cash. Error 502 Ray ID 739c4cdef803b78a • 2022-08-12 212821 UTC YouBrowser Working AmsterdamCloudflare Working Error What happened? The web server reported a bad gateway error. What can I do? Please try again in a few minutes. Cloudflare Ray ID 739c4cdef803b78a • Your IP • Performance & security by Cloudflare 29 AĞUSTOS 2020 , CUMARTESİ 1600Van Gogh Dijital Sergisi. Van Gogh’un hayatının son on yılına ait özgün yapıtları; dev ekranlara, duvarlara, kolonlara, zemine ve tavana yansıtılıyor. 3000’in üzerinde dijital imajın büyüleyici bir koreografi eşliğinde sergilenmesi ile özel bir atmosfer oluşuyor. Sergi ilk olarak Fransa’nın önemli sanat merkezlerinden biri olan Carrières de Lumières’de sanatseverlerle müthiş bir görsel ve müzikal prodüksiyonla duvarlara yansıtılırken ziyaretçilerine canlı bir ışık, renk ve ses senfonisi sunarak unutulmaz bir deneyim’ yaşatıyor. Işığın içinde dalgalanan su yanılsaması benzeri çeşitli yansıtma teknikleri, sergiyi zenginleştiren başlıca unsurlardan Gogh, Gogh’un benzersiz tarzını sembolleyen, kaotik ve şiirsel iç dünyasını yansıtan manzara, iç mekan ve portre çizimleri ile The Potato Eaters, Starry Night, Sunflowers ve The Bedroom gibi öne çıkan eserleri, yaklaşık 20 metrelik duvarlarda canlanıyor. Eserler tematik bir güzergahta duvara yansıtıldığı için, izleyiciler sanatçının bulunduğu mekanları ve hayatının çeşitli aşamalarını Gogh, The Siesta paletindeki renkler; duvarlara, zemine ve tavana saçılmış yönetmenliğini Gianfranco Iannuzzi’nin yaptığı sergide, 19. yüzyıl sanatçısının ilk eserlerine de yer verildi. Ressamın paletinin zenginliğine, güçlü darbelerine, koyu renkler ve hafif gölgeler arasındaki dengeye vurgu yapıldı. Culturespaces tarafından üretilen ve Gianfranco Iannuzzi, Renato Gatto ve Massimiliano Siccardi tarafından tasarlanan görseller müzikal bir deneyimle sergide Gece tablosunun yansıtılmış tepede dururken, mavilik her tarafı sarmışken ve kasabanın ışıkları ziyaretçilere yansırken, ışığın hareket ettiği zeminde durmak, akan suyun içinde durma hissi Kilise’nin üç boyutlu bir yapıya yansıtıldığı eser, Van Gogh’un Hollanda’ya olan nostaljisinin arasında yapılan kısa programda, Japon sanatının Van Gogh’un çalışması üzerindeki etkisi de anlatılıyor. Van Gogh’a ait; kiraz çiçeklerinin, geyşaların, samuray savaşçılarının ve ruhlarının konu alındığı sanat eserlerinden bazıları da sergiye dahil sanatının Van Gogh’un çalışması üzerindeki olarak Avustralya’da Grande Exhibitions tarafından tasarlanan ve ziyarete açılan sergi, sonrasında dünyanın pek çok yerinde gösterime sunuldu. Türkiye’de ise 2012’de Abdi İbrahim’in katkılarıyla İstanbul ve Ankara’da sanatseverlerle sergiden bir kare, sergiden bir kare, bir şölen olan dijital sergiye ait videoyu aşağıdaki paylaşımdan izleyebilirsiniz. “Grande Exhibitions Avustralya tarafından tasarlanan ve Singapur?daki dünya prömiyerinin hemen ardından Abdi İbrahim?in katkılarıyla önce 10 Şubat-15 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Karaköy Antrepo 3?te, ardından da 15 Ekim-30 Aralık tarihleri arasında Ankara Cer Modern?de sanatseverlerle buluşacak olan Van Gogh Alive, izleyiciyi ışık, renk ve ses