacaktır. Selim’in birçok arkadaşına ulaşır. Her arkadaşı Selim’in bilmediği bir yönünü kendisine anlatır. Selim’in arkadaşı Metin, Turgut Özben’e şunları anlatır Metin’in Zeliha adlı bir kızla ilişkisi vardır. Selim, Metin ile o kızın ilişkisini onaylamamaktadır. Bunun üzerine Metin o kız ile ilişkisini bitirir. Fakat Metin kızı bırakınca, bu kez Selim o kıza âşık olmuş o kız ile ilişki içerisine girmeye başlamıştır. Bunun üzerine Metin bunun üzerine yeniden kıza yanaşır. Kız ise bir süre sonra onlardan ayrılır, başkasıyla evlenir. Bir yandan Selim’in arkadaşları ile konuşurken bir yandan da Selim’in annesinin yanına gidip gelemeye başlar, Selim’in odasına girip çıkarak onun notlarını, adreslerini ve kitaplarını incelemeye başlar. Turgut arkadaşı Selim’i yeniden keşfetmek için girişimlere başlar ama bu girişimler aslında kendisini de tanıma fırsatı verecek, Selim’in hayatına girmiş kişilerle görüşürken kendi iç sesi devamlı Selim’le konuşacaktır. Turgut’un iç sesi olan Olric, ona kendisini de anlatacaktır. Bu yoldan giden Turgut, Selim ile ne kadar çok ortak yanlarının olduğunu da keşfederken onun bunalımlarının kendisinde de olduğunu, hatta kendisinin de bir Selim olduğunu fark Kişileri tip ya da karakter özellikleriyle açıklayan bir tablo Işık Tutunamayanlar kitabının baş kahramanı. 28 yaşında bütün tutunamayanları öksüz bırakıp gitmiş selim ışık, anlatmadan anlaşılmaya aşık. Romanın en önemli kahramanı olmasının yanında geride bıraktığı mektuplarla da okura ipuçları Özben Genç bir Mühendistir. Yakın arkadaşı Selim Işık’ın kendini bir tabancayla vurarak intihar ettiğini gazetelerden öğrenir ve arkadaşının ölümünden çok Selim’in kantinci Turgut’un Tutunamayanlar adlı metindeki anlatıcıyı ve bakış açısını belirleyerek metinden Anlatıcı yazarın kendisidir. Bazen kahramanın ağzından da anlatılan kısımlar vardır. Bakış açısı hakim bakış açısıdır. Anlatıcı her şeyi bilir. b. Metindeki anlatıcı ve bakış açısının çeşitliliğinin metne katkısını Bu teknikler metni güçlendirmiştir. Metne derinlik kazandırmış okurun metnin içine daha fazla girebilmesine olanak sağlamıştır. 11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 184 CevabıAşağıdaki görsellerden hareketle denizin insan yaşamındaki yeri ile ilgili görüşlerinizi Günümüzde ise her insanın hayalinde bir parça yer eden deniz kenarına yerleşsem düşüncesi denizin insana huzur veren daha doğrusu duyun insanı dinginleştiren ve sakinleştiren yapısının her insan üzerinde eşit oranlarda olmasa da etkili olduğunu görmekteyiz. Suyun yapısında canlılık olduğunu kanıtlar verileri sunmuş ve aslında deniz veya göl fark etmez bu canlı yapının biz insan türü tarafından benimsenmesini anlamlı hale getirmiştir.“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz. Merhaba arkadaşlar size bu yazımızda Türk Dili ve Edebiyatı Konuları hakkında bilgi vereceğiz. Yazımızı okuyarak bilgi sahibi olabilirsiniz. Cumhuriyet Dönemi Romanı nedir? sorusunun cevabı aşağıda sizleri bekliyor… Cumhuriyet Dönemi Romanı Cumhuriyet Dönemi romanına baktığımızda ise birbirinden farklı tutumlarla karşılaşırız. İlk dönem romancıları genel anlamda, geçmiş yıllarda siyasi çalkantılar ve savaşlarla şekillenen sürecin ardından ilan edilen Cumhuriyet rejiminin prensiplerini destekleyen, bu yeni düzenin ilanına gelinen süreçte millî mücadeleye verdiği destek ile önemli bir etkiye sahip Anadolu insanım ve yaşadığı toprakları gittikçe artan realist bir gözlem yeteneğiyle ele alan eserler vermişlerdir. Yanlış batılılaşma, aile içi meseleler gibi konularla şekillenen önceki dönem eserlerinden farklı olarak bu dönemde inkılapların Anadolu’ya yayılması, köylünün sorunları, taşraya giden aydın kesimin burada yaşadıkları, sanayileşme sonucu köyden kente göç eden ailelerin yaşadığı zorluklar, büyük şehrin yoksul semtlerinde yaşayanlar, küçük insanın macerası yaşama savaşı gibi yeni tema ve konular ele alınmaya başlanır. Anadolu ve burada yaşayan insana yönelenler; bireyin iç dünyasını psikolojik hâlleriyle beraber derinlemesine tahlil yolunu seçenler, yine bireyin büyük kentteki konumu ile varoluşunu sorguladığı eserler, tarihsel dönemlere ait olaylardan yola çıkarak bu malzemeyi yeniden yorumlayanlar. Marksist anlayış çerçevesinde toplumcu gerçekçi anlayışı meydana getirip sayfalarını güdümlü edebiyatın hizmetine verenler, doğu-batı medeniyetlerinin karşılaşmasını aile ve toplum bazında yaşanan çarpıklıklarıyla beraber değerlendirenler, eleştirel-gerçekçi