Takdirkomisyonu tarafından belirlenen ve tarafamıza tebliğ edilen borça nasıl itiraz edebiliriz ? * İyi Günler; Bu sabah çalışmakta olduğum kurumun yatırdığı maaşa bloke konduğunu görerek bankaya gittim. Görüşmem sonucu bloke kaynağının vergi borcu olduğu söylendi ve vergi dairesine gittim. Olayı kısaca anlatayım; 2010'da kapanışını verdiğim iş yerimin vergi cevre temizlik vergisi bildiri formu Emlak Vergisi Bildirimi (arsa) Verilecek Dilekçe Örneği. Belediye Dilekçe Örnekleri E – H. Emlak Vergisi kanununun 8. maddesi uyarınca aşağıda vasıfları açıklanan Meskenime İndirimli Vergi Nispeti Uygulanmasını Talep Dilekçe Örnekleri Peki belediyenin istimlak kararına itiraz edilir mi? Gayrimenkulleri istimlak kapsamına giren kişiler, alınan bu karara itiraz etme hakkına sahip oluyor. Bu noktada kişinin neye itiraz ettiğini ve ona göre itirazda bulunması gerekiyor. Eğer alınan bu istimlak kararına itiraz edecekseniz bunu karar açıklanmasını takip eden otuz 2-Dava sonunda öncelikle 675 sayılı OHAL KHK’sının kabulüne dair 7082 S.Y’nın 1/1 maddesi için; def’i yoluyla yaptığımız itiraz ciddi görülmeyerek Anayasa’ya aykırı olmadığından bahisle somut norm denetimine götürülmemiş, idari işlemin de “hukuka uygun olduğu” gerekçesiyle esastan red kararı verilmiştir. 2) Devam eden inceleme veya takdir işleminin bulunmadığının anlaşılması halinde ise yapılacak takdire sevk işlemine istinaden takdir komisyonu kararıyla, belirlenecek matrah üzerinden hesaplanacak özel tüketim vergisi tutarı dikkate alınır. cash. VERGİ İHTİLAFLARI Mevlüt DİLAVER, SMMM Yakın dönemde bir mükellefe gelen vergi ceza ihbarnamesi, tekerrür uygulamasındaki hatalı uygulamanın halen devam ettiğini gösteriyordu. Mükellef hakkında takdir komisyonu arka arkaya üç yıl için matrah takdir etmiş, bu takdir kararına dayanarak vergi dairesi vergi/ceza ihbarnamesi düzenlemiş. İlk yıla ilişkin ihbarnamede vergi ziyaı cezaları bir kat iken, vergi idaresi ilk yılda kesilmiş vergi ziyaı cezasına dayanarak sonraki yıllara ilişkin vergi ceza ihbarnamelerinde vergi ziyaı cezalarını 1,5 kat olarak uygulamış. Oysa ihbarnamelerin hepsi aynı tarihli ve kesinleşmiş bir ceza yok ortada. Dikkat edilmese, bir kat ödenmesi gereken vergi ziyaı cezası 1,5 kat olarak ödenmek zorunda kalınacak. Bu olay üzerine konu hakkında, meslektaşlarımızı ve mükellefleri uyarmayı bir borç bildik. Aşağıda kısaca tekerrür uygulamasının ne şekilde icra edilmesi gerektiğini özetledik. Hatalı durumlar için nasıl bir yol izlenebileceği hususuna da ana hatları ile yer verdik. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun “Tekerrür” başlıklı 339 uncu maddesine göre; vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası yüzde elli, usulsüzlük cezası yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Yukarıdaki düzenlemeye göre tekerrür hükmünün uygulanabilmesi ancak, KESİNLEŞMİŞ BİR CEZA’yı gekektirmektedir. Bu şart tekerrür hükmünün ihdas ediliş amacı ile de uyumludur. Kesinleşmiş bir cezaya rağmen suç fiilinin tekerrür etmesi, ilk verilen ve kesinleşen cezanın kişiyi ıslah etmede yetersiz kaldığını gösterir. Bu nedenledir ki; kanun koyucu, aynı fiil için bu kez daha ağır bir ceza uygulaması şeklinde bir ceza politikası izleyerek cezayı ağırlaştırır. Tekerrür durumunu daha ağır cezalandırır. Yargı mercilerinde ihtilaf konusu yapılan olaylarda, tekerrür hükmünün uygulanması için, tekerrür hükmüne esas alınacak sonraki fiilin, daha önce işlenmiş fiil için kesilmiş ve kesinleşmiş cezadan sonra işlenmiş olması gerektiği yönünde hâsıl olan yargı kararları müstakar hale gelmiştir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin, tarihli ve 27773 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/73 sayılı kararında, vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezası kesilen kişilere, bu cezaların kesinleştiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde tekrar vergi ziyaı cezası ya da tekrar usulsüzlük cezası kesilmesi durumunda cezalarda artırım uygulanacağını öngören kuralda tekerrür hükmüne esas alınacak sonraki fiilin her halde ilk fiil için verilen cezanın kesinleşme tarihinden sonraki bir tarihte gerçekleşmiş olması gerektiği belirtilmiştir. VUK 339 uncu maddesinin lafzı, müstakar hale gelen yargı kararları ve yukarıda zikredilen Anayasa Mahkemesi Kararı mucibince, bir vergi cezasının tekerrür hükmü sebebiyle artırımlı uygulanabilmesi için tekerrüre esas alınacak sonraki fiilin her halde daha önce işlenmiş bir fiil için kesilen cezanın kesinleşme tarihinden sonraki bir tarihte işlenmiş olması gerekmektedir. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, cezanın kesinleşmesinden önce tekrar kesilecek cezalarda vergi ziyaı ve usulsüzlük tekerrür hükmünün uygulanması hatalı bir uygulamadır. Vergi idaresinin bir kat uygulaması gereken vergi ziyaı cezasını 1,5 kat uygulaması hatalı bir işlemdir. Vergi Usul Kanununun 375 inci maddesinde yer alan, “Vergi cezalarına ilişkin yapılan hatalar, bu kanunda vergi hataları için belli edilen usul ve şartlara göre düzeltilir.” hükmü uyarınca düzeltilmesi gerekir. Vergi idaresi düzeltme işlemini re’sen yapabileceği gibi, VUK 122 nci madde uyarınca, mükellef tarafından da yazılı olarak talep üzerine yapabilir. Yazı bizzat ilgili vergi dairesine verilebileceği gibi, taahhütlü posta ile de gönderilebilir. Bu kapsamda verilecek düzeltme dilekçesinde; “213 sayılı 116,117,118,120. maddeleri gereğince ….. vergi ve ….cezalarının düzeltilmesini ….. nedenlerle talep etmekteyim.” hususlarına yer verilir. Vergi idaresinin, konuyu vergi hatası kapsamında görmemesi ihtimali de göz önünde bulundurularak, dava açma sürelerini kaçırmadan, konuyu yargı hakemliğine götürme hakkı da değerlendirilebilir. Yazımızın PDF FORMATI Not Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. İzinsiz olarak aynen yayımlanamaz. Tüm hakları yazarına aittir. Ev, arsa, arazi, işyeri gibi milyonlarca gayrimenkul sahibinin ödediği Emlak Vergisi’nde önümüzdeki 4 yılın değerlerini belirleyecek döneme girildi. Emlak Vergisi değeri, 4 yılda bir toplanan takdir komisyonlarınca belirleniyor. Takdir komisyonlarının belirlediği rayiç bedele her yıl yeniden değerleme oranının yarısı eklenerek, ödenecek vergi hesaplanıyor. Takdir komisyonları, arsa ve arazilerde değişmekle birlikte 6 veya 7 üyeden SINIR GETİRİLDİ Emlak Vergisi’nde en tartışmalı dönem, takdir komisyonlarının toplandığı yıllarda oluyor. En son 2017’de toplanan komisyonlar, 2018-2021 yılları için arsa birim değerlerini rayiç bedel belirlemişti. 