senfonisinin içine alıyor. Van Gogh Alive, bu üretken sanatçının 1880-1890 yılları arasındaki çalışmalarını ve hayat deneyimlerini keşfetme; bugün dünya çapında tanınan başyapıtlarının birçoğuna imza attığı yerler olan Arles, Saint Rémy ve Auvers-sur-Oise?da geçirdiği dönem zarfındaki düşüncelerini, duygularını ve ruh halini yorumlama fırsatı sunuyor. Güçlü bir klasik müzikle senkronize olarak değişen, dev boyutlardaki fazla Van Gogh görüntüsü; ekranları, duvarları, kolonları, tavanı ve hatta yeri de dolduran heyecan verici bir gösteri yaratarak, ziyaretçilerini ünlü ressamın eşsiz tarzını oluşturan coşkulu renkler ve canlı detaylarla büyülüyor. Dinamik, bilgilendirici ve görsel olarak görkemli olmaya programlanmış olan SENSORY4 içeriği; 40 yüksek çözünürlüklü projektörden aynı anda akıp zengin surround ses sistemiyle karışarak, ziyaretçiye nefes kesici ve etrafını saran bir gösteri ziyafeti sunuyor. Van Gogh Alive?da ?Çalışan Adam?, ?Yeşilimsi Bir Başlık Giymiş Yaşlı Köylü Kadını?, ?Çiçek Açmış Erik Ağacı?, ?Gri Şapkalı Otoportre?, ?Vazoda 12 Ayçiçeği?, ?Vincent?ın Yatak Odası?, ?Teras Kafe?, ?Sandalye ve Pipo?, ?Ren Nehrinde Yıldızlı Bir Gece?, ?Süsen Çiçekleri?, ?Buğday Tarlası ve Kargalar?, ?Kırmızı Üzüm Bağı?, ?Sargılı Kulaklı Otoportre? gibi bir döneme damgasını vurmuş eserler yer alıyor. Sergi, ziyaretçilere dahi ressamın fırtınalı hayatını kronolojik olarak göstermek için güçlü bir klasik müzik kullanıyor. Harekete geçiren bu müzik, Van Gogh?un hikâyesinin duygusal yönlerini yansıtarak, sanatçının muhteşem kariyeri boyunca yansıttığı sanatını ve ruh halini daha zengin bir deneyimle ziyaretçiye sunma olanağı sağlıyor. Van Gogh?un hikâyesini anlatmak için seçilen müziklerden bazıları şöyle Handel-Sarabande, Edouard Lalo-Piano Concerto 1. Movement I, Gus Viseur-Coeur Vagabond, Barber-Bubamara Vivaldi versiyonu, Arvo Part-Fratres For Cello And Piano, Carl Nielsen-String Quartet in D minor 1883, Sakura ?Cherry Blossoms?, Geleneksel Japon Klasik Koto Müziği, John Zorn-Kiev 3 çello, Camille Saint.“ Van Gogh, hayat hikayesiyle birlikte resimlerine baktığımda içimi acıtan bir ressamdır benim için. Ortaokuldayken resim atölyemizde tanıştım hikayesiyle, sonra burada yazdım onu, sonra Hakan Gerçek’in müthiş oyununda izledim, sonra da Amsterdam’da Van Gogh müzesini gezdim. Son durak İstanbul’daki Van Gogh Alive sergisi oldu. Serginin dijital olan kısmına girmeden, klasik sergi düzeninde Van Gogh’un bazı önemli resimlerini ve yıl yıl değişimini anlatan metinleri okuyorsunuz. Sonra simsiyah bir oda ve kolonlarda yerlerde duvarlarda Van Gogh resimleri… 10 yıllık bir resim üretim döneminde sadece 1 tane tablosu satılan bu büyük ressamın kişisel tarihini müthiş müzikler eşliğinde izliyorsunuz. Resimler teknolojik imkanlar kullanılarak bazı resimler hareketlendirilmiş, bazıları katmanlaştırılmıştı. Defalarca okuduğum hayat hikayesini ve defalarca gördüğüm resimleri bir de böyle bir anlatımla izlemek çok güzeldi. Hele sunumun finali… Bu güzel sergiyi yakın zamanda ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Hatta gitmişken, oradan çıkıp hemen yanındaki İstanbul Modern Sanat Müzesi’ni de gezmenizi