bakış açısı ile toplumu gözlemleyenler, postmodern anlayış çerçevesinde romanlarında dünyayı yıkıp yeniden kurgulayan modern anlayışlar gibi ana izleklerini verebileceğimiz konular çerçevesinde Cumhuriyet Dönemi romanı çok değişik yapılarda ve karakterlerde eserlerin verildiği bir süreçtir. Cumhuriyet Dönemi’nde Roman 1923-1950 » 1923-1950 yılları arasında sanatçılar eserlerinde ele aldıkları konuları günlük yaşamdan alarak gözlemci-gerçekçi bir şekilde toplum sorunlarını detaya inmeden işlemiştir. » Cumhuriyet’in ilan edildiği ilk yıllarda sanatçıların büyük bir çoğunluğu toplumsal konulara yönelerek bazı sorunları gerçekçi bir şekilde dile getirmişlerdir. » Toplumdaki sorunları görüp bunu gerçekçi bir şekilde aktarma amacı olduğundan daha çok realizmin etkisi vardır. » Bu dönemde ön plana çıkan sanatçılar Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar ve Reşat Nuri Güntekin olmuştur. » Bu üç sanatçı Milli Edebiyat Dönemi’nde başlayan Anadolu’ya yönelme anlayışı devam ettirmekle beraber Kurtuluş Savaşı’nı ve yeni rejimi de eserlerinde ele almışlardır. » Cumhuriyet’in ilk çeyreğinde yazılan romanlar Türkiye’nin geçirdiği tarihî ve sosyo-kültürel değişimleri gözler önüne seren bir ayna niteliği taşır. » 1923-1950 arasında roman, farklı biçim ve tekniklerle gelişerek Türk edebiyatındaki varlığını sürdürmüştür. » Bu dönemde Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban”, Reşat Nuri Güntekin’in “Yaprak Dökümü”, Abdülhak Şinasi Hisar’ın “Fahim Bey ve Biz, Çamlıca’daki Eniştemiz”, Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”, Sabahattin Ali’nin “Kuyucaklı Yusuf”, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur” adlı eserleri roman türünün tanınmış örneklerindendir. » Millî Edebiyat sanatçılarının da eser vermeye devam ettiği Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yıllarında daha çok, gözlemci gerçekçiliğe dayalı romanlar yazılmıştır. » İlk dönem romancıları genel anlamda, geçmiş yıllardaki siyasi çalkantılar ve savaşlarla şekillenen sürecin ardından ilan edilen Cumhuriyet rejiminin prensiplerini desteklemiştir. » Yaşanan süreçte millî mücadeleye verdiği destek ile önemli bir etkiye sahip olan Anadolu insanını ve yaşadığı toprakları, gittikçe artan realist bir gözlemle ele alan eserler vermişlerdir. » Yanlış batılılaşma, aile içi meseleler gibi konularla şekillenen önceki dönem eserlerinden farklı olarak bu dönemde; “inkılapların Anadolu’ya yayılması, köylünün sorunları, taşraya giden aydın kesimin burada yaşadıkları, sanayileşme sonucu köyden kente göç eden ailelerin yaşadığı zorluklar, büyük şehrin yoksul semtlerinde yaşayanlar, küçük insanın macerası yaşama savaşı” gibi yeni tema ve konular ele alınmaya başlanır. Cumhuriyet Dönemi’nden Sonra Roman 1950-1980 » 1950-1980 arasında roman türü farklı eğilimlerle toplumcu gerçekçi, bireyin iç dünyasını esas alan, modernist, millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan gelişimini sürdürmüştür. » Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Samim Kocagöz, Fakir Baykurt gibi toplumcu gerçekçi yazarlar; toprak kavgaları, tarımın makineleşmesi, köyden kente göç gibi toplumsal konuları romanlarında ele almışlardır. » Peyami Safa, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra, Samiha Ayverdi bireyin iç dünyasını esas alan romanlar yazmışlardır. » Yusuf Atılgan, Oğuz Atay, Ferit Edgü, Adalet Ağaoğlu modernist çizgide romanlar vermişlerdir. » Hüseyin Nihal Atsız, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Bahaeddin Özkişi, Münevver Ayaşlı, Emine Işınsu, Sevinç Çokum millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan romanlar yazmışlardır. Roman türünün tanınmış örnekleri Kemal Tahir Devlet Ana, Yorgun Savaşçı Orhan Kemal Cemile, Murtaza Yaşar Kemal İnce Memed, Yılanı Öldürseler Fakir Baykurt Tırpan, Yılanların Öcü Peyami Safa Yalnızız Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tarık Buğra Küçük Ağa, İbişin Rüyası Yusuf Atılgan Aylak Adam, Anayurt Oteli Oğuz Atay Tutunamayanlar, Bir Bilim Adamının Romanı Ferit Edgü Hakkâri’de Bir Mevsim Adalet Ağaoğlu Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi Hüseyin Nihal Atsız Ruh Adam Mustafa Necati Sepetçioğlu Kilit, Çatı Bahaeddin Özkişi Sokakta, Köse Kadı 11. Sınıf Roman Konu Anlatımı için Tıklayınız… 11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Konuları için Tıklayınız… 11. Sınıfta Yer Alan Diğer Ders ve Konuları için Tıklayınız…

cumhuriyet dönemi roman 11 sınıf