2017’de komisyonlardan çıkan zamlar çok tartışılmış ve çok sayıda itiraz yapılmıştı. Bunun üzerine Emlak Vergisi Kanunu’na geçici bir madde eklenerek, emlak vergi değerlerindeki artış yüzde 50 ile sınırlandırılmıştı. KARARLAR GÖNDERİLDİ Bu yıl ise 2022-2025 değerlerini belirleyecek komisyonlar toplandı, çoğu 30 Haziran itibarıyla kararlarını açıkladı. Kararlar, ticaret odalarına, ziraat odalarına, mahalle, köy muhtarlıklarına ve belediyelere gönderildi. Yeni kararlarda pandemiye rağmen fahiş artışların olduğu, bazı yerlerde artışın yüzde 100’ü geçtiği görülüyor. Bu yıl 2017’deki gibi bir sınırın getirilip getirilmeyeceği henüz belli değil. Bu nedenle yüksek artışlara itiraz hakkını kullanmakta fayda var. NASIL BİR YOL İZLENECEK? Komisyonlarca belirlenen yeni değerler 30 gün boyunca belediyelerde ve muhtarlıklarda asılı olacak. Yeni rayiçleri yüksek bulan mükellefler, tebliğ tarihinden 30 Haziran 2021 itibaren 30 gün içinde 30 Temmuz 2021’e kadar ilgili vergi mahkemesinde dava açabilir. Takdir komisyonu kararlarına karşı 30 gün içinde dava açılmazsa, belirlenen değerler kesinlik kazanıyor. Açılacak davalarda muhatap, karara iştirak eden belediye oluyor. Yalnızca bir mükellefin dava açması bile yeterli. DAVA SONUCUNA GÖRE Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi’ne göre, kararların dava konusu olması durumunda şu yollar izleniyor Takdir komisyonu kararlarına karşı vergi mahkemelerinde dava açılmakla birlikte esasa ilişkin karar verilmedikçe takdir komisyonu kararlarının uygulanmasına devam ediliyor. Mahkeme, takdir komisyonu kararının iptali yolunda karar verirse, takdir komisyonlarının derhal toplanarak yeni değerlere karar vermesi gerekiyor. Vergi mahkemesince verilen kararlar, takdir komisyonunca belirlenen değerlerin belli bir oranda artırılması, azaltılması veya yeni bir değer belirlenmesi şeklinde olursa, takdir komisyonlarınca yeni bir takdir yapılmayacak, vergi mahkemesi kararları esas alınarak vergi hesaplanacak. Yargı kararları üzerine takdir komisyonlarınca yeniden verilen kararlar ile daha önce verilen kararlardan kesinleşenler, belediye ve muhtarlıklarda ilan edilmek suretiyle 2022 Mayıs ayı sonuna kadar mükelleflere duyurulacak. MUHTARLAR ŞERH KOYDU Takdir komisyonlarının toplantılarında belediye başkan veya vekili, ilgili belediyeden yetkili bir memur, vergi dairesi başkanının görevlendireceği iki memur, tapudan bir memur, ticaret odasından bir üye, organize sanayi bölgesini temsilen bir üye ve mahalle muhtarı bulunuyor. Komisyonlardan çıkan birçok kararda mahalle muhtarlarının şerhi dikkat çekti. Muhtarlar, artışları fahiş bulduklarını belirterek kararlara şerh koyup imza attı. Emlak Vergisi Açıklamaları Emlak Vergisinde Muafiyet , İstisna ve İndirimler;Emlak Vergisi Mükellefiyeti Kimler Emlak Vergisi Öder? ; Emlak Vergisinin Ödeme Zamanı ; Emlak Vergisinin Ödeme Yeri ; Emlak Vergisinin Hesaplanması ve Oranlar; Emlak Vergisinde Cezalar; Emlak Vergisine İtiraz ve Dava Açma;Emlak Vergisinde Zamanaşımı Uygulaması 03 Ağustos 2017, PerşembeEmlak Vergisi Mükellefiyeti Kimler Emlak Vergisi Öder? 1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanun’una göre ; emlak vergisi arazi, arsa ve binalar için ödenir. Emlak vergisini taşınmazın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder. Bir taşınmaza paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilen sorumlu olurlar. Emlak Vergisi Kanunu 1 , 3 , 12 ve 13. Maddeleri Emlak Vergisi Kanunun 30'uncu maddesinin son fıkrasına göre devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisinin ödenmesinden devreden ve devralan müteselsilen sorumlu tutulurlar. Devralanın mükellefe rücu hakkı saklıdır. Buna göre emlak alım satımlarında idare ödenmemiş emlak vergisinden satıcı ile birlikte alıcıyı da sorumlu tutmaktadır. Kooperatif tüzel kişiliğine ait arsa üzerine inşa ettirilen ve ortaklarca kullanılmakla birlikte mülkiyeti kooperatif tüzel kişiliğinin uhdesinde bulunan binalara ait bildirimin de kooperatifçe verilmesi, mükellefiyetin kooperatif adına tesis edilmesi, verginin de kooperatif adına tarh ve tahakkuk ettirilmesi zorunlu bulunmaktadır. Ancak kooperatif tarafından bağımsız bölümler tamamlanıp üyelere tapusu devredilince emlak vergisinin mükellefleri kooperatif ortakları olur. Emlak Vergisinin Ödeme Zamanı Emlak Vergisi 2 taksitte ödenebilir . 1. taksidin ödeme süresi Mart ayında başlar 31 Mayıs günü sona erer. 2. taksidin ödenmesi için son gün 30 Kasımdır. Emlak Vergisi Kanunu Madde 30 Emlak Vergisinin Ödeme Yeri Emlak vergisi ödemeleri taşınmazın bağlı olduğu belediyeye büyükşehirlerde ilçe belediyeleri yapılır. Belediyenin ödeme imkanı sağlayan bir internet sitesi var ise internetten de ödeme yapılabilir. Belediyenin bankalarla anlaşması var ise ödemeler anlaşmalı banka şubelerinden de yapılabiliyor. Emlak Vergisinin Hesaplanması ve Oranlar Emlak Vergisi Oranlarını Gösteren Tablo Taşınmazın Türü Büyükşehir Belediye Sınırları İçinde Diğer Belediyelerde Konut Binde 2 Binde 1 Diğer Bina İşyeri vb. Binde 4 Binde 2 Arsa Binde 6 Binde 3 Arazi Binde 2 Binde 1 2863 Sayılı KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU’nun 12. Maddesine göre tahakkuk eden emlak vergisinin % 10'u nispetinde Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirilir ve ilgili belediyesince emlak