dilerim. Sanat dolu günler, abdi ibrahim'in 100. kuruluş yıl dönümü adına istanbul modern'de sunduğu şubat - 15 mart 2012 tarihleri arasında gidip görülebilir. insanı büyüleyen bir atmosferi vardır gerek dijital görüntüler gerek müzik olsun insana başka bir alemdeymiş hissi oturup saatlerce vakit geçirilebilir. geç de olsa ankara'ya da gelecekmiş sevindik vallahi, merakla bekliyoruz. tam anlamıyla hayal kırıklığı olan bir sergi. gerçek anlamda epic fail! ya bildiğiniz ne umdukta ne bulduk tadında olan sergi benim için. ya bildiğin kocaman salonun panolarına van gogh'un çalışmalarını yansıtıyorlar, 3 - 5 tane de bank atmışlar millet otursun diye. o kadar. "ya ne olacağdı" diyenler varsa hemen söyleyeyim billboardlardaki afişine de bakacak olursak ben böyle salonun oda oda bölünmüş olduğunu ve her bir portresinin 3 boyutlu illüstüre edildiğini zannediyordum, en azından kafamdaki şey ona benzer birşeydi. çünkü van gogh çalışmalarına baktığınız zaman sağlam bir derinlik algısını görürsünüz. özellikle de yatak odasını resmettiği tablo da - ki afişte de o vardı zaten -. aklıma gelmişken van gogh'un söylemiş olduğu sözlerde o kadar vurucu değildi. en azından panoya yansıtılacak kadar. gideceksiniz gidin tabi de beklentinizi minimum düzeyde tutun. içinde yaşanılasıdır. sergiden çok vangogh un kafasının yaşamaya gidildiği bilinmeli. müzik, dizayn ve alttan alttan gelen rüzgar üstüne tabii vangogh, tüyleri diken diken etmesin de ne yapsındır. karanlık bir salonda van gogh'un çeşit çeşit renkte ve boyutta resimleri eşliğinde klasik müzik dinlemek adına hoş bir ortam olmuştur. ama klasik müziği pek de dinlemeyenler için anlamlı olduğunu düşünmüyorum. müzik ve beraberinde gösterilen resimler toplamda yarım saat kadar sürüyor ve en sondaki van gogh'un kendini vurduğu silahın sesiyle beraber kuşlar tünedikleri dallarından havalanıyor, plak başa sarıyor ve van gogh kendi portresiye beraber " başlamak aslında en zor olandır" sözüyle karşımıza çıkıyor. önce hollanda, ardından paris ve akabinde güney fransa'da buluyoruz kendimizi van gogh'la beraber ve yine delilikle gelen bilindik son... zamanı olanların klasik müziği de seviyorlar ise görmesi gereken ama kesinlikle 3 boyut falan beklenmemesi gereken sergi. abartılmaması gereken bir sergidir zira o parayı verince ve reklamları izleyince insanın beklentisi artıyor. ne bileyim interaktif ve reel bir sergi olmasını bekliyordum ancak ; tek görebildiğim sağda solda projeksiyonlarla duvarlara yansıtılmış van gogh resimlerinin arkasına en bilinen klasik müzik eserlerinin fon müziği muhteşem bir şey'miş gibi anlatıyorlar. belki dikkate alırsınız benim yazımı diye ben buraya gerçekleri yazayım da en azından beklentilerinizi bir çıta aşağı indirin de sonra şok olmayın. not yine de türkiye'de sanatı tanıtmak açısından güzel bir van gogh hakkında vikipedia'dan daha fazla bilgisi oluyor insanın o ayrı mevzu . dev ekranlarda geçen o kadar yazının içinde "insanlığın berbat tutkularını kırmızı ve yeşille ifade etmeye çalıştım"a takılıp, her resimde aradım o renkleri; buldukça irkildim; insanlıktan ötürü.. çalan şarkıların da etkisi büyüktü o atmosferde- bu inkar edilemez; ancak resimlerin hikayelerini yaşamak başka oradayken. "buğday tarlası ve kargalar"* , kan dondurucu mesela.. en güzeli ise, mektuplarla birlikte, lakme'den flower duet'in geçişi olsa gerekti.. hani, bir hayali yaşamak gibi. aynı anda sun flowers ile birlikte.. bazen, "olmaz" dememek lazım. birkaç saatliğine her şeyden soyutlanmak için gidilebilecek sergi. beni fiyat-performans açısından tatmin etmiş o ortamda bile flaşlar patlıyordu ya bir şey her gittiğimiz yeri belgeleme sevdasından ne zaman vazgeçeceğiz merak belgelemek istedin sergi girişinde bunu başarabileceğin fazlasıyla alan sergiyi gerçekten izleyen insanların dikkatini dağıtmaya kimsenin hakkı olmadığını kötüsü de yetkili kimsenin bu kişileri uyarmamış olmasıydı bence. van gogh'a yapılmış en büyük hakarettir. evde benim de projeksiyonla arkadaşlarıma yaşatabileceğim bir deneyimden öteye geçememekle birlikte tabloların sıralaması hem anlamsız olmuş, hem de bir bütünlük kurulamamıştır. bunun yanında insanların mesirelik yer gibi elele dolaşmaları, bicirik kızların her tablonun gösteriminde "bak ben ne biçim de entelim" diye facebook'a koymalık yamuk boyun fotoğrafları çektirmeleri hepten olayı bitirmiştir. bir ayçekiredekli, mor dudak topluluğu eksikti. herhalde abdi ibrahim'in bir pr hareketi olsun diye getirdiği, içeriği çok da kurcalanmamış aktivite. zira van gogh'un hayatının dönüm noktalarını, hayallerini, umutlarını temsil eden birtakım tablolarına yer bile verilmemiştir. kesinlikle maddi çıkar kaygısıyla ortaya çıktığını düşündüğüm sergi. sanat eseri görmeye gittik hesapta. abdi i̇brahim ilaç firmasının, 100’üncü kuruluş yıldönümünü sebebiyle türkiye’ye getirdiği dijital sanat sergisi. sergiye gitmeden önce düşüncelerim çok farklıydı şimdi çok farklı. dijital ögelerin resmin sanatsal yönünü zedeleyeceğini düşünürdüm ve sözlüklerde de hoş şeyler söylenmiyordu her zamanki gibi. sergide anladım ki sözlüklere her zaman itibar etmemek gerekiyormuş ve teknoloji ve sanat birlikte gayet güzel oluyormuş. çok çok eski resimler günümüz teknolojisiyle sergilenebiliyormuş. girişte van gogh’un birkaç resmi karşılıyor sizi, tıpkı normal bir sergiymiş gibi. resimleri ve altında resimlerle ilgili bilgileriyle birlikte. resimlerin altındaki bilgiler, benim ve benim gibi van gogh’u bilmeyenler için, onu tanımak adına büyük bir fırsattı. hayatındaki ve resimlerindeki birçok ayrıntıyı anlatıyordu. asıl sergi antreponun içinde ayrı bir salonda yer alıyor. salon çok etkileyici düzenlenmiş. klasik müzik eşliğinde bütün duvarlarda, kolonlarda ve yerde hazırlanmış ekranlarda klasik müzik eşliğinde van gogh resimleri dönüyor. resimlerle birlikte van gogh’un akıl hastanesindeyken yazdığı mektuplarda geçen sözleri de duvarlara yansıtılıyor. resimlerden çok bu sözler dikkat çekiyordu bile denilebilir. i̇çeride ziyaretçiler yerlere oturup öylece yazıları okuyor, resimleri izliyor bir yandan da içeride çalan müziği dinliyor. sanata ilgisi olmayan bir toplum olarak gösterilmemize rağmen serginin kalabalıktı olması ve ziyaretçilerin içerideki atmosferle bütün olmaları çok etkileyici. aslında insan oradan çıkmak istemiyor. çalan müziğin huzuru ve bir sanatçıyı anlamaya