vergisi ile birlikte tahsil edilir. Yapı kullanma izni alınmamış ve fiilen kullanılmaya başlanılmamış binalar emlak vergisi uygulaması bakımından bina niteliğini kazanmadığından, bu taşınmazların arsaları veya arsa payları için, arsaya ait oran üzerinden arazi arsa vergisi ödenecektir. Yapı kullanma izni ve tapuları alınmamış olmakla birlikte fiilen kullanılan binalar için ise Emlak Vergisi Kanununun 23’üncü maddesi hükmüne göre bildirim verilir. İnşaatı tamamlanan binalar için yapı kullanma izin belgesi alınmış ise; - Belgenin alındığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren, - Binalar yapı kullanma izin belgesi alınmadan kullanılmaya başlanılmış ise, kullanılmaya başlanıldığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren, bina vergisine tabi tutulması gerekmektedir Emlak vergisine esas olacak değerler Vergi Usul Kanun'unun mükerrer 49. ve Emlak Vergisi Kanun'unun 29. Maddesine göre arsa ve araziler için her dört yılda bir oluşturulan takdir komisyonlarının tespitlerine göre belirlenir. Binalar için vergi değeri ise Maliye ve Bayındırlık ve İskan Bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilan edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile arsa veya arsa payı değeri esas alınarak hesaplanan komisyonunca tespit edilen arsalara ait takdir değerlerine ilişkin listeler ilgili belediyenin ilana mahsus yerlerine takdirin yapıldığı yılın ertesi yılının Mayıs ayı sonuna kadar asılı kalır. Genel takdirlerin yapılacağı yılların arasındaki yıllarda ise vergi değeri enflasyon endekslemesi yapılarak yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılarak belirlenir. Belediyeler de, bu değerleri esas alarak bulunan vergi değerlerine göre emlak vergisini hesaplarlar. Emlak Vergisinde Cezalar Emlak Vergisi Kanunu’nun 37. Maddesi’ne göre bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Emlak vergisini zamanında ödemeyen taşınmaz sahiplerine , ödemedikleri her emlak vergisi taksiti için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51. Maddesi gereğince gecikme cezası kesilir. Emlak Vergisi bildiriminin süresinde verilmemesi halinde ise Maliye’nin görüşü Vergi Usul Kanunun 352/II-7 maddesi ile düzenlenen ikinci derece usulsüzlük ve Vergi Usul Kanununun 344’üncü maddesi ile düzenlenen vergi ziyaı cezalarından miktar itibariyle en ağır olanının kesilmesi yönündedir. Ancak Danıştay , emlak vergisi bildiriminin zamanında verilmemesi sebebiyle kesilen vergi ziyaı cezasını iptal etmiştir. Danıştay 9. Dairesi, Emlak Vergisine İtiraz ve Dava Açma Arsa ,arazi ve binalar için emlak vergisine esas olacak değeri belirlemek üzere her dört yılda bir oluşturulan takdir komisyonlarının kararlarına karşı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 7’nci maddesine göre, 30 gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Söz konusu maddeye göre dava açma süresi ; Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşumazlıklarda Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin, tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili menci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Buna göre emlak vergisi değerlerine ilişkin itirazlar için dava açma süresi emlak vergisi değerlerine ilişkin kararların, kişilere tebliği ile başlamaktadır. İlgili idare tarafından daha başka bir şekilde tebliğ edilmediyse, dava açma süresi takdirden sonraki ilk vergi tarhına ilişkin yazının tebliği ile başlar. Bir tebliğ yapılmamışsa dava açma süresi emlak vergisine esas değeri öğrenme tarihi ile başlar. Genel olarak öğrenme tarihi de ödeme tarihi olarak kabul edilmektedir. Buna göre emlak vergisi değerlerine itiraz için dava açma süresinin başlangıç tarihi ilgili yer belediyesinin tebliğ tarihlerine ve vatandaşların emlak vergisi değerlerini öğrenme tarihlerine göre değişebilmektedir . Her halukarda emlak vergisi değerlerine karşı bunların tebliğ tarihinden ya da öğrenme tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Vergi Mahkemelerine dava açılması gerekir. Vergi mahkemelerince verilecek kararlar aleyhine on beş gün içinde Danıştay’a başvurulabilir. Vergi Usul Kanunu Mükerrer Madde 49 Takdir komisyonu kararlarına karşı açılacak davalarda muhatap, karara iştirak eden belediye olacaktır. Emlak Vergisi Kanununun 37’nci Maddesine göre bu kanunda geçen “Vergi Dairesi” tabiri, belediyeleri ifade eder. Bu kanunun uygulanmasında, Vergi Usul Kanunun vergi inceleme yetkisi hariç olmak üzere; 1 Belediye gelir şube müdürü, gelir şube müdürü olmayan yerlerde belediye hesap işleri müdürü, hesap işleri müdürü olmayan yerde muhasebeci, vergi dairesi müdürü sıfat ve yetkisini haizdir. 2 Vergi Usul Kanununda mahallin en büyük mal memuruna verilmiş görev ve yetkiler, belediye başkanları tarafından kullanılır. Vergi Usul Kanununun 124’üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre şikayet yolu ile yapılacak müracaatların il özel idare vergileri hakkında valiliğe, belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat edilmesi gerekir. Bu nedenle belediye vergileri ile ilgili olarak vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yapılan düzeltme talepleri reddolunanların yapacakları şikayet yolu ile müracaatların belediye başkanlıklarına yapılması gerekmektedir. Danıştay Dokuzuncu Dairesinin tarihli E. no 2005/3179, 2006/3791 sayılı kararı Fazla ödenen emlak vergisinin iadesi için de Belediye Başkanlığı'na hitaben şikayet yolu ile düzeltme dilekçesi verilir. Belediye Başkanlığı'ndan 60 gün içinde yanıt gelmez ya da olumsuz yanıt gelirse takip eden 30 gün içinde vergi mahkemelerine dava açılır. Emlak Vergisinde Zamanaşımı Uygulaması 1319 sayılı emlak vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde, "Beyan dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımı, bu bina ve arazinin beyan edilmediğinin idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlar." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm bina ve arazi vergileri bakımından zaman aşımının işlememesi sonucunu doğurur. Bina ve arazinin beyan dışı kaldığını idarenin öğrendiği tarihi ispatlamak görevi yükümlüye aittir ki, uygulamada bunun yapılabilmesi çok güçtür. Kamu alacaklarının tahsil zaman aşımı 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunda düzenlenmiştir. Emlak vergisi, vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından başlayarak beş yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrar. Emlak vergisinde, tahsil zaman aşımı , ödeme, haciz uygulaması, ödeme emri tebliği ve kamu alacağının teminata bağlanması gibi nedenlerle kesilebilir. Zaman aşımının kesilmesi kesilme anına kadar işlenmiş bulunan sürenin bütün sonuçlarını ortadan kaldırır. Kesilmenin rastladığı takvim yılını izleyen yılın başından başlayarak beş yıllık zaman aşımı yeniden başlar. Emlak vergisinde borçlunun yabancı ülkede bulunması, hileli iflas etmesi ya da terekenin tasfiyesi dolayısıyla, hakkında kovuşturma yapılmasına imkan yoksa bu durumların devamı süresince zaman aşımı işlemez. Başka bir deyişle zaman aşımı durur. Emlak Vergisinde Muafiyet ; İstisna ve İndirimler İndirimli Sıfır Oranlı Vergi Uygulaması Emlak Vergisi Kanunu’nun 8. Maddesine göre , Türkiye'de brüt yüzölçümü 200 m2’yi geçmeyen tek meskeni olan veya tek meskenin intifa hakkına sahip bulunan; - Kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup 18 yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler, - Gelirleri sadece SGK’dan aldıkları emekli, dul, yetim, ölüm ve maluliyet aylığından ibaret bulunan emekliler, - Gaziler, - Şehitlerin dul ve yetimleri, - Özürlüler indirimli vergi oranı üzerinde vergi öderler. İndirimli vergi oranı Bakanlar Kurulu kararı ile 0 olarak ile yukarıda sayılanlar maddede belirlenen şartlarda Emlak Vergisi ödemezler. İndirimli vergi uygulamasından yararlanabilmek için ilgili belediyeye başvurulması ve belediye tarafından verilecek taahhüt belgesinin doldurulması gerekiyor. Bu uygulamadan yararlanmak için taahhüt belgesinin verilmesi yeterli olup, ayrıca mükelleflerin ikametgahlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına veya SGK’nun ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmuyor. İndirimli emlak vergisi uygulamasından yararlanma şartlarında değişiklik olmadıkça başka bir bildirimde bulunmak da zorunlu değil. İndirimlisıfır vergi oranının uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip olduğu tek meskeni kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir. 200 m2'yi geçmeyen tek meskene hisse ile sahip olunması halinde indirimlisıfır vergi oranı, meskenin vergi değerinin hisseye isabet eden kısmına uygulanacaktır. Birden fazla meskeni olanların veya birden fazla meskende hisseye sahip olanların meskenlerine indirimlisıfır vergi oranı uygulanmaz. Muayyen zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler yazlık vb. için söz konusu indirimlisıfır vergi oranının uygulanması mümkün değildir. Ancak bu tür konutlarda daimi ikamet ediyorsa diğer şartların da sağlanması halinde indirimli sıfır oranlı emlak vergisi avantajından yararlanabilir. İndirimli vergi oranı sadece konutlarda uygulanır. İşyerlerinde veya işyeri olarak kiraya verilen yapılarda indirimli vergi oranı uygulanmaz. Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malüliyet aylığı alanların, bu aylıkları dışında başka gelirlerinin bulunması halinde, bunların meskenine indirimlisıfır vergi oranı uygulanmayacaktır. Mükelleflerin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimlisıfır vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir. Eşlerden her ikisinin de emekli olması durumunda uygulama nasıl olacaktır? Eşlerden her ikisinin de emekli olması ve dolayısıyla her ikisinin de kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından emekli aylığı alıyorlar ise Bu emekli aylıkları dışında başka gelirleri yoksa ; Eşlerden her ikisinin de Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2'yi geçmeyen yazlık olarak değil de daimi amaçlı olarak kullanılan birer meskeni varsa ; Her ikisinin birer meskeni için ayrı ayrı indirimli sıfır bina vergisi oranının uygulanması gerekir. Ancak her ikisi de emekli olan eşlerden birine ait mesken, muayyen zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan bir konut yazlık mesken; birine ait mesken ise daimi amaçlı olarak kullanılan bir konut kışlık mesken ise, bu durumda sadece daimi amaçlı olarak kullanılan konut kışlık mesken için indirimli sıfır bina vergisi oranı uygulanır. Muayyen zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan konuttan yazlıktan ise emlak vergisi alınır. Emeklinin eşinin özel iş yerinin bulunmasının uygulamaya etkisi Gerekli şartları taşıyan emeklinin eşinin özel iş yerinin bulunması ve emeklinin eşinin buradan gelir elde etmesi, indirimli sıfır bina vergisi oranı uygulamasından yararlanma şartlarını ihlal anlamına gelmez ve dolayısıyla bu durum, emeklinin indirimli sıfır bina vergisi oranı uygulamasından yararlanmasına engel teşkil etmez. Sosyal Güvenlik Kurumundan alınan emekli maaşının yanı sıra eşten dolayı da ölüm aylığı alınması durumunda da diğer şartları taşımak kaydıyla indirimli sıfır oranlı emlak vergisinden yararlanılabilir. Yurt dışından emekli olanlar bu uygulamadan yararlanamaz. Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen tek meskeni olan veya bu meskende intifa hakkına sahip olup hiçbir geliri olmadığını belgeleyenler ile münhasıran Kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aylık alanların; elde ettikleri ve yıllık tutarı toplamı bina vergisi indiriminden yararlanılan yıldan bir önceki yılda geçerli olan ve Gelir Vergisi Kanununun 103’üncü maddesinde yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı geçmeyen her türlü menkul sermaye iradı geliri faiz-repo geliri , söz konusu mükelleflerin indirimli sıfır bina vergisi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmez. Türkiye sınırları içinde brüt 200 m2’yi geçmeyen, tek meskeni bulunan intifa hakkına sahip olunması hali dahil engelliler ,gaziler ile şehitlerin dul ve yetimlerinin bina vergisi indiriminden yararlanabilmesi için herhangi bir faaliyet veya gelir şartı aranılmayacak, bunlar herhal ve takdirde bina vergisi indiriminden yararlanacaklar. Geçici muaflıklar Emlak Vergisi Kanunun 5. Maddesine göre , a Mesken olarak kullanılan bina veya apartman dairelerinin " Yeni Türk Lirasından" az olmamak üzere vergi değerinin 1/4'ü, inşalarının sona erdiği yılı takibeden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır. Bu binaların, bina apartman ise dairelerin, mesken olarak kullanılması şartıyla, satınalma veya sair suretle iktisap olunması halinde de yukardaki muaflık hükmü kalan süre için uygulanır. Binanın, bina apartman ise dairenin, kısmen veya tamamen mesken olarak kullanılmaması halinde bu binaya veya daireye tanınmış bulunan muafiyet bu halin vukubulduğu yılı takibeden bütçe yılından itibaren düşer. Örnek Bay A’ya ait Büyükşehir belediyesinde bulunan meskenin inşaatı 2016 yılında bitmiş ise 2017 yılından itibaren 5 yıl süre ile 2017-2021 vergi değerinin 1/4’ü matrahtan düşülecek kalan tutar kadar emlak vergisi ödenecektir. Söz konusu meskenin bina vergi değeri matrahı TL ise, geçici mesken muaflığının uygulanması durumunda vergi matrahı Bina vergisi matrahı TL Matrahın 1/4 ü TL Geçici mesken muaflığı uygulandıktan sonraki matrah TL Bu durumda hesaplanması gereken verginin matrahı vergi değeri TL olur ve = 310 TL emlak vergisi ödenmesi gerekir. b Turizm Endüstrisine Teşvik Kanunu hükümleri dairesinde turizm müessesesi belgesi almış olan Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin adı geçen kanunda yazılı maksatlara tahsis ettikleri ve işletmelerine dahil binaları, inşalarının sona erdiği veya mevcut binaların bu maksada tahsisi halinde turizm müessesesi belgesinin alındığı yılı takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır. c Deprem, su basması, yangın gibi tabii afetler sebebiyle binaları yanan, yıkılan veya kullanılmaz hale gelen veya yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çiğ ve benzeri deprem hariç afetlerle zarar görmesi muhtemel yerlerdeki binaların vergi mükellefleri tarafından afetin vukubulduğu veya afete maruz bulunduğunun yetkili kuruluşça tebliği tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde afetin vukubulduğu yerde veya kamu kuruluşlarınca gösterilen yerlerde inşa edilen binalar inşalarının sona erdiği yılı, kamu kuruluşlarınca ilgili kanunlarına göre inşa olunup hak saheplerine teslim edilen binalar devredildikleri yılı takip eden bütçe yılından itibaren 10 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır. Bu halde, bu maddenin a fıkrası hükmü uygulanmaz. Şu kadar ki, kamu kuruluşlarınca afet bölgesi olduğu nedeniyle inşaat yasağı konulan yerlerde yapılan binalar için bu muafiyet uygulanmaz. Muafiyetten faydalanacak mükellefler, İmar ve İskan Bakanlığından veya bu Bakanlığın yetkili kıldığı kuruluşlardan afete maruz kaldıklarına dair alacakları bir belgeyi vergi dairesine ibraz etmeye mecburdurlar. d Fuar, sergi ve panayır yerlerinde inşa edilen binalar bu yerlerin açık bulunmadığı zamanlarda da kullanılanlar hariç, bu maksada tahsis edildikleri süre için vergiden muaftır. e Planlama teşkilatınca tespit ve tayin edilen geri kalmış bölgelerde inşa edilen sınai tesisler, inşalarının sona erdiği yılı takibeden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır. Yukarıda a, b, c ve d fıkralarında yazılı muafiyetlerden istifade için, mezkur fıkralarda yazılı hallerin vukuunda, keyfiyetin bütçe yılı içinde ilgili belediyeye bildirilmesi şarttır. Ancak, bu olaylar bütçe yılının son üç ayı içinde vukubulduğu takdirde bildirim, olayın vukubulduğu tarihten itibaren üç ay içinde yapılır. Süresinde bildirimde bulunulmazsa muafiyet, bildirimin yapıldığı yılı takibeden bütçe yılından muteber olur. Bu takdirde bildirimin yapıldığı bütçe yılının sonuna kadar geçen yıllara ait muafiyet hakkı düşer Köylerdeki inşaat için bildirimde bulunulmaz. f Organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerindeki binalar, inşalarının sona erdiği tarihi takip eden bütçe yılından itibaren 5 yıl süre ile geçici muafiyetten faydalandırılır. Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazinin Vergisi Emlak Vergisi Kanunun 30’uncu maddesinde , kanunlar veya diğer kamu düzenini koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina , arsa ve arazi vergisinin kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil edileceği hükme bağlanmıştır. Kısıtlı olarak vergileme, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren yapılır. Kısıtlama, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya imar programının kesinleştiği tarihe kadar devam eder. Kısıtlılığa ilişkin 1/10 oranında vergi oranının uygulanabilmesi için emlak sahibi tarafından ilgili belediyeye kısıtlamayı koyan idareden alınacak kısıtlılık durumunu gösteren belge ile yazılı müracaatta bulunulması gerekir. Buna göre kısıtlı verginin , imar planlarında resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binalar için uygulanması gerekmektedir. Belediyelerce bunların dışında kalan arsa ve araziler için kısıtlı vergi uygulaması imkanı bulunmamaktadır. Örneğin Gelir İdaresi Başkanlığının tarih ve 022908 sayılı görüşünde “ .... heyelan bölgesi ilan edilen arsa ve araziler için kısıtlı vergi uygulaması imkanı bulunmamaktadır.” denilmektedir. Arazi ve arsaların kısıtlılığı üzerinde yeni bina inşa edilmesine izin verilmemesi ile ilgilidir. Bunun dışındaki tasarruflar kısıtlanmış değildir. Diğer bir anlatımla üzerinde yeni bina inşa edilmesine izin verilmeyen sözkonusu arsa ve arazilerin alımı, satımı, kiraya verilmesi, ekilip biçilmesi mümkündür. Binalardaki kısıtlama ise üzerlerinde esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmemesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yine bu binaların alımı, satımı ve kiraya verilmesi mümkündür Kısıtlamanın kaldırılması halinde, kaldırılma tarihini takibeden bütçe yılından itibaren emlakın vergisi, tüm vergi değeri üzerinden ödenir. Kısıtlamanın devam ettiği sürede tecil edilen verginin 9/10’u bina, arsa veya arazinin satılması, istimlaki veya hibe yoluyla ahara devir ve temliki halinde, tahsilat zaman aşımına uğramamış olanları muaccel hale gelir. Tahsili söz konusu olan 9/10 oranındaki emlak vergilerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 ve 51 inci maddelerine göre faiz ve gecikme zammı tatbik edilmemesi gerekmektedir. Daimi Muaflıklar Emlak Vergisi Kanununun 4. Maddesinde sayılanlar emlak vergisi ödemezler Diğer Hususlar Mülkiyeti Hazineye ait olan ancak Vakfımız lehine irtifak hakkı tesis edilen arazi için emlak vergisi ödememiz gerekir mi? Mülkiyeti Hazine'ye ait olan ve vakıf lehine irtifak hakkı tesis edilen arazi için emlak vergisi ödenmez. Ancak, bu arazi üzerine vakıf tarafından bina inşa edilmesi halinde bina için emlak vergisi ödenir. Şirketin aktifinde bulunan araziyi ağaçlandırmak ve orman haline getirmek istiyoruz. Bu halde bu arazi için emlak vergisi muafiyetimiz olur mu? Emlak Vergisi Kanunu 15. Maddesine göre devlet ormanları dışında insan emeğiyle yeniden orman haline getirilmek üzere ağaçlandırılan arazi 50 yıl emlak vergisinden muaf olur. Özel Kanunlarına göre, Devlet Ormanları dışında insan emeğiyle yeniden orman haline getirilmek üzere ağaçlandırılan arazide aranılan şartlar ise 12/05/1974 tarih ve 7/8147 Numaralı Bakanlar Kurulu Kararında açıklanmıştır. Bu şartları sağlamanız halinde söz konusu arazi maddede belirtildiği şekilde emlak vergisinden muaf olur. Köy sınırları içindeki binanın Emlak Vergisi muafiyeti olur mu? Belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan bina, arsa ve arazilerin kiraya verilmemek şartıyla bina ve arazi vergisinden daimi muaf tutulur. Köyde olsa dahi mücavir alan sınırı içinde ise bina için Emlak Vergisi ödenir. Emlak Vergisi Bildirimi Emlak Vergisi Kanunun 30'uncu maddesinin son fıkrasına göre tapu daireleri devir ve ferağ işlemini, işlemin yapıldığı ayı takip eden ayın 15' inci günü akşamına kadar ilgili belediyelere bildirir. EMLÂK VERGİSİ KANUNU GENEL TEBLİĞİ’ne SERİ NO 57 göre belediyeler, devir ve ferağ işlemlerinden sonra devredenden tapu senedi veya herhangi bir belge istemeden devredenin emlak vergisi mükellefiyetini devir ve ferağın yapıldığı yılı takip eden bütçe yılı başından itibaren re'sen terkin etmekle yükümlüdür. Emlak Vergisi Kanununun 23’üncü maddesine göre Emlak Vergisi mükelleflerinin gayrimenkulün bulunduğu belediyelerin emlak servislerine müracaat edip bildirimde bulunmaları gerekir. Bildirimlerin; a Yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı yılı içerisinde, b Kanunun 33’üncü maddesinde 8 numaralı fıkra hariç yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde, değişikliğin vuku bulduğu yıl içerisinde, verilmesi gerekmektedir. Ancak, yukarıda belirtilen değişikliklerin ilgili yılın son üç ayı içinde meydana gelmesi halinde bildirim, olayın meydana geldiği tarihten itibaren üç ay içinde ilgili belediyeye verilir. Örneğin tarihinde inşaatı biten veya bu tarihte yapılan satış işlemi sonrası el değiştiren bir bina için bildirimin tarihine kadar verilmiş olması gerekir. Ancak söz konusu durumların tarihinde gerçekleşmiş olması halinde bildirimin üç ay içinde yani tarihine kadar verilmesi gerekir. Vergi değerini tadil eden ve bu nedenle bildirim verilmesini gerektiren sebepler Kanunun 33’üncü maddesinde sayılmıştır 1. Yeni bina inşa edilmesi Mevcut binalara ilaveler yapılması veya asansör veya kalorifer tesisleri konulması yeni inşaat hükmündedir. 2. Bir binanın yanması, yıkılması suretiyle veya sair sebeplerle tamamen veya kısmen harabolması veya binada mevcut asansör veya kalorifer tesislerinin kısmen veya tamamen kaldırılması; 3. Bir binanın kullanış tarzının tamamen değiştirilmesi veya bir binanın ikamete mahsus mahallerinden bir kısmının dükkan, mağaza, depo gibi ticaret ve sanat icrasına mahsus mahaller haline kalbedilmesi Bu hükmün uygulanmasında bir apartmanın her dairesi bir bina sayılır ve tadil sebebi, yalnız kullanış tarzı tamamen veya kısmen değiştirilen daire için geçerli olur. 4. Arazinin hal ve heyetinde değişiklik olması; a Arazinin fidanlandırılması veya ağaçlandırılması, bağ haline getirilmesi; b Fidanlı, ağaçlı veya kütüklü bir arazinin tarla haline getirilmesi veya gelmesi; c Tarım yapılan bir arazinin tabii bir afet veya arıza sebebiyle veya sair sebepler yüzünden tarıma elvirişsiz hale gelmesi; d Tarım yapılmıyan bir arazinin tarıma elverişli hale getirilmesi; e Arazinin parsellenmek suretiyle arsalar haline getirilmesi; 5. Bir binanın mütemmimi durumunda olan arazinin mütemmimlik durumundan çıkması veya bir arazi ve arsanın bina mütemmimi durumuna girmesi, 6. Bir bina veya arazinin taksim veya ifraz edilmesi veya mükellefinin değişmesi Araziden bir kısmının istimlak edilmesi de ifraz hükmündedir. 