çalışmanın çabasıyla günlerde orada kalınabilir sanırım. son olarak van gogh’un sergide geçen sözlerini yazmak istiyorum. “yakın arkadaşlar yaşamın gerçek hazineleridir. bazen bizi kendimizden daha iyi tanırlar. nazik bir dürüstlükle bize rehberlik eder ve bizi destekler, kahkahalarımızı ve gözyaşlarımızı paylaşırlar. varlıkları bize hiçbir zaman yalnız olmadığımızı hatırlatır.” “i̇çimde büyük bir ateş yanıyor, fakat kimse ateşin başında ısınmak için gelmiyor ve yanından geçenler sadece dumanı görüyor” “hiçbir şeyi net olarak bilmiyorum, ama yıldızlara bakmak düş kurmamı sağlıyor.” “fakat her şey bu kadar kötüyken daha iyiye de gidebilir. buna güvenmiyorum hiçbir zaman olmayabilirde.” “belirli bir sükûnet hissediyorum. tehlikenin ortasında güvenlik var. eğer herhangi bir şeyi deneyecek cesaretimiz olmasaydı ne olurdu?” “sonunda alaycılık, şüphecilik ve riyakârlıktan bıkacak ve daha müzikal yaşamak isteyeceğiz.” “hayatı bilmenin yolu her şeyi sevmektir.” “başlangıç muhtemelen her şeyden zordur ama dayanın, her şey sonunda iyi olacak.” “sıkıntıdan öleceğime tutkudan ölmeyi tercih ederim.” “balıkçılar denizin tehlikeli, fırtınaların berbat olduğunu bilirler, ama bu tehlikeler onları kıyıda kalmaya ikna etmez.” “sadece düştüğümde yeniden ayağa kalkarım.” “şu anda her şey benim için çok kötüye gidiyor gibi görünüyor, uzun zamandır böyleydi, ve gelecekte de böyle olabilir.” “bence insanları sevmekten daha sanatsal bir şey yok” “sonunca alaycılık, şüphecilik ve riyakarlıktan bıkacak ve daha müzikal yaşamak isteyeceğiz” “genellikle ızdırabın derinlerinde olsam da, içimde hala sükûnet, saf bir ahenk ve müzik var” gidip de etkilenmemenin mümkün olmadığı sergidir. van gogh'un tablolarının içinde yer bulmak, müzikler eşliğinde ruhu serbest bırakmak muhteşem bir duygu katar insana. mutlaka gidilmesi gereken sergidir. Dünyanın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen Van Gogh’un eserlerini bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş yepyeni bir formatta sunan Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi sizleri Gogh – Alive bin resmin tek bir hikaye anlattığı çarpıcı bir sanat ve teknoloji füzyonudur. Ziyaretçiyi ışık, ses, hareket ve renklerle büyüleyen Van Gogh – Alive, geleneksel sanat, multi medya görüntü teknolojisi ve sinematografik yönetmenliğin eşsiz bir birleşimi, cezbeden, eğiten ve eğlendiren alternatifsiz bir kırktan fazla yüksek çözünürlüklü projektör, sinema kalitesinde ses, açıklayıcı bilgiler ve 3000'in üzerinde dev Van Gogh resmini büyüleyici bir koreografi ile sergileyereközel bir atmosfer yaratıyor. Grande Exhibitions Avustralya'dan Vincent van Gogh'un eserlerinin kendinizi kaptıracağınız ve büyüleneceğiniz çığır açan insan kaynağı, teknolojik alt yapısı, yatırımları ve köklü geçmişinden aldığı güçle şekillendiren Abdi İbrahim, “Van Gogh Alive” Digital Sanat Sergisi’ni, 10 Şubat – 15 Mayıs 2012’de İstanbul Karaköy, Antrepo 3 ve 15 Ekim – 30 Aralık tarihleri arasında ise Ankara Cer Modern’de ziyaretçileriyle Pazartesi günleri hariç saat – saatleri arasında ziyaretçilere açıktır. Bilet satışları Biletix ve Antrepo 3 gişelerinden

van gogh dijital sergi istanbul