7. Müteaddit arazi ve arsaların tek bir arazi ve arsa haline getirilmesi veya müteaddit hisselere ayrılmış olan bir binanın bütün hisselerinin birleştirilmesi; 8. Herhangi bir sebep yüzünden bir şehir, kasaba veya köyün tamamında devamlı olmak üzere bina veya arazinin değerlerinde %25'i aşan oranda artma veya eksilme olması. VERGİ İHTİLAFLARI Danıştay 9. Daire 2013/6870 E. , 2013/10358 K. Özeti Takdir Komisyonlarının görevinin, matrah ve servet takdiri yapmak olduğu, mükelleflerin sahte fatura kullandığı gerekçesiyle indirimlerin reddine ilişkin takdir yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle sahte fatura kullanım nedeniyle takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden tarhiyat yapılamayacağı hakkında. Temyiz İsteminde Bulunan … San. Ltd. Şti. Karşı Taraf …Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti Davacı adına bir kısım alış faturalarının sahte olduğundan bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2006/Mart, Haziran-Ağustos, Ekim-Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden İzmir 1. Vergi Mahkemesi’nin 15/02/2013 günlü, E2012/1016; K2013/153 sayılı kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir. Cevabın Özeti Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. Tetkik Hakiminin Düşüncesi 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun değerlendirilmesinden; mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmadığı ve sahte fatura olduğu hususunun ortaya konulmuş olması durumunda 3065 sayılı Kanun ile getirilen ve katma değer vergisine özgü bir mekanizma olan indirim mekanizmasından yararlanamayacakları, söz konusu fatura ve belgelerin gerçek durumu yansıtmaması durumunda, vergi dairesince, mükellefin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle hakkında tarhiyat yapılabileceği anlaşılmaktadır. Takdir komisyonlarının görevi ise; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ile vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek olup, mükelleflerin; gerek sahte fatura kullanmaları gerekse defter ve belgelerini ibraz etmemeleri gibi durumlar, matrah takdirini gerektiren durumlar değil, katma değer vergisi indirim mekanizması içinde değerlendirilmesi icabeden ve katma değer vergisi indirimlerinin reddini gerektiren durumlar olduğundan, bu gibi hallerde, mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmesinde ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olan ve katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonlarınca takdir edilen matrah üzerinden cezalı tarhiyat yapılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu nedenle, katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonunca alınan karara istinaden davacı adına yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddine karar veren vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü Davacı adına bir kısım alış faturalarının sahte olduğundan bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2006/Mart, Haziran-Ağustos, Ekim-Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanun’un “Re’sen Vergi Tarhı” başlıklı 30. maddesinde, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış ve maddenin 6. bendinde; tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa, bu bir re’sen tarh nedeni olarak belirlenmiştir. Aynı Kanun’un “Takdir Kararı” başlıklı 31. maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanılacağı belirtilmiş, “Komisyonların Görevleri” başlıklı 74. maddesinin a’ fıkrasının 1. bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; ise vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek komisyonun görevleri olarak belirlenmiştir. Bilindiği üzere, katma değer vergisi, mal ve hizmetlerin üretiminden tüketimine kadar geçen üretici, tüketici, yarı toptancı, perakendeci gibi her aşamada katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonunda tümü tüketici üzerine kalan bir vergi olup katma değer vergisini, diğer vergilerden ayıran en önemli özellik, vergi indirimi mekanizmasıdır. Mekanizmanın işleyişi, emtia teslim ve hizmet bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu satışların girdilerine ilişkin olarak ödenen katma değer vergisinin indirilmesi esasına dayanmaktadır. Vergi mükellefi, katma değer vergisi sistemi içinde, aracı görevi yapar. Sattığı mal ve hizmetler üzerinden tahsil ettiği vergiden mal ve hizmet alışında ödediği vergiyi indirir, bakiyesini devlete öder. Bu işlem her safhadaki mükellef tarafından tekrarlanmaktadır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinde de, katma değer vergisi indirim mekanizması düzenlenmiş, 29. maddenin a bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, 3065 sayılı Kanun’un 29. maddesine göre mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle düzenlenen fatura ve benzeri vesikalardaki katma değer vergisini indirim konusu yapabilirler. Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin B bendinde ifade edildiği üzere vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu kuralın gereği olarak mükelleflerin Katma Değer Vergisi Kanununun yukarıda sözü edilen 29. maddesi hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır. Bu madde hükümlerine göre mal alışları nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin indirim ve iade konusu yapılabilmesi için faturaların gerçek bir mal alım satımı karşılığı düzenlenmesi gerekmektedir. Mükelleflerce indirim konusu yapılan katma değer vergilerine ilişkin fatura ve benzeri belgelerin gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı ve düzenlenen belgelerin muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge olduğu hususlarının vergi dairesince, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılacak inceleme sonucu açık ve somut bir şekilde tespit edilmesi durumunda, indirim konusu vergilerin reddi ve resen vergi tarhiyatına konu yapılabileceği açıktır. Bu kapsamda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu; aynı maddenin 2. fıkrasında ise, incelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının 2006 yılında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığının vergi tekniği raporu ile belirlendiği gerekçesiyle 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 30. maddesi uyarınca Takdir Komisyonuna sevk edilerek burada tespit edilen matrah üzerinden tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin davacıya tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Yukarıdaki kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmadığı ve sahte fatura olduğu hususunun ortaya konulmuş olması durumunda 3065 sayılı Kanun ile getirilen ve katma değer vergisine özgü bir mekanizma olan indirim mekanizmasından yararlanamayacakları, ancak davacının sahte fatura kullandığı hususunun ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak yapılacak vergi incelemesi sonucunda düzenlenecek vergi inceleme raporu ile tespit edilebilecek bir durum olduğu, zira burada tespit edilecek hususun, matrahın beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi değil, mükellefin yasal defterlerine kaydetmek suretiyle indirim konusu yaptığı fatura ve belgelerin gerçek durumu yansıtıp yansıtmaması olduğu, söz konusu fatura ve belgelerin gerçek durumu yansıtmaması durumunda ise, vergi dairesince, mükellefin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle hakkında tarhiyat yapılabileceği anlaşılmaktadır. Takdir komisyonlarının görevi; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ile vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmektir. 3065 sayılı Yasa’da öngörülen indirim mekanizması ise, vergilendirme tekniği açısından, matrah takdirinden farklı bir müessese olup mükelleflerin; gerek sahte fatura kullanmaları gerekse defter ve belgelerini ibraz etmemeleri gibi durumlarda, matrah takdirini gerektiren bir husus bulunmaması nedeniyle, bu tür fiillerin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. ve 34. Maddelerinde düzenlenen, indirim mekanizması içinde değerlendirilmesi suretiyle, katma değer vergisi indirimleri yönünden yapılacak vergi incelemesi ile bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Bu nedenle, bu gibi hallerde, mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmesi ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olan ve katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonlarınca takdir edilen matrah üzerinden cezalı tarhiyat yapılması mümkün değildir. İdari işlem ve tasarruflarla kişilerin hukukunda haricen değişiklik yapma yetki ve imtiyazına sahip olan idarenin, bu yetkisini kullanırken öncelikle yetkinin kullanılmasına ilişkin şekil ve koşullarının belirlendiği usul kanunlarının kendi üzerine yüklediği görevler çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Zira Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu da idarenin işlem ve eylemlerini, hukuk kuralları çerçevesinde ve yine bu kuralların yüklediği görev ve yetki kapsamında yürütmesidir. Bu nedenle yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca, davacının sahte fatura kullandığından bahisle takdir komisyonuna sevk edilmesi üzerine, katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonunca alınan karara istinaden davacı adına yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İzmir 1. Vergi Mahkemesi’nin 15/02/2013 günlü, E2012/1016; K2013/153 sayılı kararının bozulmasına, onbeş gün içinde kararın düzeltmesi yolu açık olmak üzere, tarihinde oybirliği ile karar verildi. İstanbul’da emlak takdir komisyonlarının belirlediği yüzde 100’ü aşan artışlar dikkat çekerken, Beykoz Göksu’daki yüzde oran şaşkınlığa neden oldu. 18 Temmuz 2021 Pazar, 0200 Abone Ol Ev, arsa, arazi, işyeri gibi milyonlarca gayrimenkul sahibinin ödediği emlak vergisine esas olacak ve önümüzdeki dört yılın emlak rayiç bedellerini belirleyecek takdir komisyonları toplandı ve 30 Haziran itibarıyla yeni rakamları askıya çıkardı. Ancak yapılan fahiş artışlara karşı davalar da açılmaya başladı. Özellikle İstanbul’un ilçelerinde yüzde 100’ü aşan artışlar dikkat çekerken, örneğin İstanbul Beykoz’daki yüzde artış şaşkınlığa neden oldu. Bu kapsamda Göksu Evleri Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi de İstanbul Vergi Mahkemesi Başkanlığı’na başvurarak Beykoz Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğü’ne dava açtı ve yürütmenin durdurulmasını istedi. YASAL KRİTER UYARISIDilekçede, davayı açan kooperatifin maliki bulunduğu gayrimenkullerin emlak vergilerinin takdiri sırasında Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 19 Mart 2021 tarih ve 2021/1 Sayılı Emlak Vergisi Kanunu İç Genelgesi’nde belirtilen değerlemeye ilişkin objektif kriterlerin göz ardı edildiği belirtildi ve “Gerçek alım-satım değerleriyle ilgisi bulunmayan, olağanüstü yüksek arsa değerlerinin takdir edilerek adil olmayan, orantısız ve fahiş artış yapıldı” denildi. Yine dilekçede aynı cadde veya sokak üzerindeki en düşük değerdeki arsanın değerinin esas alınması gerektiği belirtilirken Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK rakamlarına göre geçen dört yılda İstanbul’da enflasyonun yüzde arttığı hatırlatıldı ve metrekare başına yüzde artışın hiçbir yasal kriterle bağdaşmadığı vurgulandı. Ayrıca dilekçede dikkat çeken diğer bir konu ise bölgenin henüz bir imar planının olmadığına yönelik açıklama. İstanbul 4. İdare Mahkemesi kararı ile Beykoz bölgesi imar planlarının iptal edildiği, henüz kesinleşen bir karar da olmadığı ifade edildi. İmar planı düzenlenmemiş olması karşısında taşınmazların emlak değerini belirleyecek somut bir değerin olmadığının da altı çizildi. Tüm anlatılan gerekçeler çerçevesinde takdir komisyonu kararının iptali talep edildi. SON TARİHE DİKKATTakdir komisyonlarınca belirlenen yeni emlak değerleri 30 gün boyunca belediyelerde ve muhtarlıklarda asılı olacak. Yeni rayiçleri yüksek bulan mükellefler, tebliğ tarihi olan 30 Haziran’dan itibaren 30 gün içinde yani 30 Temmuz’a kadar ilgili vergi mahkemesinde dava açabilir. Takdir komisyonu kararlarına karşı 30 gün içinde dava açılmazsa belirlenen değerler kesinlik kazanmış olacak. SORUNLU YER ÇOK Benzer bir tartışma İstanbul Beyoğlu Belediyesi’yle yaşanıyor. T24’ün haberine göre geçen ay yüzde 45 olarak belirlenen emlak vergi artışı, bu ay yüzde 80’e çıkarıldı. Belediye, emlak vergisi rayiç bedellerinin belirlenmesi sürecinde Beyoğlu sakinlerinin yüzde 45’lik zamma yaptığı itirazları dikkate almazken valilik merkez komisyonunun tavsiye niteliğindeki yüzde 80’lik zam önerisini benimseyerek vergi zammını yüzde 45’ten 80’e yükseltti. En Çok Okunan Haberler

emlak vergisi takdir komisyonu kararına itiraz dilekçesi örneği